اَلَّذ۪ينَ يَذْكُرُونَ اللّٰهَ قِيَاماً وَقُعُوداً وَعَلٰى جُنُوبِهِمْ وَيَتَفَكَّرُونَ ف۪ي خَلْقِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۚ رَبَّنَا مَا خَلَقْتَ هٰذَا بَاطِلاًۚ سُبْحَانَكَ فَقِنَا عَذَابَ النَّارِ
"Onlar,
ayakta dururken, otururken, yanları üzerine yatarken (her vakit) Allah'ı
anarlar, göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünürler (ve şöyle
derler:) Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın. Seni tesbih ederiz. Bizi
cehennem azabından koru!" (Âl-i
İmrân; 191)
وَاذْكُرْ
رَبَّكَ ف۪ي نَفْسِكَ تَضَرُّعاً وَخ۪يفَةً وَدُونَ الْجَهْرِ مِنَ الْقَوْلِ بِالْغُدُوِّ
وَالْاٰصَالِ وَلَا تَكُنْ مِنَ الْغَافِل۪ينَ
"Kendi
kendine, yalvararak ve ürpererek, yüksek olmayan bir sesle sabah akşam Rabbini
an. Gafillerden olma." (A'râf; 205)
اِنَّ
الَّذ۪ينَ عِنْدَ رَبِّكَ لَا يَسْتَكْبِرُونَ عَنْ عِبَادَتِه۪ وَيُسَبِّحُونَهُ وَلَهُ
يَسْجُدُونَ
"Kuşkusuz
Rabbin katındakiler O'na kulluk etmekten kibirlenmezler, O'nu tesbih eder ve
yalnız O'na secde ederler." (A'râf;
206)
فَسَبِّـحْ
بِحَمْدِ رَبِّكَ وَكُنْ مِنَ السَّاجِد۪ينَۙ
"Sen
şimdi Rabbini hamd ile tesbih et ve secde edenlerden ol!" (Hicr; 98)
وَاعْبُدْ
رَبَّكَ حَتّٰى يَأْتِيَكَ الْيَق۪ينُ
"Ve
sana yakîn (ölüm) gelinceye kadar Rabbine ibadet et!" (Hicr; 99)
وَلَهُ
مَنْ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ وَمَنْ عِنْدَهُ لَا يَسْتَكْبِرُونَ عَنْ عِبَادَتِه۪
وَلَا يَسْتَحْسِرُونَۚ
"Göklerde
ve yerde kimler varsa O'na aittir. O'nun huzurunda bulunanlar, O'na ibadet
hususunda kibirlenmezler ve yorulmazlar."
(Enbiyâ; 19)
يُسَبِّحُونَ
الَّيْلَ وَالنَّهَارَ لَا يَفْتُرُونَ
"Onlar,
bıkıp usanmaksızın gece gündüz (Allah'ı) tesbih ederler." (Enbiyâ; 20)
وَتَوَكَّلْ
عَلَى الْحَيِّ الَّذ۪ي لَا يَمُوتُ وَسَبِّـحْ بِحَمْدِه۪ۜ وَكَفٰى بِه۪ بِذُنُوبِ
عِبَادِه۪ خَب۪يراًۚۛ
"Ölümsüz
ve daima diri olan Allah'a güvenip dayan. O'nu hamd ile tesbih et. Kullarının
günahlarını O'nun bilmesi yeter."
(Furkân; 58)
فَسُبْحَانَ
اللّٰهِ ح۪ينَ تُمْسُونَ وَح۪ينَ تُصْبِحُونَ
وَلَهُ
الْحَمْدُ فِي السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَعَشِياًّ وَح۪ينَ تُظْهِرُونَ ﴿١٨﴾
"Haydi
siz, akşama ulaştığınızda (akşam ve yatsı vaktinde) sabaha kavuştuğunuzda,
gündüzün sonunda ve öğle vaktine eriştiğinizde Allah'ı tesbih edin (namaz
kılın), ki göklerde ve yerde hamd O'na mahsustur." (Rûm; 17-18)
اِنَّمَا
يُؤْمِنُ بِاٰيَاتِنَا الَّذ۪ينَ اِذَا ذُكِّرُوا بِهَا خَرُّوا سُجَّداً وَسَبَّحُوا
بِحَمْدِ رَبِّهِمْ وَهُمْ لَا يَسْتَكْبِرُونَ
"Bizim
âyetlerimize ancak o kimseler inanırlar ki, bunlarla kendilerine öğüt
verildiğinde, büyüklük taslamadan secdeye kapanırlar ve Rablerini hamd ile
tesbih ederler." (Secde; 15)
Korkuyla ve
umutla Rablerine yalvarmak üzere (ibadet ettikleri için), vücutları yataklardan
uzak kalır ve kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcarlar. (Secde : 16)
Yaptıklarına
karşılık olarak, onlar için ne mutluluklar saklandığını hiç kimse bilemez. Secde : 17
يَٓا
اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اذْكُرُوا اللّٰهَ ذِكْراً كَث۪يراًۙ ﴿٤١﴾
وَسَبِّحُوهُ
بُكْرَةً وَاَص۪يلاً ﴿٤٢﴾
Ey
inananlar! Allah'ı çokça zikredin. Ve O'nu sabah-akşam tesbih edin. Ahzâb :41-
42
فَاصْبِرْ
اِنَّ وَعْدَ اللّٰهِ حَقٌّ وَاسْتَغْفِرْ لِذَنْبِكَ وَسَبِّـحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ
بِالْعَشِيِّ وَالْاِبْكَارِ
"(Resûlüm!)
Şimdi sen sabret. Çünkü Allah'ın vâdi gerçektir. Günahının bağışlanmasını iste.
Akşam-sabah Rabbini hamd ile tesbîh et."
(Mü'min; 55)
فَاِنِ اسْتَكْبَرُوا فَالَّذ۪ينَ عِنْدَ رَبِّكَ يُسَبِّحُونَ لَهُ بِالَّيْلِ وَالنَّهَارِ وَهُمْ لَا يَسْـَٔمُونَ
"Eğer
insanlar büyüklük taslarlarsa (bilsinler ki) Rabbinin yanında bulunan
(melekler) hiç usanmadan, gece gündüz O'nu tesbih ederler." (Fussilet; 38)
لِتَسْتَوُ۫ا عَلٰى ظُهُورِه۪ ثُمَّ تَذْكُرُوا نِعْمَةَ رَبِّكُمْ اِذَا اسْتَوَيْتُمْ عَلَيْهِ وَتَقُولُوا سُبْحَانَ الَّذ۪ي سَخَّرَ لَنَا هٰذَا وَمَا كُنَّا لَهُ مُقْرِن۪ينَۙ (13)
وَاِنَّٓا
اِلٰى رَبِّنَا لَمُنْقَلِبُونَ ﴿١٤﴾
O bütün
çiftleri yaratan, üzerlerine kurulasınız, sonra da, kurulduğunuzda, Rabbinizin
nimetini hatırlayasınız ve "Bunu hizmetimize veren Allah'ın şanı yücedir.
Bunlara bizim gücümüz yetmezdi. Şüphesiz biz Rabbimize döneceğiz"
diyesiniz diye sizin için bindiğiniz gemileri ve hayvanları yaratandır. Zuhruf: 12-14
فَاصْبِرْ عَلٰى مَا يَقُولُونَ وَسَبِّـحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ قَبْلَ طُلُوعِ الشَّمْسِ وَقَبْلَ الْغُرُوبِۚ
"(Resûlüm!)
Onların dediklerine sabret. Güneşin doğuşundan önce de, batışından önce de
Rabbini hamd ile tesbih et." (Kâf;
39)
وَمِنَ
الَّيْلِ فَسَبِّحْهُ وَاَدْبَارَ السُّجُودِ
"Gecenin
bir bölümünde ve secdelerin ardından da O'nu tesbih et." (Kâf; 40)
وَاصْبِرْ لِحُكْمِ رَبِّكَ فَاِنَّكَ بِاَعْيُنِنَا وَسَبِّـحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ ح۪ينَ تَقُومُۙ
"Rabbinin
hükmüne sabret. Çünkü sen gözlerimizin önündesin. Kalktığın zaman da Rabbini
hamd ile tesbih et." (Tûr; 48)
وَمِنَ
الَّيْلِ فَسَبِّحْهُ وَاِدْبَارَ النُّجُومِ
"Gecenin
bir kısmında ve yıldızların batışından sonra da O'nu tesbih et." (Tûr; 49)
فَسَبِّحْ بِاسْمِ رَبِّكَ الْعَظ۪يمِ۟
"Öyleyse
ulu Rabbinin adını tesbih et."
(Vâkıa; 74)
فَسَبِّـحْ
بِاسْمِ رَبِّكَ الْعَظ۪يمِ
"Öyleyse
ulu Rabbinin adını tenzih ile an."
(Vâkıa; 96)
فَسَبِّحْ
بِاسْمِ رَبِّكَ الْعَظ۪يمِ
"O
halde, ulu Rabbinin adını yüceltip noksanlıklardan tenzih et." (Hâkka; 52)
وَاذْكُرِ
اسْمَ رَبِّكَ بُكْرَةً وَاَص۪يلاًۚ
"Sabah
akşam Rabbinin adını an." (İnsân;
25)
وَمِنَ
الَّيْلِ فَاسْجُدْ لَهُ وَسَبِّحْهُ لَيْلاً طَو۪يلاً
"Gecenin
bir kısmında ona secde et; geceleyin de onu uzun uzadıya tespih et." (İnsân; 26)
سَبِّحِ
اسْمَ رَبِّكَ الْاَعْلٰىۙ
"Yüce
Rabbinin adını tespih et." (A'lâ;
1)
اَلَّذ۪ي
خَلَقَ فَسَوّٰىۙۖ
"O,
yaratıp şekillendiren, âhenk veren ve düzene koyandır." (A'lâ; 2)
فَسَبِّحْ
بِحَمْدِ رَبِّكَ وَاسْتَغْفِرْهُۜ اِنَّهُ كَانَ تَوَّاباً
"Artık
tesbîh et Rabbi’ne hamdiyle ve mağfiretini dile, muhakkak ki o bir Tevvab
bulunuyor." (Nasr; 3)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder