Bu gün çarşıda eski öğrencilerimden birisiyle karşılaştım. Selamlaşma ve hal hatır sorma faslından sonra sordu:
-Hocam emeklilik nasıl gidiyor? Canınız sıkılmıyor mu? Nasıl vakit geçiriyorsunuz?
"Yoo hiç sıkılmıyor" dedim.
Kısa bir müddet düşününce bunun sebeplerini kavradım.
Benim can sıkıntısından uzak yaşamamdaki esas etken mümin olmamdan kaynaklanıyordu. Şöyle ki:
Günlük hayatımı namaz vakitlerine göre planlamıştım. Namaza hazırlık, abdest alma, (Nefsime ve şeytana galip geldiğimde) camiye gitme, namaz kılma, tekrar eve gelme bunlar bayağı bir zaman alıyordu. Ayrıca camiye gidiş gelişlerdeki yürüme ve namazlardaki hareketler sebebiyle bedenim de rahatlıyordu. Ayrıca namazın verdiği manevi huzur sayesinde hem bir arınmışlık duygusu yaşıyor insan hem de ruhsal bir doyuma ulaşıyor.
Ayrıca namazdan çıkan kişilerin birbirleriyle konuşması, dertleşmesi de bir nevi psikoterapi gibi.
Evde yaptığımız Kur'an okuma, anlamı üzerinde düşünme gerekirse tefsirlere bakma eylemi de hem vaktimizin dolu geçmesine yarıyor hem de manevi olarak doyuma ulaşmamıza sebep olan önemli bir aktivite oluyordu benim için.
Bunun haricinde bize danışan eski öğrencilerimize yol göstermek, haftalık sohbetler, eş,dost arkadaş ziyaretleri de beni rahatlatan şeyler.
Bir de tecrübelerimizinden başkalarının da istifade edebilmesi için yazı yazmamız ve sosyal medyada paylaşmamız da bizim canımızın sıkılmasına fırsat vermiyor.
Bütün bunlara baktığımda pek çok faaliyetimizin altında mümin bir kul olduğumun yattığını farkettim.
Mümin olduğum için tekrardan şükrettim. Ahiretteki kazancı elbette çok önemlidir. Fakat mümin olmanın dünyadaki kazancının da (hele emeklilikte) oldukça fazla olduğunu fark ettim.
Düşünsenize altmış yaşından sonra bizler kendimizi nerelerde avutabilirdik. Gençlikte kişinin hoşuna giden pek çok şey belli yaştan sonra anlamsız gelir doğal olarak. Dünyaya ait beklentiler de azalmış veya bitmiş oluyor. Ahirete inanmayan kişiler bu yaştan sonra her gün zarar eden ve iflas edeceğini gören tüccar psikolojisi yaşarlar. Bunu unutmak için de kendini saçma sapan şeylerle meşgul edebilirler.
Fakat mümin kişi kendisini iflas eden bir tüccar gibi, değil de yaptığı çalışmalarının ücretini almaya hazırlanan kişi gibi hisseder. Fakat Ahireti kazandığımız bilgisi garanti olmadığına göre son nefese kadar Ahiret hazırlığına devam etmenin gereğini bilmesi de bir mümini daha çok çalışmaya sevk edeceğinden tembelliğe dolayısıyla can sıkıntısına vakit bulamaz.
İyi ki mümin olmuşuz. İyi ki Müslüman olmuşuz. Bizlere hidayet bahşeden Rabbimize sonsuz hamd ü senalar olsun.
Rabbim imanla yaşamayı, emaneti teslim zamanı gelince imanla ruhumuzu teslim edebilmeyi ve iyilerle/ müminlerle birlikte haşrolmayı hepimize nasip eylesin.
28/01/2023 ALİ USLU - TAVŞANLI.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder