
Özet olarak şöyle derdi:” Elmaları, gerek dalından koparırken, gerek kovalara koyarken (daldan kopardığımız elmaları ağacın dalına asılı kovaya koyardık) gerekse kovalardan kasalara yerleştirirken sakın zedelemeyin, berelemeyin.”
Sonra da sebebini izah ederdi. “Toplamanın herhangi bir aşamasında elmanın aldığı küçük bir bere, küçük bir iz, ileride onun oradan çürümesine sebeptir. Kışa dayanmaz. Ayrıca kasada çürüyen bir elma yanındakileri de çürütür” derdi.
Bu sebepten, Ağaca çıkma veya toplama esnasında yere düşen veya berelenen elmaları ayrı bir kasaya koydurup onları diğerlerine karıştırmaz. Berelenmenin büyüklüğüne göre bir kaç gün ile bir kaç hafta arasında çürüyeceğinden onları kısa zamanda dağıttırırdı. Gerçekten de, ilk gün beresi fark edilmeyen elmaların bile bir kaç gün sonra berelendiği yerden çürümeye başladığını müşahede ederdik.
Bu olayı şunun için anlattım. İnsan ilişkileri de bu elma toplama gibi özen ister. Çünkü ,insanlar da elmalar gibi naziktirler. Bazen bilerek veya bilmeyerek incitilen bir gönlün o noktasında problemler oluşmakta, tamir edilmezse, büyüyerek devam etmekte sonunda büyük problemlere sebep olmaktadır. Tabi bu arada şeytanın en çok bu tür incinmeler üzerinde durarak olayı büyütmeye çalıştığını da akıldan çıkarmamak gerekir.
Özellikle evlenecek kişilerin ve ailelerin bu konuya daha çok dikkat etmeleri gerekir. Gerek nişanlılık sürecinde gerekse düğüne hazırlık ve düğün zamanlarında tarafların birbirlerini az da olsa incitmeleri ileride büyük problemlere yol açabilmekte hatta boşanmalara sebep olabilmektedirler.

Akıllı kişilere gereken başkalarını incitmemek, incittiğinde tamire çalışmaktır. Kendisi incindiğinde ise problemi büyütmeyip mümkünse affedebilmektir. Affetmek en güzel tedavidir ve şeytanın üzerinde işlem yapacağı bir sahayı kapatmaktır.
İnsanları affetmek Cennetliklerin özelliklerindendir.(Al-i İmran 134)
Önceki yazımız: http://www.aliuslu.net/2018/02/yetimlerin-gonlunu-kirmak.html
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder