SİZDEN TEŞEKKÜR
(BİLE)BEKLEMİYORUM
Başlıktaki
ifade Kuran-ı Kerim’de (İnsan suresi /9)
geçen bir ifadedir. Allah Teala’nın has kullarının, iyilik yaptıkları kişilere,
yaptıklarına karşılık “… sizden bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz.” Dedikleri bize
bildirilir.
Kerim Kitabımız, bir çok
peygamberin dini tebliğ ettikleri kişi ve toplumlara, yaptıklarına
karşılık “...Sizden hiç bir ücret istemiyorum benim ücretim Alemlerin Rabbine aittir” dediklerini haber verir. (Bknz: Şuara/109,127,145,164,180)
Bu sözü peygamberlerden isteyen de Cenab-ı Hakk’tır.
Ayrıca bu durum
Kur’an’da bize anlatılarak, “aktif iyiler”in yaptıkları her türlü iyilik için
muhataplarından bir karşılık beklememeleri, hatta teşekkür ve iltifat
beklentisinde bile olmamalarına işaret edilmiştir.
Allah’ın dinini tebliğ /davet etme görevini üstlenen veya Allah rızası için başkalarına iyilik yapan kişiler şu üç şeye dikkat etmelidirler.
1-Muhataplarından
maddi bir karşılık beklentisinde olmamak.
2-Onlardan teşekkür ve
iltifat beklememek.
(Bu iki şey
beklenilmemelidir. Fakat teşekkür
edilmesi kişiyi mutlu eder. Ve dini kaynaklarımız iyiliğe teşekkür etmeyi
tavsiye eder.
Burada anlatılan teşekkür edilmemesi değil teşekkür
beklentisinde olunmamasıdır.)
3-Karşılığını sadece
Allah Teala’dan beklemek.
İnsanoğlunun büyük bir kısmı vefa duygusuna
sahip oldukları halde bazılarında bu duygu pek gelişmemiştir. Hatta Kur’an-ı Kerim, bazı insanların nankörlüğünden,
zalimliğinden bahseder. Bu sebeple bazı insanlar şartlar değişince veya makam-mevkileri
değişince kendisine yapılan iyilikleri unutur ve vefasız davranabilirler.
Yaptıklarına karşı teşekkür beklentisinde olan kişiler bu durumda üzülür ve
mutsuz olurlar. Hatta bazıları bir kısım vefasızlar sebebiyle insanlara iyilik
yapılmaması gerektiği duygusuna kapılabilirler.
Acizane ben de bazı vefasız davranışlar
karşısında az da olsa üzülürdüm. Fakat yukarıda zikrettiğim ayetleri kavradığımdan
beri bu tür davranışları pek önemsemiyorum hamdolsun.
Yaptıklarımıza
karşılık her şeyi Allah Teala’dan beklemek çok önemli bir duygudur. Yaptıklarımızın
O'nun tarafından biliniyor olması, iyiliklerin asla zayi olmayacağı inancı,
insanı hem özgürleştirir hem de motive eder.
Mademki
karşılık Rabbimizden beklenecek, o halde muhataplar takdir etmese de önemli
değildir. Herkes kendi karekterine göre davranır.
Burada bir mesele daha var. Bizler normal
insanlarız. Doğal olarak bir şeyler yaparken bazen hatalar yapabiliriz. Bunlar genelde bilmeyerek ve o anki psikolojinin etkisiyle olur. Bazen de
muhatabınız yanlış anlamış olabilir. İşte bazı muhataplar, kendisine karşı
yapılan bu hatanızı asla unutmazlar. Hatta yıllar içerisinde yaptığınız bir çok
iyilik unutulurken, hatalarınız muhatabın iç aleminde adeta faiz gibi katlanarak büyür. Sonunda fırsatlarını bulduklarında içlerinde büyüterek biriktirdikleri
gazı dışarı atarlar. Bunu yaparken sizi incitmekten de çekinmeyebilirler. Siz muhatabınıza
yaptıklarınızın tümünü düşündüğünüz için
bu duruma üzülebilirsiniz.
Böyle
durumlarda yukarıdaki üç maddeye bir madde daha ilave etmek gerekir.
4-İyilik yaptığınız bazı muhataplarınızın
incitmelerine sabretmek. Dünya Tarihinde az da olsalar Brütüsler de vardır maalesef ve olmaya da devam edeceklerdir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder