Yıllar önce yaşadığım eğitim ile ilgili
ilginç bir anımı sizlerle paylaşmak istedim ki aynı hatalar tekrarlanmasın
diye...
Biraz psikolojiye merakımdan, biraz da yapım
gereği öğrencilerin dertlerine çare olmaya çalıştığımdan olsa gerek, bazen
öğrenciler bazen de öğrenci velileri, öğrencileri ile ilgili sıkıntılarını bize
danışırlardı. Biz de imkanımız ölçüsünde yardımcı olmaya çalışır, ciddi
problemlerde ilgili yerlere yönlendirir idik.
Bir gün mühendis bir baba 8. sınıfa giden
çocuğunun problemlerinin çözümü için bana gelmişti. Babaya göre çocuk yeterince
ders çalışmıyordu.
Çocukla özel görüşme istedim. Çocuğu
dinlediğimde anlattığı şeyler çok dikkatimi çekti. Çocuğun anlattıkları özet
olarak şöyleydi:
Hocam! Biz saat üçte okuldan çıkıyoruz bazen
arkadaşlarla takılıp sohbet ediyoruz. Zaten dersten yeni çıkmışız beynimiz
yorgun. Yarım saat veya kırk dakika sonra eve geldiğimde babam bana matematik
hesabı yaparak nasihate başlıyor. Mesela diyor ki.
Bak oğlum! saat üçte okuldan çıktın. Eğlene
eğlene gelsen bile on dakikada eve gelebilirdin. Ama sen yarım saatte geldin.
yirmi dakika geciktin. Yirmi dakikada 15-20 soru çözerdin. Bu, on günde 150
-200 soru, otuz günde 450 -600 soru yapar. Şu kadar ayla çarpınca şu kadar soru
yapar. Bu da liselere giriş sınavında şu kadar kişinin önüne geçmen demektir
v.s.
Hocam! Hemen her gün buna benzer konuşmalar,
nasihatler... Bu da benim moralimi bozuyor ders çalışmaya odaklanamıyorum.
Anladığım kadarıyla çocukta bir problem
yoktu.Karşımda gayet normal ve mantıklı konuşan fakat her gün aynı nasihatları
dinlemekten bıkan fakat babasına da bir şey diyemeyen 14 yaşlarında bir ergen
vardı.
Konuşmalarından babasının iyi niyetle de olsa
her gün yaptığı nasihatlerin onda psikolojik anlamda allerji yaptığı belliydi. Çocuğun
babasına karşı neler hissettiğini anlamak için ona ismiyle hitap ederek dedim
ki:
".........
baban vefat etse ne yaparsın?"
Çocuk hiç düşünmeden cevap verdi:
"Vallahi sevinirim hocam."
Böyle bir durumun yaşanması durumunda çocuk
hangi duyguları yaşardı bilemem. Fakat çocuğun babasının ölümüne sevinecek
dereceye gelmesi ve babasından nefret etmesi gerçekten çok üzücüydü.
Tabi çocuğa onun anlayacağı seviyede
örneklerle nasihatler vermeye çalıştık. Babasına olan bakış açısını
değiştirmeye çalıştık. Babasına da çocuğun düşüncelerini söylemeden o yaşların
psikolojisini ve davranışlarını anlatarak bazı önerilerde bulunduk. Zihni
dinlendirmenin ve moralli bir çalışmanın verimi artırdığını anlatmaya çalıştık.
Allah Teala, aileye güzel ahlaklı,
sağlıklı ve en az ortalama zekaya sahip bir çocuk ihsan ediyor. Fakat ebeveynin
yanlış tutum ve davranışları, haddinden fazla nasihatleri hem çocuğun moralini
bozuyor, motivasyonunu azaltıyor hem de ailesine karşı sevgisini azalıyor.
Ayrıca ailenin tamamı boşu boşuna huzursuz ve mutsuz oluyorlar.
Atalarımız ne güzel söylemişler:
"Vusulsüzlüğümüz (amaca ulaşamamamız)
usulsüzlüğümüzdendir"
ALİ USLU
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder