”Hamdolsun
küçükken de şimdi de iyi davrandılar. Küçükken eğitimim için gayret gösterdiler
gerçi yanlışları vardı ama iyi niyetle benim iyiliğime zannederek yaptıkları
yanlışlardı” dedim.
“ Hayrola niçin bunları sordun?” diyerek
konuşmasına fırsat verdim.
Hocam dedi “Benim babam çok sert bir
kimseydi. Karşısında konuşamazdık bile. Onun kendi doğruları vardı bir de
dayağı. Bizim fikirlerimize hiç değer vermezdi. Eğer birisi bizi şikayet
ettiyse haklıda olsak haksız da olsak dayağı yerdik kardeşimle birlikte. İlkokulda
derslerimiz iyiydi ama ortaokula göndermedi. “Okuyanlar anarşist oluyorlar” derdi.
Bizim köyden liseye giden birisi mafya işlerine bulaşmış. Köyde kötü bir iz bırakmış. Onun yüzünden köylü, çocuklarını uzun sure liseye göndermemişler. En fazla Kuran kursuna gönderiyorlarmış. Köy hocasına gidip hatim ettik ve bizim eğitim bitti. Onun yanında çiftçilik-hayvancılık yaptık ama doğru dürüst para vermezdi . Bizim ihtiyaçlarımızı o görürdü, tabi kendi zevkine göre.
Bizim köyden liseye giden birisi mafya işlerine bulaşmış. Köyde kötü bir iz bırakmış. Onun yüzünden köylü, çocuklarını uzun sure liseye göndermemişler. En fazla Kuran kursuna gönderiyorlarmış. Köy hocasına gidip hatim ettik ve bizim eğitim bitti. Onun yanında çiftçilik-hayvancılık yaptık ama doğru dürüst para vermezdi . Bizim ihtiyaçlarımızı o görürdü, tabi kendi zevkine göre.
Sonra bizi everdiler yine kendi
arzularına göre. Falanın kızına dünür gidiyoruz dediler. Karşı çıkmak ne mümkün.
Fikrimi bile almadılar. Allah’tan evlendiğim kişi iyi birisi çıktı. Anlayışlı,
merhametli birisi. Fakat biz onların oğlu-gelini değil kölesiyiz sanki. Çok
çalıştırıyorlar ihtiyaçlarımız için doğru dürüst para bile vermiyorlardı. Zaten
beraber yiyip içiyoruz. Hanımın özel
ihtiyaçlarını bile alamıyordum. Çünkü param yok. Babamdan
isteyemiyordum. Varlık içinde darlık çekiyorduk. Anam da çok geçimli birisi
değildi. Basit sebeplerden hanımı hırpalar dururdu.
Birgün hanımdan birşeyler yapmasını
istemişler. O da biraz gecikmiş. Hakaretin bini bir para. Yediğimiz içtiğimize
kadar başa kaktı babam. Sanki rızık veren o. Dayanamadım gittim, ilçeden iş
buldum. Hanımın anasının evinden getirdiklerini yükledik ilçeye göçtük. Bunu
hazmedemedi babam. Bize darıldı. Bir kaç sene sonra barıştı ama hala mırın-
kırın. Bayramlarda torunlarını ayırır. Diğerlerine on verirse bizimkilere beş
verir."
Hocam! Sizin ana-babanız böyle olsa onlara
güzel davranabilir miydiniz? Benim içimden babama karşı saygı gelmiyor.
Şöyle
dedim:
Bak abicim, bu konuda zor bir sınavdasın.
Rabbim kolaylıklar ve sabırlar versin.
Böyle anam-babam olsa nasıl davranırdım bilemem. Ama sana şunu
söyleyeyim. Kuran-ı Kerimde birkaç yerde
ana-babaya güzel davranmakla ilgili kesin emir var ve bu konuda istisna yok.”
Anne-babanız size iyi davranırsa onlara iyi davranın” demiyor. Veya “ onlar
size kötü davrandıklarında onlara güzel davranmayabilirsiniz” de demiyor. Bu
konuda kesin olarak," iyi davranın" diyor. İyiki ,"her dediğini yapın"
demiyor. güzel davranın diyor.
Bazıları size göre saygıyı, güzel davranışı
hak etmemiş olabilir. Ama bu konuda Allah’ımızın hatırı için saygı gösterip iyi
davranabiliriz. ki bu sadece Allah rızası için olmuş olur. Allah C.C. ise sırf
kendi rızası için yapılan şeylerin mükafatını en güzel şekilde verir.
Yüce
Kitabımızda Rabbimiz bize mealen şöyle buyurur:
“Rabbin sadece kendisine kulluk
etmenizi, ana-babaya da iyi davranmanızı
kesin bir şekilde emretti…” (isra suresi/ 23)
Diğer yazılarımız için: www.aliuslu.net
Diğer yazılarımız için: www.aliuslu.net
Güzel. Amenna
YanıtlaSil