AĞAÇLAR...

 Saat 20:00 civarı... Balkondayım...

Bir yandan çayımı yudumlarken diğer yandan önümüzdeki parkta bulunan ağaçları loş ışıkta seyrediyor ve tefekkür ediyorum. 

Ağaçlar... Nereye dikilmişse hayatı boyunca oradan ayrılmayan, canı hiç sıkılmayan, haline rıza gösteren canlılar...

Rızık endişesi taşımayan, rızık peşinde koşmayan, rızkını köklerinin bağlı olduğu topraktan, yağan yağmurdan, Güneş'ten, havadan alan varlıklar....

Aldığı rızıkların karşılığında, yaratıcısını tesbih eden, insanlar ve hayvanlar için oksijen ve temiz hava üreten, cinsine göre meyveler veren, sıcaklarda gölge olan varlıklar...

Bulunduğu yerleri güzelleştiren ve oralara değer katan varlıklar...

Hayatı sona erdiğinde yine işe yaramaya devam eden, inşaat işlerinde kullanılan, marangoz malzemesi olan, pazar sandıkları olan, araba kasası olan, süs eşyaları yapılan, yakıt olarak kullanılan varlıklar.

Ve muhal bir soru takılıyor aklıma: 

"Ya ağaçların tamamını kurutuverse Rabbimiz. Neler olurdu acaba? 

İnsanların ve hayvanların nefes almakta zorlandıklarını görür gibi oluyorum ilk başta. 

Sonra nefes almalar daha da zorlaşıyor. Ve... herşey git gide kötüleşiyor

Diyorum ki "sübhanallah... Rabbim sen hiçbir şeyi boş yere yaratmadın.

Bildiğimiz ve bilmediğimiz vermiş olduğun her nimet için ayrı ayrı hamdü senalar olsun"

06-09-2024 / Ali USLU

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

MANŞET!

RÖPORTAJ

 https://youtu.be/Wo_cX-JKGWU?si=O2IpQY7RbOpsRdhV