Diyelim ki, çok sıcak ve güneşli bir yaz gününde yaya olarak bir yere gitmek zorunda kaldınız. Sıcaktan iyice bunaldığınız bir zamanda koyak gölgesi olan büyük ağaçların olduğu, yanında çeşmenin aktığı bir yer gördünüz. Ne yaparsınız?
Tabi ki gölgeye koşarsınız, oraya sığınırsınız. Sudan içer, elinizi yüzünüzü yıkar ağaçların altında istirahat edersiniz değil mi? Bu durum sizin için o anda paha biçilmez bir haldir.Günlük hayatımızda da bazen çok bunaldığımız, zamanlar olur.
Bazen haksızlığa uğrarsınız.
Bazen yanlış anlaşılırsınız.
Bazen vefasızlığa hatta ihanete uğrarsınız.
Bazen bir şeye çok kızarsınız.
Bazen hayat anlamsız hale gelir. Yaşama zevkinizi / hevesinizi kaybedersiniz.
Bazen günahların yükü altında ezilirsiniz. Vicdanınız sizi rahat bırakmaz.
Bazen hiç sebep yokken içiniz sıkılır. Nereye gitseniz o sıkıntı sizinle gelir çatlayacak gibi olursunuz.
Bazen işleriniz üst üste ters gitmeye başlar. Ümitsizliğe düşersiniz.
Yani hangi sebeple olursa olsun bunaldığınızda yukarıdaki örnekte olduğu gibi sizi rahatlatacak bir yer var.
Böyle bir durumla karşılaştığımızda aşağıdaki ayet-i kerime gelsin aklımıza:
فَفِرُّٓوا اِلَى اللّٰهِۜ (Zariyat /50)
Meallerde birbirine yakın manalar vermişler:
“O halde Allah’a koşun.”, “O halde Allah’a sığının”, “O halde Allah’a kaçın”
İşte bu meallerden hangisi durumumuza uygunsa o şekilde Allah Teala ile irtibata geçelim. Sonra gerekeni yapalım. İnşaallah sıkıntılarımızın azaldığını/ geçtiğini iç huzurumuzun oluştuğunu hissederiz.
28/06/2026 Ali USLU - TAVŞANLI
