İYİ Kİ RAMAZANLAR VE BAYRAMLAR VAR...

Düşündüm de, iyi ki Ramazanlar ve bayramlarımız var. Çünkü:

Toplumumuzun önemli bir kesiminin din ile ilgili bağlantıları sene içerisinde git gide zayıflıyor, tâki Ramazan ayı gelene kadar.

Her Ramazan ayı geldiğinde ise büyük çoğunluğumuzun dinimiz ile irtibatı (kişiden kişiye oranlar  değişmekle birlikte) önemli oranda artıyor. Bayramlarda ise toplumumuzun tamamına yakınında bu irtibat sağlanıyor. Ramazanda kurulan bu bağ bazılarında kalıcı hale gelip daha sonraki zamanlarda da devam edebiliyor.

Şayet Ramazanlar ve bayramlar olmasaydı, belki de zaman içerisinde zayıflayan dini hayat öbür sene daha azalacak, öbür sene daha az, daha az derken bazıları için dinimizin sadece adı kalacaktı. 

Bizlere Ramazan aylarını ve bayramlarımızı ikram eden Rabbimize sonsuz hamdolsun

SORU SORANLARIN FARKLI AMAÇLARI

 Zaman zaman çevremizden, tanıdıklarımızdan bize dini içerikli soru soranlar olur.

Soru soranların bir kısmı alacağı cevaba göre hareket etmek için sorarlar. Bunlar gerçekten iyi niyetli ve gerçeği öğrenmek isteyen kişilerdir.

Bir kısmının ise o konuda zihninde bir düşünce oluşmuş ve kararını vermiştir. Bu görüşüne dini yönden de bir dayanak bir fetva bulmak isterler ve bunun için sorarlar.

 Araştırdığınızda bu tür kişilerin çoğunlukla aynı soruyu daha önce de farklı  kişilere sorduklarını öğrenirsiniz.. Fakat kendi düşüncelerine uygun cevap alamadıklarından, alabilmek maksadıyla farklı kişilere sormaya devam ederler. Bunların maksadı hakikati öğrenerek ona göre davranmak değildir. Maksat kafalarında oluşan düşünceyi birilerine onaylatarak vebali onun omuzlarına artmak ve kendisini psikolojik olarak rahatlatmaktır.

Rabbim heva ve hevesimize göre davranmaktan muhafaza eylesin.

Ali USLU - 18/03/2026 -  TAVŞANLI   

HASTALIKLARI SADAKA İLE TEDAVİ ETMEK

 “Mallarınızı zekâtla koruyun, hastalarınızı sadaka ile tedavi edin, belaya da dua hazırlayın.” (Taberani)

"...Hastalarınızı sadaka ile tedavi ediniz" Bölümünü "hastalıklarınızı sadaka ile tedavi ediniz " şeklinde de anlamak hadis-i şerifin maksadına aykırı düşmez.

Bu hadis tıbbî tedaviyi reddetmez ve ona engel de değildir. Belki onlara bir destektir.

Demek ki sadakanın Rabbimiz katındaki tecellilerinden birisi de hastalıklardan korunma ve tedavisinde faydalarının olmasıdır. 

Aynı hastalığa aynı derecede yakalanmış kişilerin tedavisinde uygulanan aynı tedavi metotlarından bazılarının istifade ettiği bazılarının etmediği malumdur. Bunların çok değişik sebepleri vardır. Sadaka vermek de bu sebeplerden birisi olabilir.

Bir de psikolojik kökenli hastalıklar vardır ki bir çoğunun sebebi tam olarak bilinmemektedir. Sadaka tedavisinin bu tür sıkıntılarda  daha etkili olacağını düşünüyorum.

Peki sadakanın miktarı ne olmalıdır?

-Bu kişinin maddi gücüne göre değişir. Yük trenlerinin taşıyabildiği yük miktarı farklıdır. TIR larınki farklı, kamyonetlerin ki farklıdır. Sadakanın miktarı meselesi de bunun gibidir.

Bir de ciddi hastalıklarda ilaçların kullanımı nasıl ki devamlılık arz ediyorsa, sadakanın da bir kez değil devamlılık göstermesi gerekir diye düşünüyorum. Bir de sadaka verirken -hastanın veya hastalığın - şifası niyetiyle vermek daha isabetli olur diye düşünüyorum.

Allahu e'lemü bissavap (en doğrusunu Allah bilir)

Ali USLU

AJANLAR ÜLKEMİZDE NELER YAPAR

 Görevi ülkemizi karıştırmak ve mümkün olduğunca zayıflatmak, güçsüz duruma düşürmek olan,Türkçeyi ve Türkiyeyi çok iyi bilen bir ajan sizce neler yapar?

Ben biraz düşündüm, ülkemizin hassas, kırılgan yerleri nerelerse oralar üzerinde yoğunlaşır oraları kaşır? Mesela:

*Türk- Kürt meselesi kaşınabilir

*Alevi - sünni meselesi kaşınabilir.

*Dindar- sekülerler, dindarlık- laiklik meselesi kaşınabilir.

Bunlar üzerinde çalışmak bu meseleleri kaşımak için muhtemelen önce şunları yapar:

* Önce gerek yurt içinde gerek yurt dışında pek çok sahte sosyal medya hesapları açar. Sonra faaliyet yapacağı hedef kitleye uygun profil resmi ve takma isimler oluşturur. Mesela:

Bir tanesine PKK  lıların kullandığı yüzünün bir kısmı kapalı fotoğraf koyar. Oradan Kürtlerin haklarıyla ilgili, onlara haksızlık yapıldığıyla ilgili yalan yanlış paylaşımlar yapar. Bu arada devlete ve Türklere de hakaretler eder.

Bir tanesine Türk bayrağı fotoğrafı koyarak Türk milliyetçisiymiş gibi görünüp Kürtlere hakaretler paylaşır.

Bir tanesine sarıklı bir fotoğraf veya kelime-i tevhid yazılı bayrak koyar. Dini paylaşımlar yapar. Özellikle dindar olmayanları tahrik edecek, onları dindarlardan nefret ettirecek paylaşımlar yapar. Onlara hakaretler eder.

Bir tanesine  laikliği temsil eden fotoğraf koyar dindarlara, dine , dince kutsal sayılan değerlere hakaretler eder.

Bir tanesine aleviliğin simgelerinden ucu çatal kılıç  resmi veya Hz. Ali'nin sonradan çizilmiş hayali resmini koyar, oradan sünnilere hakaretler eder. Alevilerin haklarının yendiğine dair paylaşımlar yapar.

Bir tanesine yine dindarlığın simgelerinden bir fotoğraf koyup alevilere, şiilere hakaretler eder. Yine sahte hesaplarla paylaşımlarının altına ortalığı kızıştıracak mahiyette yorumlar yapar.

Sonra gülerek seyreder. Çünkü her kesimden heyecanlı tipler bu paylaşımların altına lehte veya aleyhte yorumlar yazar, karşı tarafa hakaretler eder. Bu durum içten içe toplumdaki bazı kişileri diğerlerine karşı keskinleştirir. Onlara karşı olumsuz duygu beslemekten nefrete kadar varan bir ruh hali oluşturur.

Bir de ne kadar fazla yorum olursa o kadar fazla kişiye ulaşır. 

Bu arada bir not düşeyim: Benim paylaşımlarım istatistiklerine baktığımda genelde 1500 ile 6000 arasında  "görüntü" alır. Geçenlerde bir mevzu sormuştum, iş tartışmaya döndü yorumlar, yorumlar...  kısa zamanda 210 000 görüntülenmiş. Hiç tanımadığım kişilerin ilginç yorumları, su-i zanda bulunmalar falan. Hemen paylaşımı kaldırdım. Demem o ki, tartışmalı paylaşımlar hiç tahmin edemeyeceğimiz yerlere kadar ulaşıyor.

Elbette ajanların çok karmaşık faaliyetleri de vardır yukarıda saydığımız muhtemel şeyler hiç risk taşımayan, masraf istemeyen en basit ajanlık faaliyetleridir. 

Başka neler yapabilirler? 

Nasıl ki binanın sağlamlılığı binanın direklerinin ve kolonlarının sağlamlığına bağlıdır. Toplumun sağlamlılığı da onu ayakta tutan milli ve manevi değerlerimizin gücüne bağlıdır. Çeşitli bahanelerle milli ve manevi değerlerimizi itibarsızlaştırma için yapılan faaliyetler binanın direk ve kolonlarına yapılan müdahale gibidir.

Bizler sosyal medyadaki paylaşımlara hemen inanır ve altına yorumlar yaparken dikkat etmezsek ajanların yaktığı ateşe odun taşımış olabiliriz.

09,03,2026   Ali USLU - TAVŞANLI

ÖĞRETMENİN BIÇAKLANMASI /ÖLDÜRÜLMESİ ÜZERİNE...

