İNSANI ÖZGÜRLEŞTİREN İKİ CÜMLE.

 Allahu Ekber" - Allah en büyüktür, Allah tek büyüktür" Sözüne iman etmiş kimseler için artık diğer tüm büyükler(!) (büyüklük taslayanlar, büyük gösterilenler)  anlamını yitirmiştir.

 Ancak Allah Teâlâ'nın övdüğü ve önem verdiklerine de önem verir saygı duyar büyük kabul ederiz. Lakin bu büyüklük yine O'na bağlı  / O'nun sebebiyle olan büyüklüktür.

"Lâ havle velâ kuvvete illâ billah" sözüne iman eden kimse ise, gerçek kuvvet ve kudretin O'na ait olduğunu bilir. 

(Ondan başka kimler ve neler varsa, ancak O'nun izin verdiği kadar kudrete sahip olabilirler. O izin vermediğinde ise yüzündeki sineği dahi kovamazlar.)

Özetle, yukarıda yazdığımız iki önemli cümleye inanmak ve bunu içselleştirmek - ki bunlar imanımıza taalluk eden bilgilerdir- insanı özgürleştiriyor, stresten, kaygılardan uzaklaştırıyor,  gücü her şeye yeten, ve her şey kudret elinde olan Allah'a dayanmanın huzur ve mutluluğunu yaşatıyor. 

12/08/2026 - Ali USLU

ACI OLAN, VE ACITAN GERÇEKLER

 Bazı gerçekler acıdır ve bu gerçekler aynı zamanda acıtır.

Bu sebeple pek çok kişi acı ve acıtan gerçekleri kabul edip onlarla yüzleşmek yerine, tatlı yalanlara inanmayı ve peşinden gitmeyi tercih ederler.

Ali USLU


ÂCİZLİĞİNİ ANLAMAK

 İnsanoğlu bir gün kendisinin ne kadar aciz bir varlık olduğunu; güç, kuvvet ve kudret sahibinin yalnızca O olduğunu anlar. 

Fakat bunu ne kadar erken fark edip anlarsa kendisi için o kadar iyi olur. 

Hele kudretli zamanlarında iken fark edip anlarsa çok daha iyi olur.

Maalesef bazı kimseler bunu çok geç anlıyorlar o zaman da çoğu kez iş işten geçmiş oluyor. 

Tıpkı Firavunun denizde boğulurken anladığı gibi.

30/07/2026 - Ali USLU - TAVŞANLI

MÜSLÜMAN OLARAK CAN VERMEK İÇİN

"Ey iman edenler! Allah'tan, O'na yaraşır şekilde korkun ve ancak müslümanlar olarak can verin." (Âl-i İmrân /102)

Yukarıdaki ayet-i kerimede ilk bakışta birbirinden bağımsız iki ayrı cümle var gibi görünüyor:

1- Allah'tan gereği gibi korkmak (hakkıyla takva sahibi olmak) 

2- Müslüman olarak emaneti teslim etmeye azami gayret göstermek. 

Ayeti kerime içerisinde birbirinden bağımsız gibi görünen bu iki cümleyi biraz tefekkür edince aralarında çok önemli bir bağ / alâka olduğu zihnime düştü. Şöyle ki:

Kişinin takvaya uygun hayat sürmesi ile müslüman olarak can vermesi ihtimalinin birbiriyle doğru orantılı olduğunu düşündüm. (Allâhü e'lem)

Aşağıdaki  Teğâbun suresi 16. ayette ise takvamızın asgari ölçüleri belirtiliyor. Takvâ ölçümüz ne kadar ve nasıl olmalıdır sorusuna cevap veriyor.

"O hâlde, gücünüz yettiği kadar Allah'a karşı gelmekten sakının..."

Malumdur ki, insanların maddi, mânevi, fiziki, ekonomik ve sosyal manada güçleri aynı değildir.

Devamında ise takvaya ulaşmanın bazı yolları öğretiliyor:

 "... Dinleyin, itaat edin, kendi iyiliğiniz için harcayın. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir."

Rabbimiz, nefsimize ve neslimize, Allah Teâlâ'dan hakkıyla korkarak yaşamayı (Emir ve yasaklarına titizlikle sarılarak yaşamayı) emaneti teslim etme zamanı gelince, mü'min, muvahhid, müslüman olarak ruhumuzu teslim etmeyi lutfeylesin.

23. 07.2026 - Ali USLU 


GENELLEME HATASI

 Sosyal medyada sık sık karşılaştığımız bir durum var. Bazı kişiler karşılaştığı olumsuz durumlar sebebiyle olumsuz davranışlarları veya karakterleri genelleyerek işte insanlar şöyle olmuş böyle olmuş diyorlar.

Aslına bakarsak:

Herkes nankör değildir. Fakat herkes vefalı da değildir.

Herkes sahtekar olmadığı gibi, herkes dürüst de değildir.

Yine herkes namussuz olmadığı gibi, herkesin namuslu olması da pek mümkün değildir.

Bu olumlu ve olumsuz önekleri çoğaltabiliriz.

Tembel- çalışkan, kaba saba -nazik, kibar, saygılı - saygısız, vb

Hayal kırıklığı yaşamamak için özellikle yeni tanıdığımız kişileri biraz gözlemleyip, zaaflarını tesbit ederek ona göre muamele etmek yararlı olur.

Unutmayalım ki her dönemde iyi ve kötü, güzel ahlaklı ve ahlaksız insanlar olmuştur. Bundan sonra da olmaya devam edecektir. İyi dediğimiz dönemlerde iyilerin, olumlu davranışlarda bulunanların oranı fazla olmuştur. O kadar...

Ali USLU 

BUNALANLAR İÇİN ÇIKIŞ YOLU

 Diyelim ki, çok sıcak ve güneşli bir yaz gününde yaya olarak bir yere gitmek zorunda kaldınız. Sıcaktan iyice bunaldığınız bir zamanda koyak gölgesi olan büyük ağaçların olduğu, yanında çeşmenin aktığı bir yer gördünüz. Ne yaparsınız?

Tabi ki gölgeye koşarsınız, oraya sığınırsınız. Sudan içer, elinizi yüzünüzü yıkar ağaçların altında istirahat edersiniz değil mi? Bu durum sizin için o anda paha biçilmez bir haldir.
Günlük hayatımızda da bazen çok bunaldığımız, zamanlar olur.
Bazen haksızlığa uğrarsınız.
Bazen yanlış anlaşılırsınız.
Bazen vefasızlığa hatta ihanete uğrarsınız.
Bazen bir şeye çok kızarsınız.
Bazen hayat anlamsız hale gelir. Yaşama zevkinizi / hevesinizi kaybedersiniz.
Bazen günahların yükü altında ezilirsiniz. Vicdanınız sizi rahat bırakmaz.
Bazen hiç sebep yokken içiniz sıkılır. Nereye gitseniz o sıkıntı sizinle gelir çatlayacak gibi olursunuz.
Bazen işleriniz üst üste ters gitmeye başlar. Ümitsizliğe düşersiniz.
Yani hangi sebeple olursa olsun bunaldığınızda yukarıdaki örnekte olduğu gibi sizi rahatlatacak bir yer var.
Böyle bir durumla karşılaştığımızda aşağıdaki ayet-i kerime gelsin aklımıza:
فَفِرُّٓوا اِلَى اللّٰهِۜ (Zariyat /50)
Meallerde birbirine yakın manalar vermişler:
“O halde Allah’a koşun.”, “O halde Allah’a sığının”, “O halde Allah’a kaçın”
İşte bu meallerden hangisi durumumuza uygunsa o şekilde Allah Teala ile irtibata geçelim. Sonra gerekeni yapalım. İnşaallah sıkıntılarımızın azaldığını/ geçtiğini iç huzurumuzun oluştuğunu hissederiz.
28/06/2026 Ali USLU - TAVŞANLI

ALLAH'A KOŞUN

 

فَفِرُّٓوا اِلَى اللّٰهِۜ  

O halde Allah’a koşun…

O halde Allah’a sığının…

O halde Allah’a kaçın…

 (Zariyat/50)

 


MANŞET!

İNSANI ÖZGÜRLEŞTİREN İKİ CÜMLE.

  Allahu Ekber" - Allah en büyüktür, Allah tek büyüktür" Sözüne iman etmiş kimseler için artık diğer tüm büyükler(!) (büyüklük tas...