Beraber çalıştığımız öğretmen arkadaşlardan
Yusuf bey anlatmıştı:
"Bizim kız, ilkokul birinci sınıfa
giderken, yanındaki arkadaşının kırmızı kalemi kaybolmuş. Bizim kızın kalemi de aynı kalemden imiş. Kızımdaki kalemi görünce öğretmene: "Benim
kalemimi arkadaş almış" diye şikayet etmiş. Kızım da kalemin kendi kalemi
olduğunu söylemiş.
Kalemi kaybolan öğrenci sınıfın
çalışkanlarından bir öğrenciymiş. Belki bu sebeple, öğretmen onun sözünü doğru
kabul etmiş ve kızıma "kalemi arkadaşına vermesini" söylemiş. Kızım
kalemin kendisine ait olduğunu söylediyse de öğretmen sert bir şekilde
"ver kalemi" demiş. O da vermiş.
Bir iki saat sonra arkadaşı çantasından bir
şey alırken kaleminin çantasında olduğunu görmüş, yapılan yanlışı öğretmene
söylemiş ve kalemi kızıma vermiş. Öğretmen de kızımdan özür dilemiş."
Arkadaş diyor ki: "Bu olaydan sonra
kızım öğretmeni sevemedi ve affedemedi."
***
İlk okul öğretmeni bir arkadaş şöyle
anlatmıştı:
Köyde çalıştığım dönemde dersin sonuna doğru
bir kız öğrencim, izin için parmak kaldırdı.(Dışarı çıkmak için izin istediğini
tahmin etmiştim) Teneffüse az bir süre kaldığı için görmezden geldim. Hem de
konunun bitmesine çok az kalmıştı ve konunun önemli yeriydi. Kız parmağını yine
kaldırdı. Yine görmezden geldim. Bir de baktım ki kızın olduğu yer biraz
ıslanmış. Hatamı anladım. Masadaki sürahiyi aldım.
"Çocuklar! çiçekler susamıştır onları
sulayalım" dedim. Kızın yanındaki pencerede bulunan çiçeğe uzanırken
sürahiyi düşürerek kızın ıslanmasını sağladım. "Kusura bakma evladım kaza
ile oldu. Haydi ıslanan giysilerini değiştir de gel" diyerek öğrenciyi evine
gönderdim. Tabii kız sevinerek evine gitti. Ben de diğer öğrenciler olayı
anlamadan kızı mahcup etmeden problemi hallettiğim için rahatladım. Fakat bu
olay bana ders oldu.
***
Karı-koca ikisi de yeni öğretmen olmuş genç
komşumuz vardı. Bizi kendilerine yakın hissettikleri için olsa gerek evimize
çay içmeye gelirlerdi. Biz de memnun olurduk. Bayan kardeşimizin anlattığı bir
olay bana çok ilginç geldi.
Şunları anlatmıştı:
"İlkokul birinci sınıfta okuma yazmayı
öğrenmiştim. Yaz tatili oldu.. Tatilden sonra tekrar okullar açıldı, fakat ben
okuyamıyorum. Öğretmen bir taraftan kızıyor, annem bir taraftan kızıyor...
Korkuyorum ama okuyamıyorum. Zaten çok ufak tefek birisiydim.
Okullar açıldıktan iki hafta sonra göz
taramasına geldiler. Taramada benim gözlerimin bozuk olduğunu tesbit ettiler.
Doktora gittik dört numara gözlük verdi. Gözlüğü takınca ben tekrar okumaya
başladım. Meğer ben göremediğim için okuyamıyormuşum, fakat bunu anlayamamışım.
Yaz tatilinde ne olduysa gözlerim epeyce bozulmuş."
***
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder