*Derviş! ne düşünüyorsunuz? Hiç
konuşmuyorsunuz da…
-Konuşmak kârlı değilse susmak daha iyidir kardeşim. En azından zarar etmeyiz.
Eskiden de at izi it izine karışırdı çok
kereler.
Lakin bilgi kanalları arttıkça doğru bilgi,
doğruya yakın yanlış bilgi, yarısı doğru yarısı yanlış bilgi ve tümü yanlı
/yanlış bilgiler birbirine karışır oldu.
Tabiri caizse, sadece at iziyle it izi
bir birine karışmıyor artık. Kuzu izi kurt izine, kartal izi tavuk izine,
ceylan izi aslan ve tilki izine, insan izi ayı izine karışmış. Yılların
tecrübeli iz takipçileri bile işin içinden zor çıkarlar.
*Peki ne yapalım o halde?
-Peygamber Efendimizin bir hadisini
ezberlemiştim fakülte yıllarında. Mealini söyleyeyim:
“Ümmetimin fesada uğradığı bir zamanda
benim sünnetime sarılana yüz şehit sevabı vardır”
Burada şunlara dikkat edilirse güzel
olur kanaatimce:
Birincisi, Bu ödül peygamberimizin bir
sünnetini yapana değil O’nun sünnetine sım sıkı sarılana (temessük edene) veriliyor.
Buradaki sünnete sarılmak peygamberimizin yoluna uymak demek. Çünkü sünnet
kelimesinin buradaki anlamı yol demektir. Yani ibadetlerinden olaylar
karşısında gösterdiği tavıra kadar her konuda O'nun yoluna uymaya çalışmak.
Tabii, O’nun ahlakının Kuran olduğunu da hiç unutmadan.
İkincisi bu işi yapmak ve devam ettirmek
çok zor bir iş olduğunu ödülün büyüklüğünden anlayabiliriz. Çok büyük bir azim
ve gayret gerektirir. Çünkü fesat zamanında çevremiz ayartıcılarla doludur.
Mesela Onun tavsiyelerinden birisini
konuyla alakalı olduğu için bildireyim.
Efendimiz buyurmuşlar ki: “Her
işittiğini başkasına aktarması o kişiye yalan (günahı) olarak yeter”
Bu hadis-i şerifin uygulama alanlarını zamanımızın bilgi edinme yollarını da düşünerek bulmaya çalışalım. Uygulaması büyük bir titizlik gerektirir değil mi?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder