TOPLUMSAL DUYARLILIK

   İki hafta kadar önceydi. Önümden giden genç, sigara paketini açtı. Sağ tarafında, bir metre yakınında çöp konteynırı olduğu halde kopardığı aliminyum kağıdı yere attı. Herhalde çok dalgın diye düşündüm.
İki gün sonra, önümden giden lüks ve pahalı bir otomobilin camı açıldı ve dışarıya kağıt mendil atıldı.
Bir kaç gün sonra, bir arabanın camından buruşturulmuş sigara kartonu atıldığını gördüm.
En son çevre yolunda, önümden giden bir minübüsten büyük bir poşetin (içi boş) yola atıldığını gördüm.
Bu olaylar beni düşünmeye ve bu yazıyı yazmaya sevk etti.
Elbette hemşehrilerimizin bir çoğu bu konuda duyarlı hamdolsun. Yoksa, her yer pislik içinde olurdu. Ama az da olsa bu konuda duyarlı olmayanlarımız var.
Tavşanlı’mızın merkez nüfusu elli binden fazla. Gün içerisinde dışarıdan gelenlerle birlikte bu rakam daha da fazlalaşıyor. Herkes elindeki küçük bir şeyi yola atsa günlük elli-altmış bin çöp yollara atılmış olur.
   Yıllar önce, Japon firmasıyla ortaklık kuran bir firmamıza işi öğretmek için geçici olarak Japonya’dan mühendisler gelir. Zaman içerisinde bizim mühendislerimizle aralarında samimiyet oluşur. Bizimkiler evlerine yemeğe davet ederler. Birkaç davetten sonra Japon mühendisler derler ki :
-Sizin evleriniz çok temiz. Ama sokaklarınız pek temiz değil. Evlerde bu kadar temiz olanlar sokakta niye temiz değil, sokakta temiz olmayanlar evlerde nasıl bu kadar temiz olabiliyor???
Velhasıl adamların mantığı bir türlü kavrayamamış bu durumu.
İçlerinden bir tanesi mizahi bir uslupla çözmüş durumu. Demiş ki:
-Herhalde evler sizin sokaklar Yunanistan’ın!
“Temizlik imandandır” ve “ Yoldan, taş- diken gibi (gelip geçenlere zarar veren) şeyleri yoldan kaldırmak sadakadır” diyen bir peygamberimiz olduğu halde,
“Şüphesiz Allah çok tevbe eden ve çok temizlenenleri (çok temiz olanları)sever” (bakara/222)
“Her türlü pislikten uzak dur” (Müddessir/5)diyen bir Kitabimiz olduğu halde, Temizlik konusundaki duyarsızlığımız bizlere yakışmıyor. Hele hele bu konuda gayri müslimler kadar duyarlı olamamak çok acı bir durum.
   Sokakları temiz tutmak hem kulluk görevimiz hem de vatandaşlık görevimizdir. Çöpümüzü yere değil de çöp kutusuna attığımızda ayrıca sevap da kazanmış oluruz.
Lütfen bu konuda daha duyarlı olalım, olmayanları tatlı uslupla uyarmaya çalışalım.
Sizlere, Fakültedeki İslam Tarihi hocamız, İ. Süreyya Sırma’nın anlattığı çok dramatik bir olayı nakledeyim.
   Osmanlının son dönemlerinde, Japon yöneticileri, İslamiyeti merak ederler.(Malum Japonların karakteri İslam ahlakına çok uygundur) .Osmanlı’ya bir heyet gönderirler. Bu heyet araştıracak uygun görürlerse Osmanlıdan hocalar talep edecekler İslamiyeti öğretmesi için. Kısa bir incelemeden sonra Osmanlı yönetiminden Japonya’da İslamı öğretecek hocalar talep edilir. Ulemadan bir grup seçilir ve gelen heyetle birlikte bir gemiyle Japonya’ya gönderilir. Yolda giderlerken bizimkilerden birisi burnunu temizler ve elinin bulaşığını geminin direğine siler. Bu durum Japon heyetinin dikkatini çeker. Kendi aralarında istişare ederler ve” Bizim böyle pis bir dine ihtiyacımız yok.” Diyerek gemiyi yarı yoldan geri çevirirler. Ne kadar acı bir olay değil mi?
Unutmayalım! başkaları bizi, sözümüzden daha çok davranışlarımızla değerlendirirler.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

MANŞET!

RÖPORTAJ

 https://youtu.be/Wo_cX-JKGWU?si=O2IpQY7RbOpsRdhV