AKRAN YETİMİ
"Akran yetimi" tabirini hiç duymuş muydunuz?
Ben de ilk kez yaklaşık on sene kadar önce duydum.
Havaların güzel olduğu zamanlarda Arapzade Camiinin yanındaki çay ocağının önünde özellikle ikindiye yakın ve ikindiden sonra (değişik yaşlardan oluşan) oturup çay içtiğimiz, sohbet ettiğimiz bir grubumuz vardı. Eski belediye başkanlarından rahmetli İbrahim Çırak abi de ikindiden sonraları çıktığında aramızda tanıdıkları olduğu için bizim masaya gelirdi.
Bir gün sohbet sırasında kendisinin "akran yetimi" olduğunu söyledi ve izah etti. Kendisinin, gençliğinden beri, samimi olduğu, zaman zaman beraber yemek yeyip sohbet ettikleri kalabalık bir arkadaş grubu varmış. Arkadaşları zaman içerisinde vefat ederek azalmışlar. Sona kalan bir kaç arkadaşı da vefat edince İbrahim abi dost ve arkadaş yönünden garip kalmış. Bu duruma "akran yetimliği" diyordu.
İçimizde onu tanıyanlar vasıtasıyla masamıza buyur ettiğimiz, bizler de kendisine değer verip anlattıklarını dinlediğimiz için bize takılmaya başlamıştı. Ki o zamanlar bile kendisi sağlıklı, hafızası kuvvetliydi. Geçmiş mevzuları hem de epeyce eskileri anlatırken bile çok ince detaylarına kadar anlatırdı. Konuşma yeteneği de iyi olduğu için sözlerini dikkatle dinlerdik. Bu da onun hoşuna giderdi. Bu sayede Tavşanlı'nın eski haliyle ilgili çok şey dinledik, öğrendik.
Bu olaylardan şunu çıkardım:
Demek ki insanın hangi yaşta olursa olsun sohbet etmeye anlatmaya ihtiyacı var. Uzun yaşamak kişi için hayırlı mı hayırsız mı bilemeyiz lakin kişi sağlıklı da olsa dostları, arkadaşları kalmayınca büyük bir yoksunluk duygusu yaşıyor.
Kısaca hayat dostlarla sevdiklerinle beraber olunca güzel oluyormuş. Mekanlar insanlara anlam kazanıyor ve değerleniyormuş
Rabbim tüm geçmişlerimize rahmet eylesin.
25/06/2026 Ali USLU - TAVŞANLI.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder