Birçok zeki öğrencinin hayali olan
yüksek puanla girilebilen bir fakültenin 3. sınıfındayken okulu bırakan bir
öğrencimin okulu bırakma sebebinin, fakültede gönlünü kaptırdığı kız
tarafından aşağılanmak ve toplum içinde rencide edilmek olduğunu yıllar sonra
kendisinden dinlediğimde çok üzülmüştüm.
Lise son sınıfta bile
karanlıktan korkan, mezarlığın yanından geçemeyen bir öğrencimin sorununun
kaynağında, ilkokula giderken yaptığı yaramazlık yüzünden, babası tarafından
akşamleyin karanlık ahıra hapsedilmesi ve bir süre orada kalmasını öğrenmiş o
şaşırmıştım.
Lise son sınıfı okuyan bir
öğrencimin çok utangaç olduğunu, izin istemek için müdür muavini odasına
gidemediğini, öğretmene derdini anlatamadığını, sorulan sorulara cevap
veremediğini, öğretmenin yüzüne bakamadığını gördüğümde çocukla biraz ilgilenmiştim.
Problemlerin temelinde şunları gördüm.
Öğrenci, zaten yapısı gereği biraz
utangaç. Köydeki İlkokulda öğretmeni bayramda ezberden şiir okuması için çocuğa
görev veriyor. Çocuğun ismi anons edilip sahneye çıkarken, çok
heyecanlanıyor. O psikolojiyle giderken ayağı merdivene takılıp düşüyor.
Seyircilerden ve öğrencilerden birleri gülüyor.
O heyecanla çocuk şiirini okurken
takılıyor, iyice panikleyip şiiri unutuyor ve izleyiciler yine gülüyorlar.
Çocuk şiirini bitiremiyor ve çok utanıyor.
Öğretmen, bunu içeri çekiyor ve beni rezil
ettin diye bir güzel dövüyor. İşte bu olaylar gencin kendine güvenin iyice
yitirmesine utangaç ve sıkılgan olmasına sebep oluyor.
Hafız bir çocuk camide ezberden
mukabele okuyor. Bazı yerlerde yanlışı çıkıyor. Camideki bir adam bunu
tersliyor. Bugün 45 yaşlarında olan bu kardeşimiz toplum içerisinde İhlas dahi okumuyor veya okuyamıyor.
İlköğretimde 8. Sınıfta
bir kız öğrencimiz sınavlarda çok heyecanlanıyor, bazı sınavlardan sonra
bayılıyor. Sebebini araştırıyoruz. öğrenci sınavlardan biraz düşük
aldığında babası uzun süre onunla küs duruyor. Bu durum öğrenci üzerinde büyük
baskı kuruyor ve bayılmalara kadar giden süreç başlıyor.
Bir öğretmen arkadaşın
yağmurda şemsiye kullanmadığını görüyorum. Durumu şöyle izah
ediyor: "Orta okula giderken şemsiyemi kaybettim. Babam bundan dolayı
bir güzel dövdü. O gündür bugündür kesinlikle şemsiye kullanmıyorum."
Mezarlıktan mezardan ve
ölüden çok korkan bir tanıdığımın, annesi vefat ediyor. Cenazenin mezara
konulması için iki kişinin mezara girmesi gerekmektedir. Bu şahıs mezara inmeye
korkuyor, inmek istemiyor. Bu durumu bilen bir arkadaşı şaka amaçlı onu
mezara itiyor. Mezarın içerisinde çok korkan fakat rezil olmamak için görevi
bitene kadar çıkmayan bu şahıs 40 güne varmadan ölüyor.
Ergenlik döneminde
karanlıktan biraz korkan ve bu durumu arkadaşları tarafından fark edilen gence,
arkadaşları kendilerince şaka yapıyorlar. İki arkadaş yatsıdan sonra bu
arkadaşlarını evinden çağırarak köyde gezmeye çıkıyorlar. Geze geze mezarlığın
yanına varıyorlar. Önceden mezarlığa gönderdikleri bir kişi, beyaz çarşafla
onların üzerine yürüyor. İki arkadaş numaradan, bahsettiğim genç gerçekten
korktuğu için kaçıyorlar. Korkutulan genç ömrü boyunca karanlıktan
korkuyor ve 50 yaşlarındayken bile akşamları yalnız evinden çıkamıyor evine
yalnız gidemiyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder