Sabah olduğunda, çok önceleri sohbetlerine katıldığı, nasihatlerini dinlediği ve duasını aldığı zata gitmeye karar vermiş.
Varmış o
alim zatın yanına selam-kelam, hoş beşden sonra, sebeb-i ziyaretini anlatmış.
“Efendim, bu gece ilginç bir rüya gördüm.” deyince, alim şahıs, “hayırdır inşallah,
anlat bakalım.” demiş.

Sonra taşı
ilk aldığım yere geldim daha büyük taşı yüklendim ve epey uzağa kadar götürdüm.
Sonra tekrar geldim daha büyük taşı kaldırdım ve daha uzun mesafeye götürdüm.
Böyle her seferinde daha büyük taşı daha uzun mesafeye götürüyordum. En
son, oldukça büyük bir kayayı pamuk çuvalı kaldırır gibi kaldırdım, başımın
üstüne koydum neredeyse hiç yorulmadan istediğim yere kadar götürdüm ve
uyandım.”
Alim şahıs
biraz düşünmüş ve “Her şeyin en doğrusunu Allah bilir “demiş. Sonra kendi
yorumunu aktarmış.
-Evladım! İlginç
bir rüya görmüşsün. Fakat bu rüya, iç aleminin yansıması mıdır? Yoksa ilahi bir
uyarı mıdır, bilmem. Belki de, ikisi birdendir. Ben senin önceki ve sonraki
durumunu az çok bildiğimden şöyle yorumluyorum.
Sen önceleri
takva sahibi olmaya çalışan Allah’tan korkan günahlardan, haramlardan kaçınan
bir kişiymişsin. Sonra nefsine uyup günahlara
meyletmişsin. Ama içindeki Allah korkusu sebebiyle önceleri küçük günahları
bile zorlanarak yapmışsın.
İşin daha vahim yönü ise, pişman olup vazgeçmek yerine aynı hatalara, günahlara ısrarla devam etmişsin. Artık önceleri zorlanarak utanarak yaptığın günahları daha kolay yapmaya başlamışsın. Sonra daha büyüklerini, daha büyüklerini… Derken o hale gelmişsin ki, İlk başladığın günahlara oranla çok büyüklerini, hiç için sızlamadan yapar hale gelmişsin.
Evladım! Şayet dediklerim sende varsa yol yakınken gel tövbe eyle… Sonra geç olabilir.
İşin daha vahim yönü ise, pişman olup vazgeçmek yerine aynı hatalara, günahlara ısrarla devam etmişsin. Artık önceleri zorlanarak utanarak yaptığın günahları daha kolay yapmaya başlamışsın. Sonra daha büyüklerini, daha büyüklerini… Derken o hale gelmişsin ki, İlk başladığın günahlara oranla çok büyüklerini, hiç için sızlamadan yapar hale gelmişsin.
Evladım! Şayet dediklerim sende varsa yol yakınken gel tövbe eyle… Sonra geç olabilir.
Adam
düşünmüş. Hayatı bir film şeridi gibi geçmiş gözlerinin önünden. Alim zatın
yorumunun doğru olduğunu fark etmiş. Tevbe etmeye karar vermiş.
Tövbe etmiş
midir? Ettiyse bile tövbesini devam ettirebilmiş midir, bilemem. Ama sevgili
Peygamberimiz bizleri uyarmış ve buyurmuşlar ki:
“La sağirete
maal israr vela kebirate maal istiğfar”
“Küçük
günahlara ısrar (devam) etmekle küçük günah kalmaz.(yani büyür)
büyük
günahlar da istiğfarla büyük
kalmaz.(küçülür veya yok olur)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder