DÜNÜN GÜNEŞİYLE BU GÜNÜN ÇAMAŞIRLARI KURUTULMAZ

Bir kişi duş aldığında bu eylemi onu ne zamana kadar temiz tutabilir?
Kişinin yaşadığı çevreye, yaptığı işe, biyolojik özelliklerine göre bu durum değişir, fakat hepimiz biliriz ki bu süre çok uzun bir süre değildir.
Kötü kokan birisine bu durum hatırlatıldığında "daha geçen ay duş almıştım" demesi ne kadar gülünç olur değil mi?
Yani kişinin temiz olabilmesi/kalabilmesi için uygun aralıklarla banyo yapması gerekir.
Yediğimiz içtiğimiz gıdalar da bize enerji verir sağlığımıza fayda sağlar, fakat bunun etkisi de çok uzun süre devam etmez. Yani sağlıklı kalabilmek için yeme içme eylemini gerektiği aralıklarla tekrarlamak gerekir.
Manevi temizlik ve manevi sağlık da bunun gibidir. Manevi yönden sağlıklı ve temiz olabilmemiz/kalabilmemiz için de manevi gıdalarımızın tam alınması gerekir. Bunların en önemlileri farz ibadetlerdir. Bedenimizin ihtiyacı olan yemeği günde iki - üç öğün alıyorsak manevi gıdamız olan namaz ibadeti günde beş kezdir. Yine manevi gıdamız olan Kur'an okumak, tesbihat, zikir, istiğfar gibi ibadetler de önemli manevi gıdalarımızdandır.
Uzun zaman gıdasız kalan kişi nasıl hastalanırsa, vücudu güçsüzleşip hastalıklara açık hale gelirse müminin manevi gıdası olan ibadetlerden günlerce uzak kalmış bir kişi de manevi yönden gıdasız kalıp manevi hastalıklara yakalanabilir, savrulabilir tehlikelere açık hale gelebilir. Hatta bu kişiler geçmişinde çok iyi dini tahsil görmüş kişiler bile olsalar bu böyledir.
Hani meşhur bir söz vardır. "Dünün güneşiyle bu günün çamaşırları kurutulmaz diye". Geçmişte yaptığımız ibadetler geçmişte aldığımız gıdalar gibidir. Bu gün yeni gıdalar almamız gerektiği gibi, her yeni gün yeni manevi gıdalar almak zorundayız. Fark şu ki geçmişte yediklerimizin eseri çok az kalmışken geçmişte yaptığımız ibadetlerin sevapları amel defterimizde kayıtlıdır.
Rabbim manevi kirlerden ve her türlü manevi hastalıktan nefsimizi ve neslimizi muhafaza eylesin.
23/12/2025 Ali USLU

HER AN AYAĞIMIZ KAYABİLİR.

 Eğer dikkat etmezsek, her an kalplerimiz eğrilip ayağımız kayabilir, dosdoğru hidayet yolundan, farklı farklı dalalet yollarına sapabiliriz.

Aşağıdaki ayet-i kerime meali üzerinde düşündüğümüzde meramım daha iyi anlaşılacaktır.

"Rabbimiz! Bizi doğru yola eriştirdikten sonra kalplerimizi saptırma, bize tarafından bir rahmet bağışla. Hiç kuşku yok, lutfu bol olan yalnız sensin." (Âl-i İmrân : 8)

Demek ki son nefesimize kadar ayağımızın kayma tehlikesi var.

Öyleyse yukarıdaki ayet-i kerime ile Rabbimize her zaman dua edelim, O'na iltica edelim ve davranışlarımıza dikkat edelim inşâallah.

EĞİTİMDE AİLE FAKTÖRÜ

 Eğitimci olduğumdan olsa gerek , ne zaman okullardaki problemlerle ilgili haber çıksa dikkat kesilirim. Olayı anlamaya çalışır (insanların düşüncelerini öğrenmek adına) yorumlara bir göz atarım.

Son olarak Ankara'daki bir lisede öğretmenle dalga geçilen bir video gündeme düşmüştü. Yorumların çoğunda aile terbiyesinden bahsediliyordu.

Yorumcuların önemli bir şeyi gözden kaçırdıklarını fark ettim. 1986 yılında göreve başladığımdaki parçalanmış aile sayısı, emekli olduğum 2021 yılına kadar epeyce artmıştı.

Parçalanmış ailelelerin hepsinin olmasa da çoğunun  öğrencilerinde problemler daha fazla oluyordu.

İkinci olarak toplumda problemli bireyler olarak gördüğümüz ve git gide artan kişilerin bir çoğunun da birer anne-baba olduğunu unutmayalım. Kendisi problem olan uyumsuz tipler çocuklarına hangi eğitimi verebilirler. Hatta bazı çocuklar ailelerinden o kadar olumsuz şeyler alıyorlar ki, onları eksiden sıfır noktasına getirmek bile emek ve zaman istiyor.

Üçüncü olarak, sorumluluklarını bilen aileler zaten çocuklarının eğitimiyle, terbiyesiyle ilgileniyorlar. Fakat bu aileler çok iyi, düzgün aileler bile olsalar acaba çocuklar ailelerini ne kadar dinliyorlar. Veya aileler gayret göstermelerine rağmen çocukları üzerinde ne kadar etkili olabiliyorlar? 

İçinde bulunduğumuz dijital çağda pek çok çocuk eğitimlerinin, terbiyelerinin önemli bir kısmını girdikleri internet sitelerinden, sanal ve normal arkadaş çevrelerinden alıyorlar.

Anlatmak istediğim eğitimdeki problemlere çözüm ararken ailelerin bu durumları göz önünde bulundurarak çözümler üretirsek daha gerçekçi oluruz.

Allah Teâlâ nefsimizi ve neslimizi her türlü yanlıştan muhafaza eylesin.

UTANDIM

 UTANDIM

Bu sabah, sabah namazı için camiye gidiyordum. 60-65 yaşlarında bir zat, ağır-aksak zorlanarak camiye geliyordu. Biraz dikkat ettim. Bacağının birisinde ve ayağında baya bir engel var. Benim yürüyüşümün üçtebir, dörtte bir hızla ağır aksak yürüyebiliyor.

 Bazen basit bahanelerle sabah namazına camiye gitmediğim için utandım. 

Anladım ki asıl engeller kalpte, beyinde ve niyette.

Bu vesile ile tüm engelli kardeşlerime kolaylıklar ve sabırlar diliyorum.                                    

YILDIZLARIN YERLERİ

 Yıllar önce, ASELSAN'da çalışan bir mühendisle karşılaşıp tanışmıştım.  Konuşmalarından  ve tavırlarından zeki olduğu belli olan bu kardeşimizle kısa süreli birlikteliğimizde sohbet ederken konu nereden geldiyse "uzay" mevzu'una gelmişti.

Ona, benim de çok dikkatimi çektiği için uzun uzun düşündüğüm Vakıa suresi 75,76.  ayetlerini ve meallerini okumuştum. Bunun üzerine o arkadaş uzun süre hiç konuşmadan durdu. Bu arada bakışlarından  çok derin mevzulara daldığı belli oluyordu.

Okuduğum ayetler şunlardı:

"Yıldızların yerlerine yemin ederim ki, -eğer bilirseniz, gerçekten bu, büyük bir yemindir-" ( Vâkıa : 75-76)

Şimdi "yıldızların yerleri / mevkileri" üzerine biraz düşünelim:

Malum dünyada yaşayan bizler Samanyolu Galaksisinde Güneş sistemindeki bir gezegende bulunuyoruz. Bu Galakside yaklaşık iki yüz milyar yıldız bulunuyormuş ki, bu yıldızlardan bir tanesi de Güneş'tir.

 Samanyolu Galaksisinin çapı yüz bin ışık yılıymış. (Işık hızı saniyede 300 000 km) yani ışık Samanyolunun  bir ucundan öbür ucuna 100 000 yılda ulaşabilirmiş. Bu galaksideki yıldızların bazılarının ışığı dünyamıza binlerce yılda ancak ulaşabiliyormuş.

Bu konuyla ilgilenenlerin paylaştığı bilgilere göre evrende Samanyolu Galaksisi gibi (büyüklü - küçüklü) yaklaşık iki trilyon galaksi varmış. Evrendeki yıldızların sayısı dünyanın bütün kumsallarındaki kum tanelerinden daha fazla imiş.

O mühendis arkadaş uzun süre düşündü. Olumlu ya da olumsuz hiç bir şey söylemedi. (Bu arada o arkadaşın dinimize bakışını da bilmiyordum / bilmiyorum) Sonra ayrılma zamanımız geldiği için tanıştığımız için memnun olduğumuzu bildirerek iyi günler temennisiyle ayrıldık.

Bu olayı anlatmaktaki maksadım eğer düşünmediyseniz sizin de bu ayetler üzerinde düşünmenizi sağlamaktır.

Bu ayetleri anladığımızda  Fatiha Suresinde geçen "Hamd, alemlerin Rabbi Allah'a mahsustur" ayetindeki "alemler"i daha iyi anlamış oluruz. Dolayısiyle Alemlerin Rabbını da daha iyi tanımış oluruz inşaallah. 

MANŞET!

İYİ Kİ RAMAZANLAR VE BAYRAMLAR VAR...

Düşündüm de, iyi ki Ramazanlar ve bayramlarımız var. Çünkü: Toplumumuzun önemli bir kesiminin din ile ilgili bağlantıları sene içerisinde gi...