ÖĞRETMENLERİN BIÇAKLANMASI /ÖLDÜRÜLMESİ ÜZERİNE...
Değişik kademe ve değişik okullarda çalışmış emekli bir eğitimci olarak bu konudaki görüşlerim şunlardır:
Okullardaki bu tür müessif olayların en önemli sebebi, zorunlu 12 yıllık kesintisiz eğitimdir.
Okumak istemeyen çocukları zorunlu olarak okula getirmek hem onlara zulüm, hem sınıf arkadaşlarına zulüm, hem öğretmenlerine zulüm, hem de bu topluma zulümdür.
Öğrenciye zulümdür. Çünkü: "Zorla güzellik olmaz" fehvasınca zorla okula getirilen çocuk okuldan ve derslerden sıkılır. Okuldan istifade edemediği gibi, o zaman aralığında öğrenmesi gereken diğer mesleklerden de mahrum kalır.
Arkadaşlarına zulümdür. Çünkü:
Okumak istemeyen öğrenci derslerde bir varlık gösteremez. Kendini göstermek kendinden bahsettirmek için akran zorbalığına başvurabilir, çete oluşturarak arkadaşlarına zarar verebilir. Dersleri sabote ederek arkadaşlarının dersleri anlamasına engel olabilirler.
Öğretmene zulümdür.Çünkü:
Okumak istemeyen çocukları normal öğrencilerin çekindiği şeylerle korkutamazsınız. Notlardan düşük almak, zayıf almak onlar için önemli değildir. Disiplin cezası, ki -en ağırı örgün eğitimden çıkarmaktır- onlar için bir ödül mahiyetindedir. Dayak zaten yasak, ki yasak olmasa bile delikanlı çocuklarla herkes baş edemez. Bu sebeple öğretmen bu çocuklar üzerinde hakimiyet kuramaz, sınıfta otorite boşluğu oluşur. bilgisini sınıfa istediği biçimde aktaramaz, enerjisinin çoğunu sınıf sükunetini sağlamaya harcar. Bu esnada bu tip bazı öğrenciler öğretmene kafa tutarlar, çok nadir de olsa öğretmene şiddet uygalayanlar da olur.
Bu gibi durumlar onun manevi tatmin duygusunu olumsuz anlamda etkiler, mutsuz olur, hatta öğretmenlikten bıkanlar olur.
Topluma zulümdür.Çünkü:
Toplumun vergileriyle yürüyen eğitim öğretim faaliyetleri istenilen sonuca ulaşamadığı için bu manada masrafların bir kısmı boşa gitmiş olur. Ayrıca bu tür öğrencilerin kötü alışkanlıkları diğer öğrencilere nispetle daha fazladır. Bunlar bazen normal öğrencileri kandırarak, kendine uydurarak onların da kötü alışkanlıklar edinmesine sebep olabiliyorlar. Kendilerine uygun yerlerde istihdam edilseler kendisine ve topluma faydalı olabilecek bireyler, zorunlu eğitim sebebiyle bazıları hem okulda hem okuldan sonraki hayatında problemli bireyler olarak toplum içerisinde yasamaya devam ediyorlar. Toplum bunların olumsuzluklarıyla da uğraşmak zorunda kalıyor.
Tabii bu durum tek sebep değildir, mutlaka başka etkenler de vardır. Fakat benim tesbit edebildiğim en önemli sebep budur.
Sosyal medyadaki bu tür haberlerin yorumlarında bir çok kişi çocuk eğitiminin ailede başladığından vb bahsediyorlar ki haklılar. Fakat problemin kaynağı aile ise bu durumda ne yapacağız?
Zannedersem her aile normal olarak görülüyor. Durum hiç de öyle değil... Öyle aileler var ki ha var, ha yok... Öyle aileler de var ki onların verdiği yanlış eğitimi düzeltmek, çocuğun olumsuz davranışlarını sıfır noktasına getirmek bile zaman alıyor.
Ben bu konuda bildiklerimi paylaştım.. Çünkü bu konuda elimden ancak bu geliyor.
Ölenleri geri getiremeyiz fakat gelecekte yaşanması muhtemel bazı olumsuz vakaları önleyebiliriz.
Bu vesile ile genç yaşında hayattan koparılan öğretmenimize Allah Teâlâ'dan rahmet, yakınlarına sabırlar diliyorum. Yaralanan öğretmen ve öğrenci kardeşlerimize de şifalar diliyorum.
04/03/2026 Ali USLU -TAVŞANLI

GOCA GAVUR

 GOCA GAVUR

Rahmetli babam, ABD, Rusya, İngiltere gibi emperyalist devletlerden bahsederken "goca gavur" derdi.

Evet, her zaman yaptığı gibi goca gavur yine gavurluğunu yapıyor.

Bunların müdahale / işgal için her zaman bir bahaneleri vardır;

Özgürlük, insan hakları, demokrasi... gibi.

Allah Teâlâ zulümlerini kendi sonlarına vesile kılsın..

Ali USLU

MANŞET!

İYİ Kİ RAMAZANLAR VE BAYRAMLAR VAR...

Düşündüm de, iyi ki Ramazanlar ve bayramlarımız var. Çünkü: Toplumumuzun önemli bir kesiminin din ile ilgili bağlantıları sene içerisinde gi...