1986 yılında ilk tayin yerim olan Tarsus EML de öğretmenliğe başlamıştım. Liselerde Din Kültürü dersi haftada bir saat olduğundan okuldaki tüm sınıflara (28 sınıfa) derse giriyordum.
Derse girdiğimde şöyle bir uygulamam vardı:
Öğrencilerin kafalarında dinle ilgili sorular varsa öğrenmek maksadıyla "dinle ilgili sorusu olan var mı?" diye sorar, şayet soru varsa 5-10 dakikayı cevap için ayırır sonra derse geçerdim. Böylece çocukların öğrenmek istedikleri soruları cevaplamaya çalışır, hem de yanlış bilgileri varsa onları öğrenmiş olur, yanlış bilgiyi düzeltmeye çalışırdım.
İlk ay girdiğim sınıfların bir çoğunda en fazla reankarnasyonla alakalı sorularla karşılaştım. Mesela:
-Hocam! bizim bir komşumuz var. Önceden de başka birisi olarak yaşamış ve ölmüş. Sonra tekrar dünyaya gelmiş. Bu konuda ne dersiniz?
-Hocam benim eniştem var. Onun önceki hayatı varmış. Önceden mühendismiş. Çocukları falan varmış. Sonra bir kazada ölmüş. Sonra tekrar bebek olarak başka bir anne babadan doğmuş. Buna ne dersiniz?
Çocuğa sen veya enişten yalan söylüyor diyemezdim. Cevap olarak "Çok ilginç. Bi araştırayım" gibi cevaplar verdim.
Tabi böyle bir iddiayı kabul etmem mümkün değildi. Çünkü bunu kabul etmek neticede Cennet-Cehennem inancını inkara götürür. Mesela şöyle bir soru gelebilir:
" Bu kişi önceki hayatında müslüman idi. Sonraki hayatında budist bir ailede doğdu ve budist oldu. Bu kişi Ahirette nereye gidecek?" ...
Bir kaç sınıfta benzer reankarnosyon sorularına muhatap olunca bu sefer şöyle cevap verdim:
"Çocuklar ben Kütahya'lıyım. Orada hiç böyle bir olay duymadım. Üniversitenin yarısını Erzurum yarısını Ankara'da okudum oralarda da böyle bir şey duymadım. Fakat Tarsus'ta neredeyse her sınıfta buna benzer iddialarla karşılaşıyorum. Bu bana biraz tuhaf geldi. Sizce de bunda bir tuhaflık yok mu?" diyerek kafalarında istifham oluşturmaya çalıştım.
Sonra araştırmaya başladım. Hafızamda kaldığı kadarıyla "Sur" isimli bir dergide konuyla ilgili bir yazı gördüm. (1989 da rahmetli olan) Psikiyatri Doçenti Recep DOKSAT hoca'ya ait olduğu belirtilen bir makale okudum. Bu tür iddialar Recep Doksat hocanın da dikkatini çekmiş ve araştırma yapmış.
Özet olarak diyor ki: "Bu inanç, Adana, Mersin, Tarsus ve Hatay civarında yerel halkın "Arap uşağı" veya "fellah" dedikleri kişilerin bazılarında görülür. Bu durum insanların itikadını bozmak isteyen cinlerin onlara bir oyunudur. Bu kişiler vasıtasıyla diğer kişilerin de itikatlarını bozmayı amaçlamaktadırlar."
Daha sonraki zamanlarda bu tür sorular geldiğinde "o kişi Arap uşağı mı?" dediğimde yüzde yüzünden evet cevabı aldım. Recep hocanın bu tesbitinin doğruluğunu da teyit etmiş oldum. Böyle sorular karşısında öğrencilere Recep hocanın araştırmasını anlattım ve bu durumun İslama göre mümkün olmadığını izah ettim.
Sonra Arap uşağı dedikleri vatandaşlarımızın durumlarını biraz öğrenmeye çalıştım. Gerçekten manevi olarak korunaksız kimselerdi. Mesela, en basitinden,(o dönem) konuştuğum liseye giden arap uşağı denilen gençler gusul abdestini bilmiyorlardı. Öyle bir kültürleri yoktu. (Umarım bu durum sonradan değişmiştir.)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder