DALGINLIKLARIMLA İMTİHANIM

    Öğretmenliğe ilk başladığım yılın haziran ayı. Tarsus'un en kalabalık caddesinde yürüyorum. "Selamun aleyküm " diye bir ses duyuyorum. Sesi algılayıp "kim bu selam veren acaba" diye arkama döndüğümde Tarsus eski müftüsü ve o zamanki Mersin vaizi Ahmet Topal hoca olduğunu görüyorum.  
Fakat en az on metre uzaklaşmış durumda. Geriye dönüp koşturup  selamı almak garip geliyor. "Aleyküm selam" diyerek yoluma devam ediyorum. Giderken zihnimi bu durum meşgul ediyor. Acaba hoca bu durumu yanlış anlayıp kırılmış mıdır? vs. Git gide bu durumdan rahatsız oluyorum. Dönüp durumu telafi etmek istiyorum, bu sefer dönsem bile bulamama ihtimalim var.(Hem epey uzaklaştık hem de hava çok sıcak) O zamanlar cep telefonları da yok. Gördüğümde durumu izah ederim diyorum. Hocayı göremeden yaz tatili geliyor Tavşanlı'ya dönüyorum.
  Eylül ayında tekrar Tarsus'a döndüğümde Ahmet hocanın yakın arkadaşı olan ev sahibim Selahaddin hoca, Ahmet hocanın oğlunun sünnet davetiyesini veriyor, zamanı gelince beraber gidiyoruz.
Biz vardığımızda biraz erken varmışız ki kendisiyle sohbet imkanımız oluyor.
 Hocaya yukarıda anlattığım olayı anlatıyorum ve özür diliyorum "umarım yanlış anlamamışsınızdır" diyorum.
  Ahmet hoca dedi ki: "Valla hocam yanlış anlamadım desem yalan olur. Caddede karşılaştığımızda bana bakıyordun, selam bekledim vermedin. Ben selam verdim selamı almadan kafanı çeviriverdin. O zaman düşündüm ben bu arkadaşa kötü bir şey söylemedim, aramızda da bir problem yaşanmadı ama bana neden böyle yaptı acaba. Ama davetime gelmekle  ve bu durumu da anlatınca meseleyi anladım"
   Tavşanlı'ya tayinim çıktıktan sonra da bir büyüğümden buna benzer bir sitem işittim. Ona da durumu izah edip özür diledim.
   Düşündüm ki, yolda bir düşünceye odaklandığımda, zihnim, karşılaştığım tanıdık kişileri bile sadece birer birey olarak algılıyor ve konuşulan şeyleri sadece birer çarşı gürültüsü olarak algılıyor. Bunun için mümkün mertebe özellikle kalabalık yerlerde bir düşünceye yoğunlaşmamaya çalışıyorum. Fakat bu her zaman bizim elimizde olmuyor.
   Bunu şunun için anlattım:
Belki, bu gibi durumlarla karşılaşıp bizden beklediği ilgiyi görememiş, tebessümüne, selamına, karşılık bulamamış tanıdıklarımız hatta dostlarımız olabilir. Belki bu sebeple kırılmış olanlar da olabilir.
 Bu durumun kasıtlı olmadığını, dalgınlığımın veya yoğunluğumun bir neticesi olduğunu bilmelerini isterim. Böyle bir durumla kaşılaşanlar haber verirlerse gidip özür de dileriz.
   Hatası olmayan sadece O'dur. O'na emanet olunuz.
27-05-2020      Ali USLU -      TAVŞANLI
 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

MANŞET!

RÖPORTAJ

 https://youtu.be/Wo_cX-JKGWU?si=O2IpQY7RbOpsRdhV