
Damla sanki birkaç damlanın birleşmesinden oluşmuş gibi elinin üstünde bir bölgeyi ıslatmıştı. Öbür eliyle ıslak yeri hafifçe ovaladı. Elinin derisi suyu tamamen içine aldı. Çok geçmeden düşen yağmur taneleri çoğalmaya başladı. Koluna, başına ve diğer yerlere dokundukça oraları ıslatıyordu.
Gök yüzüne baktı pek bir şey göremedi. Arkasına baktığında kara bir bulutun yaklaşmakta olduğunu gördü. Yağmurun hızlanacağını tahmin ettiğinden sığınacak bir yer aradı gözleriyle. Biraz yukarıda altı oyuk bir kaya gördü ve hızlı adımlarla kayaya doğru yöneldi. Yağmur iyice hızlanmadan kayanın altındaki boşluğa oturdu.
Gözleriyle yağmuru seyrederken zihniyle
yağmuru düşünüyordu. Birkaç damla yağmuru derisi hemen içine almıştı. Fakat
damlalar fazlalaşınca eli ıslanmıştı. Elini ıslatan damlalar farklı zamanlarda
tek tek yağsaydı eli onları da içine alacaktı. Ama birbirine çok yakın zaman
içerisinde art arda yağınca vücudunu ıslatabiliyordu.
Aniden hava karardı yağmur olanca şiddetiyle yağmaya başladı. Önceleri
yağan yağmur tanelerini toprak sorarken, artık toprağın üzerinde akıntılar başlamıştı. Akıntılar uygun
yerlerde birleşip büyüyerek devam ediyorlardı. Dervişin gözü biraz uzaktaki
dereye takıldı. Derede büyük bir sel oluşmuştu. Muhtemelen daha yukarılara
biraz önce yağan yağmurun oluşturduğu seldi bu.
Bazı ağaçlar kökünden sökülmüş gidiyordu sele kapılarak. Büyük kayalar gördü
selde sürüklenen. Bu büyük gücü meydana getiren şey biraz önce elinde kaybolan
yağmur tanelerinin birleşmesiydi.
“Birlikten kuvvet doğar” sözünü gözleriyle
gördü. Biraz önce elinin derisince yutulan taneler birleşip sel halini
aldığında, en güçlü pehlivanları rahatlıkla boğabilirdi.
Yağmurun aynı şiddetle bir kaç saat
yağdığını hayal etti. Hayalinde çok korkunç şeyler oldu. "Vallahu hayrun
hafızan. Ve hüve erhamur-rahimin" (Allah koruyucuların en hayırlısıdır. Ve
O merhametlilerin en merhametlisidir) ayetini okudu ve rahatladı.
Sonra düşüncelere daldı derviş. Günahlar da böyle olabilir miydi? Önemsenilmeyen nice küçük günah birleşerek büyük felaketlere sebep olabilir miydi?
Gizlisini aşikarını, büyüğünü küçüğünü, evvelini ahirini, bilerek yaptıklarımı bilmeden yaptıklarımı, şakayla yaptıklarımı ciddi olarak yaptıklarımı. (hepsini bağışla)Ömrümün geri kalan kısmında benden razı olacağın güzel işler yapmamı nasip eyle.”
Yağmurun rahmet olduğunu biliyordu. Rahmetin
zahmete dönüşünü gördü. Nuh (AS) ın
zamanındaki tufanı düşündü. Bütün bunları meydana gelmesine sebep, zahirde
damlaların birleşmesiydi.
Bir yağmur tanesindeki potansiyel gücü fark etti. Cenab-ı Hakkın gücünü düşündü. Kendini güçlü sanan insanın yağmur damlası karşısındaki acizliğini düşündü.
Önce ”Allahü ekber” sonra da “Sübhanallah” dedi. Biraz durdu.
Sonra düşüncelere daldı derviş. Günahlar da böyle olabilir miydi? Önemsenilmeyen nice küçük günah birleşerek büyük felaketlere sebep olabilir miydi?
“Seli
önemseyen, damlayı da önemsemeli” dedi kendi kendine.
Bir hadis-
şerif hatırladı : ” Israr
edilirse (devam edilirse) küçük günah kalmaz (büyük günah haline gelir) İstiğfar edilirse büyük
günah kalmaz.”
Peygamberimizin
yaptığı bir dua geldi aklına. Açtı ellerini ve samimi bir kalple o duayı
mırıldandı.
“Allah’ım!
bütün günahlarımı bağışla;Gizlisini aşikarını, büyüğünü küçüğünü, evvelini ahirini, bilerek yaptıklarımı bilmeden yaptıklarımı, şakayla yaptıklarımı ciddi olarak yaptıklarımı. (hepsini bağışla)Ömrümün geri kalan kısmında benden razı olacağın güzel işler yapmamı nasip eyle.”

Bir yağmur tanesindeki potansiyel gücü fark etti. Cenab-ı Hakkın gücünü düşündü. Kendini güçlü sanan insanın yağmur damlası karşısındaki acizliğini düşündü.
Önce ”Allahü ekber” sonra da “Sübhanallah” dedi. Biraz durdu.
“Ve hüve ala
külli şey’in kadiir” (O her şeye kadirdir) dedi
Sonra bir kaç kez “Lâ havle
vela kuvvete illa billah” (Allah’tan başka güç ve kudret sahibi yoktur)dedi kendi işiteceği biçimde. Her zaman
söylediği bu iki cümlenin manasını daha
iyi kavramaya başladığını fark etti.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder