PEYGAMBERİMİZE SAYGISIZLIK AMELLERİMİZİ İPTAL EDEBİLİR
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَا تَرْفَعُٓوا اَصْوَاتَكُمْ فَوْقَ صَوْتِ النَّبِيِّ وَلَا تَجْهَرُوا لَهُ بِالْقَوْلِ كَجَهْرِ بَعْضِكُمْ لِبَعْضٍ اَنْ تَحْبَطَ اَعْمَالُكُمْ وَاَنْتُمْ لَا تَشْعُرُونَ ﴿٢﴾
"Ey
iman edenler! Seslerinizi Peygamber'in sesinin üstüne yükseltmeyin. Birbirinize
bağırdığınız gibi, Peygamber'e yüksek sesle bağırmayın; yoksa siz farkına
varmadan amelleriniz boşa gidiverir."
(Hucurât; 2)
TEFHİMÜL-KURAN
3. Bu,
Peygamber'in (s.a) meclisinde oturanlara ve onun emrinde ve hizmetinde
bulunanlara verilen bir terbiyevi davranış şeklidir. Bu ayetin iniş sebebi de,
Peygamber'le (s.a) ilişkide bulunan ve onunla sohbet edenlere, (ona) hürmet
etme konusunda son derece dikkat etmelerinin gerektiğini anlatmak içindir.
Hiç kimsenin sesi o yüce Peygamber'inkinden
daha yüksek ve fazla olmamalıdır. Peygamberimizle konuşurken rastgele birisiyle
veya kendi seviyelerindeki biriyle konuşulmadığı unutulmamalıdır. Allah'ın
Rasulü ile konuşuyorlar; bu bakımdan rastgele bir insanla konuşma ile
Peygamber'le konuşma arasında fark olmalı ve hiçkimse onun seviyesinden daha
yüksek bir sesle konuşmamalıdır.
Her ne kadar
bu edep ve terbiye Hz. Peygamber'in (s.a.) devrinde bulunan insanlara
Peygamber'le nasıl konuşacakları öğretilmişse de, daha sonra gelen insanlar da
Hz. Peygamber'in (s.a.) mübarek adı anılınca veya onun bir buyruğu
anlatıldığında yahut hadisleri okunduğunda aynı edebi göstermelidir. Bununla
birlikte bu ayette imalı olarak: İnsanların, kendilerinden büyük kişilerle
konuşurken nasıl hareket etmeleri gerektiği de açıklanmaktadır. Bir kişinin
hürmete layık, manevi değerlere sahip büyük zatların önünde kendi arkadaşları
veya sıradan insanlara davrandığı gibi davranmaması gerekir.
4. Bu ayetten, Hz. Peygamber'in (s.a)
konumunun ne kadar mühim ve yüce olduğu anlaşılmaktadır. Makamı ne kadar yüce
olursa olsun, Hz. Peyamber'in (s.a) dışında bir kimseye yapılan hürmetsizlik,
Allah indinde "küfür" olarak tavsif edilmez. Böyle bir davranış en
fazla bir kabalık, bir saygısızlık addedilir. Fakat Hz. Peygamber'e karşı
yapılan bir saygısızlık, kişinin ömrü boyunca yaptığı hayırlı amelleri zayi
edecek kadar büyük bir günahtır. Çünkü Hz. Peygamber'e (s.a) gösterilecek
hürmet, onu Peygamber olarak gönderen Allah'a hürmet etmek, yine ona hürmette
kusur etmek Allah'a hürmette kusur etmek demektir.
KUR'AN YOLU TEFSİRİ
Söz, karar ve davranışta Allah ve resulünün iradelerini aşmamak, onların rızalarının dışına çıkmamak gerektiği önceki âyette bildirilmişti. Buna nisbetle daha hafif bir ihlâl ve kusur teşkil eden iki davranışın daha çirkinliği de bu âyette ifade edilmektedir:
1. Hz. Peygamber’in yanında başkalarıyla konuşurken onun sesini bastıracak kadar yüksek bir sesle konuşmak. Buhârî’nin rivayetine göre Hz. Peygamber ile görüşme yapmak üzere Temîmoğulları’ndan bir heyet gelmişti. Görüşme sırasında Hz. Ebû Bekir ile Ömer de orada idiler. Kabileye başkan yapılacak kişi üzerinde bu ikisi ihtilâfa düşüp Hz. Peygamber’in yanında biraz da ağız dalaşı yaptılar. Bu âyet inince çok pişman oldular, üzüldüler. Artık onun yanında o kadar alçak sesle konuşuyorlardı ki, çoğu kere Peygamber efendimiz “İşitemedim, tekrarlar mısın?” diyordu (“Tefsîr”, 49/1-2).
2. Onunla konuşurken, sıradan bir kimse ile konuşur gibi bağırıp çağırarak konuşmak. İslâm’dan önce Araplar bu gibi inceliklere riayet etmez, ilâhî bir dinin eğitiminden geçmedikleri için bir peygambere nasıl davranılacağını da bilmezlerdi. Âyetler hem onlara edep dersi vermekte hem de daha sonra gelecek olan müminlere, vefatından sonra da olsa peygamberlerine karşı besleyecekleri saygı ve sevgi konusunda örnekli açıklama yapmaktadır. Râzî’ye göre “sesi, peygamberin sesinin üstüne çıkarmak”, onun huzurunda çok konuşmak şeklinde de anlaşılabilir. Çünkü bir kimse konuşuyorsa (sesi çıkıyorsa) diğeri susuyor ve dinliyor demektir. Hz. Peygamber’in yanında olabildiğince az konuşmak ve çok dinlemek gerekir; çünkü hayırlı olan onun konuşmasıdır (XXVII, 112). “Farkında olmadan amelin boşa gitmesi” iki türlü olabilir:
a) Âhiret hesaplaşmasında günahlar ile sevapların denkleştirilmesi, başkalarının haklarıyla ilgili bazı günahlardan kurtulabilmek için sevap hanesinden aktarmalar yapılması söz konusudur. Bu durumda insana büyük dereceler ve ödüller kazandıracak birçok amel (ibadet, hayır, güzel iş) tazminata gitmekte, bir mânada heder edilmektedir.
b) İman olmazsa ebedî kurtuluş bakımından amelin bir değeri
yoktur. Hz. Peygamber’e karşı gerekli edep ve saygıyı göstermeyen, onu
hayatında örnek almayan kimselerin zaman
içinde din duyguları, dinî pratikleri ve imanları –kendileri işin farkında
olmadıkları halde– zayıflayabilir. Bu zayıflama imanın varlığı ile yokluğu eşit olan bir dereceye
vardığında ibre, fikirde veya fiilde inkâra doğru yönelir, inkâr gerçekleşince
de amellerin değeri kalmaz, âhiret sermayesi olarak boşa gitmiş sayılır.
اِنَّ الَّذ۪ينَ يَغُضُّونَ اَصْوَاتَهُمْ عِنْدَ رَسُولِ اللّٰهِ اُو۬لٰٓئِكَ
الَّذ۪ينَ امْتَحَنَ اللّٰهُ قُلُوبَهُمْ لِلتَّقْوٰىۜ لَهُمْ مَغْفِرَةٌ وَاَجْرٌ
عَظ۪يمٌ
"Allah'ın
elçisinin huzurunda seslerini kısanlar, şüphesiz Allah'ın kalplerini takvâ ile
imtihan ettiği kimselerdir. Onlara mağfiret ve büyük bir mükâfat vardır."
(Hucurât; 3)
KUR'AN YOLU TEFSİRİ
İşin
önemini idrak etmedeki kusur ve İslâm
öncesi alışkanlıkların etkisi yüzünden
Hz. Peygamber’e karşı edepte kusur edenler ilâhî ikazı alınca imanları, takvâları ve iyi niyetleri sebebiyle derhal kendilerini
toparladılar, onun yanında zor işitilen
bir sesle konuşmaya başladılar. Allah’ın uyarısını ve rızasını hem
alışkanlıklarının hem de öfkelerinin önüne geçirerek büyük bir takvâ
imtihanı verdiler ve bu imtihandan
başarılı çıktılar. Başarılan her imtihanın bir ödülü vardır, takvâ imtihanının
ödülü de bu erdemin önem ve ölçüsünde büyük olacaktır.
3. Bu,
Peygamber'in (s.a) meclisinde oturanlara ve onun emrinde ve hizmetinde
bulunanlara verilen bir terbiyevi davranış şeklidir. Bu ayetin iniş sebebi de,
Peygamber'le (s.a) ilişkide bulunan ve onunla sohbet edenlere, (ona) hürmet
etme konusunda son derece dikkat etmelerinin gerektiğini anlatmak içindir.
Hiç kimsenin sesi o yüce Peygamber'inkinden
daha yüksek ve fazla olmamalıdır. Peygamberimizle konuşurken rastgele birisiyle
veya kendi seviyelerindeki biriyle konuşulmadığı unutulmamalıdır. Allah'ın
Rasulü ile konuşuyorlar; bu bakımdan rastgele bir insanla konuşma ile
Peygamber'le konuşma arasında fark olmalı ve hiç kimse onun seviyesinden daha
yüksek bir sesle konuşmamalıdır.
Her ne kadar
bu edep ve terbiye Hz. Peygamber'in (s.a.) devrinde bulunan insanlara
Peygamber'le nasıl konuşacakları öğretilmişse de, daha sonra gelen insanlar da
Hz. Peygamber'in (s.a.) mübarek adı anılınca veya onun bir buyruğu
anlatıldığında yahut hadisleri okunduğunda aynı edebi göstermelidir. Bununla
birlikte bu ayette imalı olarak: İnsanların, kendilerinden büyük kişilerle
konuşurken nasıl hareket etmeleri gerektiği de açıklanmaktadır. Bir kişinin
hürmete layık, manevi değerlere sahip büyük zatların önünde kendi arkadaşları
veya sıradan insanlara davrandığı gibi davranmaması gerekir.
4. Bu ayetten, Hz. Peygamber'in (s.a)
konumunun ne kadar mühim ve yüce olduğu anlaşılmaktadır. Makamı ne kadar yüce
olursa olsun, Hz. Peyamber'in (s.a) dışında bir kimseye yapılan hürmetsizlik,
Allah indinde "küfür" olarak tavsif edilmez. Böyle bir davranış en
fazla bir kabalık, bir saygısızlık addedilir. Fakat Hz. Peygamber'e karşı
yapılan bir saygısızlık, kişinin ömrü boyunca yaptığı hayırlı amelleri zayi
edecek kadar büyük bir günahtır. Çünkü Hz. Peygamber'e (s.a) gösterilecek
hürmet, onu Peygamber olarak gönderen Allah'a hürmet etmek, yine ona hürmette
kusur etmek Allah'a hürmette kusur etmek demektir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder