
Neticede bedeninin yarısı kurtarılırken diğer kısmı felç kalıyor. Fakat bu felçli bölge güçsüz de olsa çalışıyor.
Doktoru perhiz veriyor, sigarayı yasaklıyor.
Yapması gereken egzersizleri vs. söylüyor ve kontrol için randevu veriyor.
Hastamızın her kontrolünde, doktor hastalığın
biraz daha arttığını fark ediyor. Perhize dikkat edip etmediğini soruyor.
Ailesi ettiğini söylüyor. Kendisi de kafa sallıyor.
Sonradan anlaşıldığına göre, meğer hastamız şöyle yaparmış; Evde (aileden
çekindiği için)doktorun dediklerini harfiyen uygular, çarşıya çıktığında (Yavaş
da olsa hareket edebiliyordu) lokantaya gider güzelce canının istediği yemekleri
yer ardından da sigarasını içermiş.
Bir kaç kontrolden sonra doktor, hastanın
perhizine dikkat etmediğini ve bu konuda doğru söylemediğini tahmin ediyor ve
diyor ki:
-Bakın beyefendi!
Bu beden senin. Bu hayat da senin. İstediğin
gibi kullanabilirsin. Mutlu olacak da sensin, mutsuz olacak da. Benim
tahminime göre perhizine dikkat etmiyorsun. Bu sebeple hastalığın iyileşmediği
gibi, git gide kötüleşiyor.
Fakat şunu aklından çıkarma. Dünyada
alabileceğin hiç bir zevk, kimsenin yardımını almadan tuvalete gidip,
temizlenip, giyinip odana dönebilmenden daha önemli değildir. Perhizine ister
dikkat et ister etme. Ama dikkat etmezsen ileride tuvalete yardımsız
gidemeyebilirsin.
Hastamızın bu öğütlere uyup uymadığını
bilmiyorum. Son senelerde evden dışarı çıkamıyordu ve vefat etti. Allah Teala
rahmet eylesin.
Doktorun hastasına verdiği öğütten acizane
şöyle ders çıkardım. Bunu zaman zaman öğrencilerime de anlatırım.:
Dünyadaki hiç bir şey (makam-mevki, mal-mülk, zevk-safa,
eğlence vs.) Ahirette kısa bir süre de olsa Cehennem'e girmeye değmez.
Onun için hayatımızı nefsimizin isteğine göre değil de, nefsimize zor bile gelse Ahirette bize kazandırıp-kaybettirecek şeylere göre tanzim etmeliyiz.
Onun için hayatımızı nefsimizin isteğine göre değil de, nefsimize zor bile gelse Ahirette bize kazandırıp-kaybettirecek şeylere göre tanzim etmeliyiz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder