OKULLARDAKİ AKRAN ZORBALIĞI
Bazen haberlerde bazen de internette okul çocukları arasında "akran zorbalığı" adı verilen bazı çocukların bir kısım arkadaşlarına yaptıkları eziyeti onları dövmesini üzülerek izliyoruz. Tabi bu izlediklerimiz görüntüsü kaydedilip aşikare olanlar. Elbette durum o görünenlerden çok fazladır.
Bunun sebebi ne olabilir?
- Elbette değişik sebepleri olabilir. Fakat benim tesbit ettiğim en önemli sebep derslerdeki başarısıyla veya değişik okul faaliyetlerinde kendini ispatlayamamış bazı öğrencilerin kendisinden bahsettirmek, öğrenciler arasında karizma yapmak için uyguladıkları bir usul.
Bu durum eskiden de vardı, fakat oldukça az idi. Son yıllarda oldukça çoğaldı. Kanaatime göre son yıllarda çoğalmasının sebebi; bazı sebeplerle öğretmenlerin geri çekilmesi ve çocukların öğretmenden korkmaması...
Öğretmenler tarafından öğrencilere karşı yapılan şiddeti önleme konusu önemli bir konu, fakat bu konu biraz fazla abartıldı.
Öğretmenin öğrenciyi dövmesi tasvip edilemez fakat,
Öğrenciye sert baktın öğrencimin psikolojisi bozuldu...
Yaramazlık yapan öğrenciye kızdın, öğrencimin psikolojisi bozuldu...
Arkadaşına zarar veren öğrencinin kulağını hafifçe çektin, öğrencinin psikolojisi bozuldu...
Laftan, güzel sözden anlamayan öğrenciyi tehdit ettin, öğrencinin psikolojisi bozuldu...
Gibi bahanelerle öğretmenin terbiye amaçlı yaptığı küçük şeyleri büyütüp onları CİMER e, idareye veya M.E. Müdürlüğüne şikayet ederseniz, veya öğretmenle kavga ederseniz öğretmen kendini biraz geriye çeker ve resmi görevi dışındaki işlere (öğrencilerin teneffüste birbirlerine sövmesine, tehdit etmelerine, okul çıkışında kavga etmelerine) karışmak istemez.
1986 yılında göreve başlayıp 35 yıl öğretmenlik yapan bir eğitimci olarak önceleri şöyle yapardık.
Özellikle ergenlik döneminde kendini göstermek isteyen öğrenciler için okul çıkışı tam bir fırsattır. Çünkü o sırada tüm öğrenciler olaya şahit olmaktadır ve psikopat eğilimli ergenler bir şeyleri bahane ederek birilerini dövecek okulda kendinden bahsettirecektir.
Öğretmenlerin bir kısmı da o sırada okuldan çıkmaktadır. Böyle bir durumla karşılaştığımızda olaya müdahale ettiğimizde öğrenciler bizden korkar ve dağılırdı. Biraz ukalalık yapan olduğunda terbiye amaçlı bir iki tokat meseleyi çözerdi. Bu durum diğer öğrencilere de örnek olurdu. Ertesi gün kavga eden öğrencileri idareciler çağırıp gözünü korkuttuğunda öğrenciler için caydırıcı olurdu.
Öğretmenliğimin son yıllarında ilköğretim okullarında çalışırken arkadaşlarını tehdit ederek öğrencilerin çalıştırdığı kantinden yiyecek gasbeden 7. sınıf öğrencisine, başka bir okulda da arkadaşlarına iğrenç küfürler yazıp atan bir çocuğa sert davrandığım için anneleri gelip benimle tartıştılar ve Milli Eğitime şikayetle tehdit ettiler.. (O zamanlar BİMER/CİMER yoktu veya onlar bilmiyorladı.)
Bu iki olay beni öğrencilere karşı yaptıklarımı sorgulamama sebep oldu. Müdahale ettiğim her iki olay da benim resmi görevlerim arasında değildi. Biz görevimiz olmamasına rağmen çocuklar yanlışı bıraksınlar ailelerine ve topluma faydası olsunlar diye müdahale ettik fakat farklı tepkiyle karşılaşmıştık. Bundan sonra okul çıkışında bir öbeklenme veya hareketlilik gördüğümde olaya müdahale etmek yerine olayı görmezlikten gelmeyi tercih ettim. Biliyorum ki oraya vardığımda olaya müdahale ederken ne ile karşılaşacağım ve nasıl tepki göstereceğim o anda belli değil... Olabilir ki öğrenci bize karşı ukalaca bir söz söyler veya harekette bulunur, o anda durum biraz sert müdahale gerektirebilir. İşte bunu göze alamıyordum.Zaten okuldan çıktıktan sonra tüm sorumluluk velilerine aittir.
Öğretmenlerin bir çoğu da ya benim gibi birkaç ukala veli ile muhatap oldular. Bazıları basit şeylerden dolayı "CİMER"e, bazıları idareye, bazıları da M.E.Müdürlüğüne şikayet edildiler. Bazı öğretmenler de bunlardan ders aldılar. Bu sebeple öğrencinin olumsuz davranışlarına hatta kavgalarına müdahale etmiyorlar... Bu sefer de akran zorbalığı kendini gösteriyor..
Çünkü çocuklar yaptıkları olumsuz şeyler den dolayı kendilerine hiç bir şey yapılmayacağını iyi biliyorlar. Görüldüğü gibi hayat boşluk kabul etmiyor.
Displine vermek mi dediniz? İlköğretimde disiplin yönetmeliği ha var ha yok...
Ali USLU
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder