ÖLÜMLER ÜZERİNE
Eskiden insanların pek çoğu hastalandıklarında ya tedavisi olmadığından, veya imkanları olmadığından ölüp giderlermiş.
Mesela rahmetli babamın (D: 1936) babası 32 yaşında, amcası 28 yaşında, ablası genç kız iken hayata veda etmişler. İlk ikisi arkalarında altı yetim bırakarak.
1940 lı yıllarda tifo sebebiyle köyümüz altı ay karantinaya alınmış, yeterli tedavi olmadığı için 33 kişi bu hastalıktan vefat etmişler.
Salgın veya bireysel hastalıklar sebebiyle ölümlerin çok olması insanlarımızın ölüme ve hayata bakışını etkilemiş. Genç kişilerin ölümleri bile çevre tarafından olağan durum olarak karşılanmıştır.
Şimdilerde çok şükür pek çok hastalığın tedavisi ve insanlarımızın tedavi imkanları var. Fakat bu corona sebebiyle sistem biraz eskiye döndü sanki... Ne kadar tedavi imkanı olsa da bazıları tedaviye tam cevap vermiyorlar. Çünkü virüsün etkisi ve tedavisi her yönüyle bilinmiyor. Yani tıp bu konuda bir noktadan sonra aciz duruma düşüyor.
Çevremizdeki sağlıklı kişilerin covit sebebiyle vefatlarını duymak ölüm olgusuna karşı biraz daha duyarsızlaştırıyor bizleri sanki...
Özellikle kendi akranlarımızın ölüm haberi, kendimizi ölüme daha yakın hissetmemize sebep olurken, aynı zamanda kendi ölüm düşüncemiz bile ( iç alemimizde) normalleşiyor gibi.
Tıbben tam çaresi bulunana kadar görev bizlere düşüyor.
Tedbir bizden takdir Allah Teala'dan.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder