Öğretmenlikteki ilk tayinim Tarsus EML. idi. İlk yıl Din Kültürü branşında tek öğretmendim. Liselerde dersimiz haftada bir saat olduğundan bütün sınıflara (29 sınıf) ben giriyordum.
Tarsus'a gittiğimde iki şey çok dikkatimi çekti
Birincisi sokaklarda birbirleriyle tartışan veya kavga edenlerin bazıları haşa dinimizin en mukaddes değerlerine küfrediyorlardı. Bunları duyduğumda çok rahatsız oluyordum. Bu türden küfürlü konuşmalara teneffüslerde ve okul çıkışlarında öğrenciler arasında da şahit oluyordum.
İkinci dikkatimi çeken şey beni çok sevindiren bir durumdu. Ders esnasında ezan okunmaya başlayınca erkek-kız neredeyse sınıftaki tüm öğrenciler yerlerinden 10-20 cm kadar kalkıp toparlanarak düzgün bir oturuş moduna geçiyorlardı. Bunu ezana hürmet olarak yaptıkları belliydi.
(O zamanki EML de elektronik, kimya, elektrik bölümlerinde epeyce kız öğrenci vardı. Sınav sonuçlarına göre bölümlere yerleşilen okulun yukarıda saydığım bölümleri ilçenin zeki öğrencilerinin tercih ettikleri bölümlerdi. 1986 yılında kimya bölümünden dokuz öğrenci tıp fakültesini kazanmıştı.)
Şöyle düşündüm: Ezana bu kadar saygısı olan kişiler dinimizin en kutsalına sövebiliyorsa burada çok büyük bir cehalet vardır. Bunun ne kadar çirkin bir davranış olduğunun farkına varırlarsa bu davranışı bırakırlar.
Sonraki derslerde dersin bir bölümünü bu mevzuya ayırdım. Onların ezana hürmetlerinin ne kadar önemli olduğunu anlattıktan sonra gerek sokaklarda gerekse okuldaki bu tür sövmelerin bir müslümana asla yakışmayacağını, bir müslümanın kendi ilahına sövecek kadar cehaletinin hiç bir mazeretinin olamayacağını böyle yapanların müslüman kalamayacağını çeşitli misallerle anlattım. Her sınıfta çocukların çok etkilendikleri ve yaptıklarından dolayı pişman oldukları belliydi. Dedim ki:
"Eğer şimdiye kadar böyle yapanlar olduysa samimi bir kalple Allah'ımıza yalvarıp diyeceksiniz ki: Allah'ım çevremden öğrendiğim için ağız alışkanlığı ile söylediğim bu sözün bu kadar çirkin ve günah olduğunu bilmiyordum. Çok büyük günah işlemişim. Çok büyük yanlışlar yapmışım. Şimdi yanlışlarımı anladım. Çok pişman oldum. Bir daha bu tür sözler söylemeyeceğime söz veriyorum beni affeyle."
Siz bu şekilde gerçekten pişman olur bir daha yapmamaya söz verirseniz ve sözünüzde durursanız Allah'ımız bu davranışınızdan memnun olur ve inşaallah sizi bağışlar..."
Gerçekten o haftadan sonra öğrenciler arasında bu tür cümlelerin çok azaldığını gözlemledim.
Daha sonraki derslerde de zaman zaman bu mevzuya değinerek " bu tür iğrenç cümleleri söylemenin ne kadar kötü olduğunu mahallenizdeki arkadaşlarınızla, ve akrabalarınızla konuşun. Onların bırakmalarına vesile olursanız çok büyük sevap kazanmış olursunuz" diye hem hatırlatmada bulundum hem de teşvik ettim.
Sene sonunda öğrencilere kağıt dağıtarak isim yazmadan bu tür sövme konusundaki durumlarını öğrenmek istedim. Gelen kağıtlardan bu tür iğrenç küfürlerin çok büyük oranda bırakıldığını tesbit ettim elhamdülillah.
Buradan şunu söylemek istiyorum. Yanlışlar varsa bu yanlışların yanlış olduğunu kırmadan dökmeden fark ettirebilirsek Allah Tealanın lutfuyla netice alabiliyoruz.
Kendi hayatımdan biliyorum. Gençliğimdeki yanlışlarımı, ancak fark ettiğimde bırakabildim. Bunları fark etmem ya çevremdeki kişiler vasıtasıyla oldu, ya da kendi kendime tefekkür ederken fark ettim. Neticede ikisi de Rabbimizin bir lutfuydu.
İyi niyet ve gayret birleşince Rabbimizin lutfunu müşahede ediyoruz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder