Derviş, bağrışmaların geldiği tarafa döndüğünde, iki kişinin bağrıştıklarını gördü. Ne dedikleri anlaşılmıyordu. Aceleyle yanlarına yaklaştığında birisi susmuş diğerinin gözü dönmüş vaziyette hem bağırıyor hem de hakaretler ediyordu. Onun eski bir arkadaşı olduğunu fark edince biraz hayret etti. Varıp uygun sözlerle arkadaşını sakinleştirirken bir yandan da koluna girerek olay mahallinden uzaklaştırdı.
Yürüyerek çeşme başına götürdü. Arkadaşından ellerini yüzünü yıkamasını rica etti.
Arkadaşı iyice sakinleşmiş, yüzü normale dönmüştü. Derviş dedi ki:
Arkadaşım!Seni hiç böyle görmemiştim. Ne bu şiddet bu celal ! .... şahsa ağzına geleni söyledin.
Arkadaşı:
-Haddini
bilmeyene bildirmek lazım hocam.
Derviş:
-Peki ama
had bildireyim derken haddi aştığının farkında mısın?
*-Vallaa ben
öfkelenince kendime hakim olamıyorum.
- Anladım.
Öfkelenince had aşılabilir (hadsizlik yapılabilir)diyorsun yani!
*-...........???
Arkadaşı hatasını anlamıştı. Gözlerini dervişten uzaklaştırmış vaziyette dudakları kıpırdıyordu. Derviş arkadaşının ne dediğine dikkat kesildi.
"Tövbe Ya Rabbii, yanlış yaptığımı yeni farkediyorum. Bağışla.." diyerek mırıldanıyordu.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder