OKUL BASKINLARI ÜZERİNE (1)

 BAĞCIYI DÖVMEK İSTEYENLERLE İŞİM OLMAZ. ÜZÜM YEMEK İSTEYENLER İÇİN YAZIYORUM

Kahramanmaraş ve Şanlıurfa'da meydana gelen vahim olaylardan sonra sosyal medyaya baktığımızda bir çok kişi ve grubun birbirlerini suçlama yarışına girdiklerini gördük. Vefat edenler için elbette çok üzülüyoruz. Onları geri getiremeyiz lakin, süreç iyi yönetilebilirse bundan sonrası için yeni başlangıçlar yapılabilir. Tüm toplumun gözü bu olaylara çevrilmişken sıcağı sıcağına çözüm odaklı adımlar atılabilir.

Olması gereken, herkesin başını ellerinin arasına alıp nerelerde hata yaptık sorusunu sorup, "çözüm için neler yapabiliriz" diye düşünmesi gerekirken bir takım kimseler çözüm arayışları yerine çeşitli sebeplerle suçlu arama derdine düşmüş, doğru-yanlış bilgilerle birilerini karalama çabası içindeler. 

Söylenenlerin bir kısmı hatta tamamı doğru bile olsa suçlayıcı ifadeler hiç bir zaman çözüme hizmet etmez.

Herkesçe malumudur; uygun ortamda saklanmayan yemekler, gıda maddeleri, bozulup kokmaya başlar. Meydana gelen bu koku bozulmanın sebebi değil sonucudur.

Bahsettiğimiz okul baskınları da sistemdeki ve toplumdaki problemlerin sonuçlarından birisidir.

7 yaşında başlayıp 59 yaşıma (17 yıl öğrencilik 35 yıl öğretmenlik) kadar bizzat eğitimin içinde bulunmuş, çok değişik okullarda, değişik yaş gruplarından öğrencilerin derslerine girmiş, çok sayıda öğretmen ve idareciyle çalışmış, pek çok öğrencinin derdini, pek çok velinin de öğrencisiyle ilgili sıkıntılarını dinleyip çare bulmaya çalışmış bir eğitimci olarak elbette söyleyeceklerim var.

Bu konudaki problemler ve çözüm önerilerim için inşaallah bir kaç yazı yazmayı düşünüyorum.

Önce bir yanlışı tesbit edelim. Kahramanmaraş'taki müessif olay ile ilgili sosyal medyada bir takım kimseler katilin aile fotosunu koyup ve mensubiyetlerini yazarak ailenin seküler oluşunu bahane ederek  suçu seküler aile yapısına bağlamışlar.

Bu tavır çözüme değil çözümsüzlüğe hizmet eder. Konuyla ilgili haberlerden öğrendiğimiz kadarıyla ailenin bir çok ihmalleri ve hataları da var. Fakat bu olaydan ayrı olarak düşünelim, ergen çocuğu olan ailelerin yüzde kaçı çocuklarıyla doğru dürüst iletişim kurabiliyorlar? Ne kadarı onları istedikleri gibi eğitebiliyorlar?

Bakın bu çocuk  dindar bir ailenin çocuğu da olabilirdi. O zaman suç dinimizin mi olacaktı? Gerçi Allah muhafaza böyle bir durumun çok daha hafifi bile olsa olsa bazı din düşmanları ortalığı ayağa kaldırır din ve dindarlar hakkında olmadık hezeyanlar savururlardı. Fakat onlar öyle yapıyorlar diye bizim de öyle yapmamız gerekmez. Onlar bizim muallimimiz olamazlar. Biz hakkı ve adaleti ikame etmekle mükellefiz. Tartışmada galip gelmekle mükellef değiliz.

Öğretmenlik hayatım boyunca seküler yaşantıya sahip olan veliler de tanıdım. Bir kısmının hem kendileri hem de çocukları gayet dengeli ve muhataplarına karşı saygılı kişilerdi. Demek ki bu meselenin sekülerlikle direkt alakası yok.

Hem, bütün dindar ailelerin çocukları problemsiz mi oluyor sanıyoruz? Ailelerin pek çoğu çocuklarına yetemiyorlar, veya onlarla baş edemiyorlar. Bu konuda e yapacaklarını da bilemiyorlar. Tam bir çaresizlik içindeler.

Lise ikiye giden bir öğrenci derslerimde devamlı uyuma eğiliminde idi ki bu konuda pek taviz vermemeye çalışırdım. Akrabam ve dini hassasiyetleri olan babasını aradım. "Bu çocuğun derste uyumasının sebebi, büyük ihtimalle gece telefonla meşgul olmasıdır. Saat 22. den sonra telefonunu al" dedim. "Nasıl alayım almaya çalıştığımda benimle kavga ediyor" dedi. Lise ikiye giden çocuk babasıyla kavga edebilecek cesareti kendinde görüyorsa (ki baba oldukça genç idi) Bu konuda başka neler yapılabilir ki.

Beni arayıp ta çocuklarına söz geçiremediklerini dile getiren, çareler arayan hem dini hassasiyetleri yüksek hem de dînî duyarlılığı pek olmayan başka anne-babalar da var ve çaresizler.

15- 20 yıl önce Ülkemizin önemli dini gruplarından birisinin liseye giden kızı da bir eğlence merkezinde uyuşturucudan vefat etmişti. Kınadığım veya eleştirdiğim için değil, dindar da olsalar ailelerin kendi çocuklarına bazen sahip çıkamadıklarını (çocukların onları dinlemediklerini) anlatmak için bunları yazıyorum.

Yani dindarından dinsizine kadar pek çok aile ergen ve genç çocuklarıyla problem yasıyorlar.

Özetlersek, problemli çocukların ailesi seküler de olabilir, dinsiz de olabilir, dini hassasiyetleri üst düzey bir aile de olabilir. Problemi yanlış yerlerde aramayalım.

Bu konuya devam edeceğiz inşaallah.

22.04.2026  Ali USLU

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

MANŞET!

"YAN TUT; DÖKME!"

  YAN TUT; DÖKME!" Nüfusumuzun ve evliliklerin azalması şikayetleri üzerine... Köyümüzde bazı çelişkili şeyleri izah etmek için ironi...