İÇİMİ ACITAN BİR HATIRA

 Bundan önceki paylaşımda Erzurum'da kalmak zorunda kaldığımız kiralık evimizden ve orada yaşadıklarımızdan bahsetmiştim. Bu yazımda orada şahit olduğum hala acısını hissettiğim bazı olaylardan/ durumlardan bahsedeceğim inşaallah. 

Eve giriş kapısından girdiğimizde tahminen 1,5-2 metre eninde  4 metre boyunda bir koridor vardı. Koridorun sonunda sağ tarafta bizim kaldığımız yerin kapısı, karşısında da ev sahibinin kardeşi Kemal efendinin evinin kapısı var idi.

Kemal efendi 50-55 yaşlarında gösteriyordu. En büyükleri dördüncü sınıfa giden dört çocukları vardı ve çocuklar oldukça cılız gözüküyorlardı.  Tabiri caizse çöp gibiydiler.

Eve giriş ve çıkışlarda Kemal efendinin kolunda geçim kaynağı olan bir sepet görürdük. Sepetinde kibrit, çakmak taşı, lastik, iğne-iplik v.b şeyler olur, kahvehaneleri dolaşarak satış yapardı. Erzurum’un kışında zaten uzun süre dışarıda satış yapma ihtimali yoktu.

Sattığı şeylerin hiç maliyeti olmayıp hepsi kar olsa bile, bir aileyi geçindirmesi biraz zordu.- Kaldı ki gittiği kahvehanelerde kârının büyük bölümü çay parasına gitmiştir.-

 O dönemlerde kahveye girdiğinizde bir kişiye aynı anda iki çay gelirdi. (Öğrenci kahvehaneleri hariç oralarda tek çay gelirdi)

Dış kapıdan girilince sağ taraftan yaklaşık 70 cantim kadar genişliğinde bir bölüm tahtalarla boydan boya bölünmüş idi. Bir bölümünde o ailenin kullandığı wc, bir bölümünde de yine o aileye ait yakacak deposu vardı. Fakat içerisinde doğru dürüst yakacak bir şeyleri yoktu.  Buranın kapağı zaman zaman açık olduğunda içerisinde sadece bir kaç çuval yonga talaşı olduğunu görürdük.

Kemal efendi kışın en soğuk günleri dahil akşam gelirken sağlam olmayan, (tek kullanımlık) kavaktan yapılmış portakal kasalarından (1-2 kg arası) bir adet satın alıp getirir, koridorda parçalarlardı. Bu her akşam böyle olurdu. Muhtemelen o yonga talaşıyla da odunları tutuştururlardı.

Bizim kaldığımız odaların pencereleri güneye baktığından gündüzleri nispeten sıcak olurdu. Kemal efendinin evinin pencereleri kuzeye bakardı.

Güneş almayan o evde demek ki gündüzleri soba yanmaz, geceleri bazen eksi kırk dereceleri gördüğümüz soğuklarda ailenin yakacağı sadece 1-2 kilo kaba kavak ağacından yapılmış sandık tahtaları idi.

Böyle bir ailenin evine yiyecek olarak hangi gıdalar ne kadar giriyordur tahmin etmek hiç de zor değildir.

Tatil günlerinde veya okuldan bir sebeple erken çıktığımız günlerde (mesela sınav günlerinde) evin hanımını koridorda çamaşır yıkadığını defalarca gördük. İspirto ocağı veya gaz ocağı gibi bir şeyin üstüne kovadan biraz büyük silindirik bir kazanı koyar, orada içine koyduğu çamaşırları kaynatır mıydı yoksa ısıtır mıydı bilmiyorum. Kenarına koyduğu leğende de yıkar durular vs. sonra da koridora asardı.

Zavallı kadın bizim ne zaman geleceğimiz belli olmadığı için her zaman çamaşırları dış giysisini (ehram) çıkarmadan  yıkardı ki ne zaman çamaşır yıkarken görsek üzerinde dış giysisi olurdu. Bizi görünce kapısından içeri girip bizim girmemizi veya çıkmamızı beklerdi.

Demek ki evlerinde çamaşır yıkayacak küçük bir ortam yoktu ki bayan bu eziyetlere katlanıyordu.

Kemal efendi her sabah erkenden kalkar karşıdaki Sıvırcık Camiine giderdi. Sabah namazlarına camiye gittiğimizde onu hep görürdüm. Zaman zaman ayak üstü konuşurduk. Onurluydu

Bir ara Kemal efendi görünmez oldu. meğer hastalanmış. Hastalanınca, Zaten hayata azın azı bir gelirle tutunmaya çalışan bu aile ondan da mahrum kalmıştı.

Peki nasıl iyileşecekti? Haydi doktora gitti diyelim, ilaçlar hangi parayla alınacaktı? İlaç alındı diyelim, soğuk evde nasıl iyileşecekti?

 Uzun süre göremedik Kemal amcayı. Havalar biraz ısınınca çarşıda bir caddenin köşesinde gördüm Onu. Bitkin vaziyette, başını öne eğmiş elini açmış dileniyordu…

Kemal amca açlıktan ölse dilenmeyecek bir karakterde idi. Fakat evdeki dört çocuk onun boynunu bükmüştü anlaşılan.

Hep o çevreyi düşündüm o zamanlar. Bu aileye niçin bir el uzatan olmadı? O aileyi hayata tutunduracak meblağ bu günkü parayla bir kaç bin lira civarıydı zaten.

Vicdansız ev sahibini düşündüm. Neden kardeşine sahip çıkmadı? Durumunun iyi olduğunu duymuştum.

Yaz tatilinde evi boşalttık. Bir kaç parça eşyayı ne yaptığımızı bilmiyorum bile. Bit pazarına satmışızdır herhalde.

 Ertesi yıl okul için geldiğimizde yurtlara yerleştik Kemal efendiyi sorduğumuzda vefat ettiğini öğrendik.

 Allah Teala rahmet eylesin. Dünyada çektikleri sıkıntıların Âhiret mükafatı olarak dönmesini umuyor ve diliyorum.

02/08/2023 Ali USLU -  TAVŞANLI

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

MANŞET!

RÖPORTAJ

 https://youtu.be/Wo_cX-JKGWU?si=O2IpQY7RbOpsRdhV