Derviş yolda giderken 8-9 yaşlarında
bir çocuğun boynu bükük biçimde ağladığını gördü. Niçin ağladığını sormak,
gerekirse yardım etmek niyetiyle çocuğa doğru yürürken, öbür taraftan aynı
yaşlarda başka bir çocuk ağlayanın yanına vardı. Çocukların tavırlarından
birbirlerini tanıdıkları belli oluyordu. Belki de arkadaş veya akraba idiler.
Çocuklara biraz yaklaşan derviş, onları izlerken konuşmalarını
duyabiliyordu.
Gelen çocuk sordu: Niçin ağlıyorsun? Ne oldu
sana?
Ağlayan çocuk burnunu çekerek ve hıçkırarak
cevap verdi: "Babam dövdü..."
Öbür çocuk uzaklara baktı... bir müddet
sustu. Yutkundu ve gözlerini sildi. Sonra arkadaşına dönüp dedi ki:
- Keşke beni de babam dövseydi… Keşke sağ olsaydı da sadece onun dayağını
yeseydim... Sonra sustu... başını çevirdi uzaklara çook uzaklara baktı.
Konuşmaları duyan dervişin gözleri doldu.
Hızla oradan uzaklaştı. Çocuğu teselli etmeye giderken kendisi teselli olacak
hale gelmişti. Giderken bir yandan gözyaşlarını siliyor bir yandan da çocuğun
sözlerini düşünüyordu.
"Keşke sağ olsaydı da sadece Onun dayağını yeseydim..." Acaba çocuk neyi kastediyordu? Evet, bu sözde babasına özlem vardı, belki arkadaşını teselli etmek istiyordu. Fakat, başka kimlerin dayağından bahsediyordu? Yoksa hayatın sillesini yeyip de mecaz olarak mı bunu söylemişti? Bu sözlerin altında acaba hangi dertler, hangi sıkıntılar gizliydi?
Derviş evinin kapısını açtığında zihni hala
çocuğun sözleriyle meşguldü. Hanımı sordu: "Sen markete gitmemiş miydin? Ellerinde
bir şey yok !"
Derviş, gözlerindeki anormalliği karısından
gizleyerek hızla lavaboya yöneldi.
Ali USLU -16/08/2023 - TAVŞANLI
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder