HAZIR MISIN?

 Tavşanlı’mızda istisnalar hariç hemen her gün cenaze ilanları yapılıyor.

Bu ilanlar vefat eden kişiyi yakınlarına, tanıdıklarına haber veriyor. Bunun yanında bir şeyleri daha haber veriyor aslında bizlere. Şöyle diyor adeta:

"Hiç kimsenin kaçamayacağı mutlak gerçek (ölüm) ile bir gün sen de karşılaşacaksın.

Bu olayın senin için ne zaman vuku bulacağı meçhul, fakat belki de çok yakın.

Bu duruma hazırlığın var mı? veya hazır mısın?    

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اتَّقُوا اللّٰهَ وَلْتَنْظُرْ نَفْسٌ مَا قَدَّمَتْ لِغَدٍۚ وَاتَّقُوا اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ خَب۪يرٌ بِمَا تَعْمَلُونَ 

"Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakının ve herkes, yarın için önceden ne göndermiş olduğuna baksın. Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır." (Haşr : 18) 

SONUN BAŞLANGICI

Genel bir kuraldır...

Bir kişi (veya grup) haddi aşmaya, çevresine haksızlık yapmaya başlamışsa veya eline geçirdiği imkanları haksız kazanç (veya başkalarına zarar verme) vesilesi yapmaya başlamışsa sonun başlangıcına gelmiş demektir.

Düşüş süreci uzun zaman içerisinde olabildiği gibi bazılarında bir anlık da olabilir.

Siz de bu konuda çevrenizi gözlemleyebilirsiniz.

 


MUTLU MU YOKSA HAKLI MI OLMAK İSTİYORSUN?

Hocam!

Ben bir kaç yıllık evliyim. Eşim küçük şeyleri problem yaparak tartışma

başlatıyor. Tartışmanın sonunda birbirimize küsüyoruz.

Barıştığımızda aynı mevzular açıldığında yine tartışıyoruz yine küsüyoruz.

*-Sana bir soru sorayım kardeşim. Samimi olarak cevap ver.

-Buyurun sorun hocam!

*-Mutlu mu olmak istiyorsun, haklı mı olmak istiyorsun?

-Tabi ki mutlu olmak istiyorum hocam.

*-O zaman meseleyi uzatma. Eşine hak ver mesele bitsin. Mutlu bir şekilde yaşarsınız inşaallah.


KİME NE DİYEYİM???

 Ben kime ne diyeyim!

Akıllı - uslu bildiğimiz kimseler mahremlerinin fotoğraflarını (hem de sadece ailenin görmesi gereken fotoğrafları)sosyal medyada na-mahremlere servis ediyorlar.

Yapmayınız beyler, bayanlar...

Kötü örnek oluyorsunuz.

Bunlar düğünde, nişanda caiz mi oluyor yoksa?

Galiba ben çok gerilerde kaldım.


YUSUF (AS) KISSASINDAN...

   Dün uzaktan eğitim yaptığım 11. sınıflar tefsir dersinde Hz. Yusuf'un hayatından kesitler anlatıp buradan ne gibi dersler çıkarırsınız" diye soruyordum.

Yusuf'un kardeşlerinin, kıskanarak O'nu kuyuya atmalarına ve babalarına ağlayarak gelip kanlı gömleğini göstermelerine kadar anlattım. Sonra sırasıyla " Buraya kadar anlattıklarımdan ne gibi dersler çıkardınız." diye sordum.

Bir öğrencimin cevabı çok hoşuma gitti. Çünkü şimdiye kadar hiç düşünmemeştim.

Dedi ki: "Hocam! Şeytan peygamber çocuklarını bile kandırabiliyormuş. Onu anladım"

"Aferim, Ne güzel bir ders çıkardın." diye taltif ettim. "Şeytan peygamber çocuklarını bile kandırabiliyorsa bizlere neler yapmaz ki. Çok dikkatli olmalıyız" diye de tembihledim.

Sonra düşündüm...Küçüklüğümde köyümüzdeki hocanın bizim yaşlarda bir oğlu vardı. Bir yanlış yaptığında çevredekiler. Ayıp ayıp bir de hoca çocuğu olacaksın" derlerdi...

25 ARALIK 2020


 


UZUN YOL ŞOFÖRÜ

   Çay ocağında birbirlerine yakın oturmak zorunda olduklarından konuşulanları duyan şahısa, dervişin konuşmaları ilginç gelmişti. Mevzu bitene kadar dikkatlice dinledi. Mevzu bitince,

“Abi! konuşmalarınız çok ilgimi çekti, çok da güzel anlatıyorsunuz.” dedi, dervişe.

“Estağfirullah kardeşim, teşekkür ederim.Bir güzellik varsa Allah Teala'nın lutfudur." dedi derviş. Sandelyesini biraz geriye çekerek şahsı masalarına davet etti. “Beyefendi! İsminiz nedir? nerelisiniz? ne ile meşgul oluyorsunuz?“ diyerek onun da konuşmaya dahil olmasını sağladı.

“Uzun yol şoförüyüm. Kamyonum ile şehirler arası yük taşırım abi” dedi şahıs, ve kısaca kendini tanıttı.

Derviş gülümsedi ve:

"Aslında hepimiz uzun yol şoförü sayılırız hayat yolculuğunda". dedi. Biraz sustuktan sonra devam etti:

-Hayatınızın çoğu yollarda geçiyor demek ki…

Peki yola çıktığınızda hep yolu mu düşünürsünüz? başka bir şey yapmaz mısınız?

Adam cevap verdi:

-Abi, yola çıkınca gözümüz hep yollarda olur. Fakat başka işler de yaparız. Çoluk çocuğumuzu düşünürüz. Alacak verecek hesapları yaparız, radyo dinleriz. Haberlerle ilgili değerlendirme yaparız.

Müzik dinler, bazen eşlik ederiz. Yanımızda arkadaş olursa onunla sohbet ederiz, çerezlerden atıştırırız. Yani hem gider hem de başka şeyler de yaparız.

"Anladım dedi" derviş.

-Bir yandan değişik aktivitelerde bulunurken diğer yandan gözünüz ve zihniniz yolda oluyor değil mi?

Baktınız bir kasis var, hemen yavaşlıyorsunuz ve oraya girmemeye çalışıyorsunuz. Önünüzde giden araba firen yaptı diyelim, hemen siz de yavaşlıyorsunuz vs. değil mi?

-"Evet" anlamında başını salladı adam.

-Peki, gözünüz kısa bir süreliğine yoldan ayrıldı diyelim. Ne olur?

-Ne olacak abi, kazaların çoğu öyle oluyor zaten. Kısa bir dikkatsizlik, dalgınlık büyük kazalara sebep olabiliyor.

Yoldan çıkabilirsiniz, öndeki araca vurabilirsiniz, devrilebilirsiniz, vs.

Derviş sanki bu cevabı bekliyordu. Dedi ki:

-Bak güzel kardeşim. Ahirete inanan kimseler için de, hayat uzun yol şoförlüğüne benzer. Öncelikle sizin yaptığınız gibi hedefimizi belirleyip istikametimiz hedefe çevirmeliyiz. Zaman zaman doğru yolda olup olmadığımızı kontrol etmeliyiz.

Bir yandan dünyalık işlerimizi yaparken diğer yandan zihnimizde hep Ahiret düşüncesi olmalıdır.

Mesela, arkadaşlarınla sohbet ediyorsun. Birisiyle ilgili olumsuz şeyler söylemek istiyorsun; zihnin hemen uyaracak:

"Bu sözü sakın söyleme. Yoksa Ahirette zarar edersin."

Yolda yürüyorsun. Karşıdan na-mahrem birileri geliyor. Gözün oraya kaymaya çalıştığında zihnin ikaz edecek:

" sakın bakma Ahirette zarar edersin."

Kısacası, konuşurken, yürürken, iş yaparken, TV izlerken, her ne yaparsan, zihin devamlı Ahiretle ilgili uyarılar vermelidir. Vermezse kasise girip dingili kıran şoför durumuna düşebiliriz.

Nasıl ki on saatlik yoldan dikkatle gelip, bir kaç saniyelik gaflet sebebiyle kaza yapan şoförün, dikkat ettiği on saati hatta şimdiye kadarki birikimleri boşa gidebiliyorsa, Ahiret yolcusunun kısa bir dikkatsizliği de onu manen perişan edebilir.

Peygamber efendimizin sık yaptığı bir duanın Türkçesi şöyledir:

"Ey kalpleri evirip çeviren Allah'ım! kalbimi senin dininde ve sana itaatte sabit kıl. Göz kapayıp açıncaya kadar, hatta daha az zaman için bile beni nefsime bırakma"

Derviş sözünü bitirerek sandalyesine yaslandı.

Verilen örnekler şoförün çok hoşuna gitmişti. Teşekkür ederek müsaade istedi. Kalkıp elini cebine attığında, derviş seslendi:

-Lütfen beyefendi! misafirim sayılırsınız. Kahveciye de parayı almaması anlamında işaret yaptı.

 

UTANMA DUYGUSU

 "Hayâ (utanma duygusu) imandandır." (Hadis-i şerif)

Dikkatli olalım! Utanma duygularımızı azaltan her şey, namlusu imanımıza yönelmiş silah gibidir.

 

MANŞET!

İNSANI ÖZGÜRLEŞTİREN İKİ CÜMLE.

  Allahu Ekber" - Allah en büyüktür, Allah tek büyüktür" Sözüne iman etmiş kimseler için artık diğer tüm büyükler(!) (büyüklük tas...