İki gün
sonra, önümden giden lüks ve pahalı bir otomobilin camı açıldı ve dışarıya
kağıt mendil atıldı.
Bir kaç gün
sonra, bir arabanın camından buruşturulmuş sigara kartonu atıldığını gördüm.
En son çevre
yolunda, önümden giden bir minübüsten büyük bir poşetin (içi boş) yola
atıldığını gördüm.
Bu olaylar beni
düşünmeye ve bu yazıyı yazmaya sevk etti.
Elbette
hemşehrilerimizin bir çoğu bu konuda duyarlı hamdolsun. Yoksa, her yer pislik
içinde olurdu. Ama az da olsa bu konuda duyarlı olmayanlarımız var.
Tavşanlı’mızın
merkez nüfusu elli binden fazla. Gün içerisinde dışarıdan gelenlerle birlikte
bu rakam daha da fazlalaşıyor. Herkes elindeki küçük bir şeyi yola atsa günlük
elli-altmış bin çöp yollara atılmış olur.
Yıllar önce,
Japon firmasıyla ortaklık kuran bir firmamıza işi öğretmek için geçici olarak
Japonya’dan mühendisler gelir. Zaman içerisinde bizim mühendislerimizle
aralarında samimiyet oluşur. Bizimkiler evlerine yemeğe davet ederler. Birkaç
davetten sonra Japon mühendisler derler ki :
-Sizin
evleriniz çok temiz. Ama sokaklarınız pek temiz değil. Evlerde bu kadar temiz
olanlar sokakta niye temiz değil, sokakta temiz olmayanlar evlerde nasıl bu
kadar temiz olabiliyor???
Velhasıl
adamların mantığı bir türlü kavrayamamış bu durumu.
İçlerinden
bir tanesi mizahi bir uslupla çözmüş durumu. Demiş ki:
-Herhalde
evler sizin sokaklar Yunanistan’ın!
“Temizlik
imandandır” ve “ Yoldan, taş- diken gibi (gelip geçenlere zarar veren) şeyleri
yoldan kaldırmak sadakadır” diyen bir peygamberimiz olduğu halde,
“Şüphesiz Allah
çok tevbe eden ve çok temizlenenleri (çok temiz olanları)sever” (bakara/222)
“Her türlü
pislikten uzak dur” (Müddessir/5)diyen bir Kitabimiz olduğu halde, Temizlik
konusundaki duyarsızlığımız bizlere yakışmıyor. Hele hele bu konuda gayri
müslimler kadar duyarlı olamamak çok acı bir durum.
Sokakları
temiz tutmak hem kulluk görevimiz hem de vatandaşlık görevimizdir. Çöpümüzü
yere değil de çöp kutusuna attığımızda ayrıca sevap da kazanmış oluruz.
Lütfen bu
konuda daha duyarlı olalım, olmayanları tatlı uslupla uyarmaya çalışalım.
Sizlere, Fakültedeki
İslam Tarihi hocamız, İ. Süreyya Sırma’nın anlattığı çok dramatik bir olayı
nakledeyim.
Osmanlının
son dönemlerinde, Japon yöneticileri, İslamiyeti merak ederler.(Malum
Japonların karakteri İslam ahlakına çok uygundur) .Osmanlı’ya bir heyet
gönderirler. Bu heyet araştıracak uygun görürlerse Osmanlıdan hocalar talep
edecekler İslamiyeti öğretmesi için. Kısa bir incelemeden sonra Osmanlı
yönetiminden Japonya’da İslamı öğretecek hocalar talep edilir. Ulemadan bir
grup seçilir ve gelen heyetle birlikte bir gemiyle Japonya’ya gönderilir. Yolda
giderlerken bizimkilerden birisi burnunu temizler ve elinin bulaşığını geminin
direğine siler. Bu durum Japon heyetinin dikkatini çeker. Kendi aralarında
istişare ederler ve” Bizim böyle pis bir dine ihtiyacımız yok.” Diyerek gemiyi
yarı yoldan geri çevirirler. Ne kadar acı bir olay değil mi?
Unutmayalım!
başkaları bizi, sözümüzden daha çok davranışlarımızla değerlendirirler.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder