ÇOCUKLUĞUMDAKİ ODA KÜLTÜRÜ
Çocukluğumda köyümüzde bulunan oda kültürünü aktarmaya çalışayım.
Köyümüzde caminin yanında oda bulunurdu. Bu odaya genellikle orta yaşın
üstündekiler gelmekle beraber bir yaş sınırlaması yoktu. Cami için biraz erken
gelenler veya soğuk günlerde ısınmak için gelenler de olurdu.
Ben de zaman zaman o odaya takılırdım. Odanın yazılı kuralları yoktu ama
eskiden beri, belki nesilden nesile devretmiş yazısız kuralları vardı.
Mesela odaya birisi gelip selam verdiğinde sohbete ara verilir, selam
alındıktan sonra gelen şahıs oturur, orada bulunanlar gelen şahsa tek tek
"merhaba" derler, gelen şahıs da "merhaba" diyerek herkese
cevap verir, sohbet kaldığı yerden devam ederdi.
Odada gürültü olmaz, her kafadan bir ses çıkmazdı. Ya susulur ortalığı tam
bir sükunet kaplar, ya da konuşan olursa o dinlenirdi. Bazen de birileri soru
sorar, muhatap cevap verir, ilave yapmak veya söze karışmak isteyenler de
sırası gelince söze girerler ve bu konuşmaları herkes dinlerdi.
Odadaki kişiler, ya bağdaş kurarak otururlar ya da diz çökerlerdi. Oda dolu
olduğunda yeni gelenler için toparlanılır ve ona yer açılırdı.
Odada konuşanlar genelde yaşlı ve tecrübeliler olurdu. Gençler ve çocuklar
sadece dinlerlerdi. Konuşmalar, ya dini bir konuda, ya da geçmişte yaşadıkları
önemli olayları anlatma şeklinde olurdu.
Soba yandığı günlerde odaya gelenler yanlarında bir-iki kesilmiş odun
getirirlerdi. Böylece odanın yakacağı karşılanmış olurdu.
Köye gelen misafirler (dilenci, yolcu gibi kimseler) odaya gelirler. Onlara
odaya yiyecek getirilir, yatacaklarsa yatak getirilirdi.
Kahvehanede durum biraz farklıydı. Kahvehaneye gelen şahıs selam verir,
arkadaş grubuna uygun bir masaya veya masaya yakın bir yere otururdu.
Genelde her masa kendi aralarında muhabbet eder ve içeride bir uğultu
olurdu. Bazen önemli mevzu olursa herkes konuşmayı keserek konuşana
odaklanırdı.
Odada sigara içilir miydi hatırlamıyorum, ama kahvehanede her zaman yoğun
bir sigara dumanı olurdu.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder