Oradan geçmekte olan iki genç selam
verdiler. Selam veriş tarzlarından ve tavırlarından yanına gelmek için davet
beklediklerini hissetti derviş.
"Ve
aleyküm selam gençler, vaktiniz varsa buyurun çay içelim" dedi. Gençler
gözlerinde memnuniyet ifadesi olduğu halde biraz çekinerek davete icabet
ettiler.
Derviş
çaycıya" iki çay ilave" diye seslenirken zihni gençleri nereden
tanıdığıyla meşguldü.
Hal hatır
sordu gençlere. Gençler cevap verirken bir tanesi kendilerini tanıttı. Dervişin
iyi tanıdığı bir lise öğrenci arkadaşıyla birlikte giderlerken yolda ayak üstü
sohbet etmişlerdi. Genç söyleyince derviş hatırladı.
Aynı genç
devam etti:
- Sizinle
yolda karşılaştığımızda bizi tanıştıran arkadaş sık sık sizden bahseder. O
arkadaş sayesinde sizi az da olsa tanımış olduk. Arkadaşımız sizin
anlattıklarından çok etkilenmiş. Bizlere de biraz nasihatte bulunur musunuz?
Derviş biraz
mahcup bir ifade ile önüne bakarak:
"Estağfirullah.
Bütün güzellikler Allah'a aittir. Eğer bu güzelliklerin aktarılmasında bizi
aracı kıldıysa O'na hamd ederiz" dedi.
İsimlerini sordu,
birisi "Savaş" dedi.
Diğerine
sordu "Necati" diye cevapladı. "Necati isminin kurtulan kişi
demek odluğunu elbette biliyorsundur" dedi derviş. Genç, başını evet
anlamında salladı.
Kişinin esas
kurtuluşu Cehennemden kurtuluştur. Onun yolları da Kur'anda ve Peygamberimizin
sözlerinde belirtilmiştir. dedi. Aynen başarılı olmak isteyen öğrencilerin
yapması gerekenlerin belli olduğu gibi diye ilave etti.
Sonra
Savaş'a döndü.
- Peygamber
Efendimiz adı "Savaş" olan bir Müslümanın adını "Barış"
olarak değiştirmiş. Savaş bazen gereklidir ama Kuranda "Barış
hayırlıdır" der. dedi.
Ailelerini,
okullarını sorduktan sonra yaşlarını sordu.
İkisi de "on altı" dediler.
Kendisine
sormak istedikleri özel sorularının olup olmadığını sordu. "Şimdilik
yok" dediler.
Zaman zaman
hayal kurup kurmadıklarını sordu.
İkisi de
"evet kurarız" dediler. Derviş
dedi ki:
-O zaman bir
ayna hayal edin. Bu aynada kendinizi hayalen seyredeceksiniz. Bu aynanın
özelliği, geleceği gösterebilmesidir.
Şimdi
gözlerinizi kapatın ve söylediklerimi, aynada hayal edin.
-18
yaşınızdasınız kendinizi nasıl görüyorsunuz?
Biraz
bekledikten sonra.
-Şimdi 20
yaşındasınız.
-25
yaşındasınız.
-30 yaşınızdasınız.
beşer yaş
ilerleyip biraz bekleyerek 90 yaşlarına kadar gitti.
Seksenlerden
sonra ikisinin de yüzünde hoş olmayan ifadeler görülmüştü.
"Gözlerinizi
açın" dedi.
-Necati önce
senden başlıyayım.
-18 yaşında
ne gördün.
Necati
gözlerini tekrar kapadı.
-Okul bitmiş
Üniversitede Tıp fakültesini kazanmışım.
-20 yaşında?
-Fakültede
öğrenciyim arkadaşlarla evde kalıyorum.
-25 yaş?
-Okul bitmiş
aynı okuldan mezun bir kızla evlenmişim.
- 30 yaş?
-Saçlarım
biraz dökülmüş. Uzman olarak atanmışım. Bir kızımız var 2 yaşında. Arabamız var
ve kirada oturuyoruz.
-35 yaş?
-Saçlarım
biraz daha dökülmüş biraz da kırlaşmış. Kızım ilkokula gidiyor 3 yaşında bir
oğlumuz var. Mutlu bir aileyiz. Yeni bir araba almışız
-40 yaş?
-Bahçeli,
iki katlı bir evimiz var. Oğlum ilkokula gidiyor. Kızım orta okula. Bazen
derslerinde yardımcı oluyoruz. Ben ve eşim biraz kilo almışız. İkimizin de
saçlarındaki beyazlar artmış.
-45 yaş?
-Başımın üst tarafındaki saçların çoğu
dökülmüş. Kalanlardaki beyazlık siyahlardan fazla. Kızımız genç kız olmuş.
Babam vefat etmiş.
-50 yaş?
- Saçlarım
biraz daha beyazlamış. Dizlerimde problemler var. Eşimin bazı sağlık sorunları
var. Kızım üniversitede mimarlık okuyor. Oğlum üniversite sınavına girecek.
-55
yaş?
-Annem vefat
etmiş. Kızım evlenmiş. Bir erkek torunumuz var. Eşim emekli olmuş baya bir
yıpranmış görünüyor. Torunuyla daha çok vakit geçiriyor. Oğlum tıp fakültesi 5.
sınıf. Gücümün azaldığını hissediyorum. Merdivenlerden çıkarken dinlenesim
geliyor.
-60 yaş?
-Oğlumuz
doktor olmuş. İki yıl önce evermişiz. Bir kız torunumuz var. Kızın bir tane
daha çocuğu olmuş. Torunlar sık sık bizde kalıyorlar. Bize dede, nene diyerek sevgi gösteriyorlar. Ben de emekliliğe müracaat
ediyorum. Kendimi orta yaş ile yaşlı arasında bir yerde hissediyorum. Hacca
gitmek için müracaat ettik.
-65 yaş?
Torunlarla vakit geçirmek hoşumuza gidiyor.
Sağlık sorunlarım var. Bahçeyle uğraşıyorum. Sosyal hayattan uzaklaşıyorum.
-70 yaş?
Yüzlerimdeki
kırışıklar artmış. Biraz zayıflamış görünüyorum. Gözlerim iyi görmüyor. Eşimin sağlık problemleri artmış. Torunlar bize fazla uğramıyorlar artık.
-75 yaş?
Eşim vefat
etmiş. Hayatın tadı yok gibi. Evimde yalnız kalıyorum. Çocuklar da baya
olgun yaştalar. Kızım emekli olmuş. İlk torunum evlenmiş.
-80 yaş?
İyice güçsüz
hissediyorum kendimi. Kendime tam bakamıyorum. Hizmetçiden yardım alıyorum.
"Çocuklar beraber kalalım" diyorlar. Karar veremiyorum. Bazı
tereddütlerim var.
-85?
Huzur
evindeyim. Hayattan hiç bir beklentim yok. İbadetlerimi yapmaya çalışıyorum.
Ölümü arzuluyorum.
-90 yaş?
O yaşa
gelmeden ölmüşüm. mezarımın başında ölüm tarihim yazıyor. Mezarımın toprağı
iyice yerleşmiş. Yaklaşık üç yıl önce ölmüşüm.
-Peki mezarın
içini de hayal edebiliyor musun? dedi derviş.
Biraz
bekledi. Gözlerini açabilirsin dedi. Genç gözlerini açtığında gözleri nemliydi.
Farklı duygular içerisindeydi.
Aynı soruları diğer gence de sordu. Ölüp
mezarının içerisini hayal ettirdikten sonra Onun da gözlerini açtırdı.
Gençlerin ikisi de şoke olmuş gibiydiler.
Dervişin sözüyle toparlandılar. Derviş diyordu ki:
Büyüklerimiz
akıllı kişileri tarif ederken; Sadece bu gününü değil geleceğini de düşünerek
yaşayanlar olarak tarif etmişlerdir."
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder