RÜYA

Adam uyandığında hala gördüğü rüyanın etkisinde, vücudu ter içerisindeymiş. Kendi kendine "hayırdır inşallah” deyip rüyanın ne anlama geldiğini uzun süre düşünmüş.

 Sabah olduğunda, çok önceleri sohbetlerine katıldığı, nasihatlerini dinlediği ve duasını aldığı zata gitmeye karar vermiş.
Varmış o alim zatın yanına selam-kelam, hoş beşden sonra, sebeb-i ziyaretini anlatmış. “Efendim, bu gece ilginç bir rüya gördüm.” deyince, alim şahıs, “hayırdır inşallah, anlat bakalım.” demiş.
-Rüyamda kendimi büyük bir arazide gördüm. Önümde değişik boyutlarda siyah ve gri renkte taşlar vardı. Taşlar kirli ve pislik bulaşmış taşlardı. Tahminen üç kilogram ağırlığında olan bir taşı tuttum ve kaldırdım. Kaldırdım ama ne kadar da ağır öyle. Zorlanarak kaldırdım ve ancak birkaç adım taşıyabildim, hemen bıraktım. Sonra, aynı büyüklükteki başka bir taşı aldım. Bu sefer biraz hafiflemiş gibiydi ve beş-on adım taşıyabildim ve bıraktım. Aynı büyüklükteki  taşları defalarca denedim. Her defasında daha hafif geliyor ve taşıdığım mesafe uzuyordu. Çok rahat kaldırıp taşıyıncaya kadar devam ettim.
Sonra taşı ilk aldığım yere geldim daha büyük taşı yüklendim ve epey uzağa kadar götürdüm. Sonra tekrar geldim daha büyük taşı kaldırdım ve daha uzun mesafeye götürdüm. Böyle her seferinde daha büyük taşı daha uzun mesafeye götürüyordum. En son, oldukça büyük bir kayayı pamuk çuvalı kaldırır gibi kaldırdım, başımın üstüne koydum neredeyse hiç yorulmadan istediğim yere kadar götürdüm ve uyandım.”
Alim şahıs biraz düşünmüş ve “Her şeyin en doğrusunu Allah bilir “demiş. Sonra kendi yorumunu aktarmış.
-Evladım! İlginç bir rüya görmüşsün. Fakat bu rüya, iç aleminin yansıması mıdır? Yoksa ilahi bir uyarı mıdır, bilmem. Belki de, ikisi birdendir. Ben senin önceki ve sonraki durumunu az çok bildiğimden şöyle yorumluyorum.
Sen önceleri takva sahibi olmaya çalışan Allah’tan korkan günahlardan, haramlardan kaçınan bir kişiymişsin. Sonra nefsine uyup günahlara meyletmişsin. Ama içindeki Allah korkusu sebebiyle önceleri küçük günahları bile zorlanarak yapmışsın.
İşin daha vahim yönü ise, pişman olup vazgeçmek yerine aynı hatalara, günahlara ısrarla devam etmişsin. Artık önceleri zorlanarak utanarak yaptığın günahları daha kolay yapmaya başlamışsın. Sonra daha büyüklerini, daha büyüklerini… Derken o hale gelmişsin ki, İlk başladığın günahlara oranla çok büyüklerini, hiç için sızlamadan yapar hale gelmişsin.
Evladım! Şayet dediklerim sende varsa yol yakınken gel tövbe eyle… Sonra geç olabilir.
Adam düşünmüş. Hayatı bir film şeridi gibi geçmiş gözlerinin önünden. Alim zatın yorumunun doğru olduğunu fark etmiş. Tevbe etmeye karar vermiş.
Tövbe etmiş midir? Ettiyse bile tövbesini devam ettirebilmiş midir, bilemem. Ama sevgili Peygamberimiz bizleri uyarmış ve buyurmuşlar ki:
“La sağirete maal israr vela kebirate maal istiğfar”
“Küçük günahlara ısrar (devam) etmekle küçük günah kalmaz.(yani büyür)
büyük günahlar  da istiğfarla büyük kalmaz.(küçülür veya yok olur)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

MANŞET!

RÖPORTAJ

 https://youtu.be/Wo_cX-JKGWU?si=O2IpQY7RbOpsRdhV