
Derviş her
zaman geçtiği bu ağacın yanından geçerken ağaçtan çevreye güzel bir koku yayıldığını hissetti. Bu sefer ağacın
yanında biraz bekledi. Harika kokuyu birkaç
kez içine çekti. Sonra ağacı seyretti. Bütün dallarında binlerce çiçek vardı.
Çiçeklerin
her biri tornadan çıkmış gibi aynı büyüklükte ve şekilde gözüküyordu. Birkaç
gün önce ağaçta çiçek görmemişken aynı
emri almışçasına bir- iki gün içerisinde ağacın tüm çiçekleri açıvermişti.

Derviş işine
geç kalmamak için fazla beklemeden yürüdü. Yürürken, ağaçla ilgili tefekkürünü
derinleştirdi.
Önce
çiçeklerin yaydığı güzel kokuyu düşündü. Toprakta böyle bir koku yoktu. Suda da
yoktu. Peki bu güzel koku nasıl oluşuyordu. Acaba bu kokunun amacı neydi?
Arıların dikkatini çekip polenlerini taşıtmak mıydı? Şayet böyleyse çok akıllı bir tasarımdı.
Arıların dikkatini çekip polenlerini taşıtmak mıydı? Şayet böyleyse çok akıllı bir tasarımdı.
Kendisinin
dikkatini çektiği gibi başka kişilerin de dikkatini de elbette çekmiştir bu koku diye düşündü.
Peki bunda insanlara da bir mesajı olabilir miydi?
"Bence olmalı "dedi, kendi
kendine.

Sonra
çiçeklerin çokluğunu, rengini ve şeklini düşündü. İyi bir ressamı kıskandıracak
kadara güzel bu manzaranın da bir amacı olmalı diye düşündü.
Amacını
şöyle düşündü:
Bu çiçekler gerek kokusuyla gerek şekliyle geçenlerin dikkatini celb ediyor ve sanki yakın zamana kadar kütük gibi bir şey olan ağacın bu hale gelmesini tefekküre davet ediyordu. Onun üzerinde kudret sahibi olan zatı düşünmeye davet ediyordu.
"... Meyve verirken ve olgunlaştığı zaman her birinin meyvesine bakın! Kuşkusuz bütün bunlarda inanan bir toplum için ibretler vardır."(En'âm : 99) Ayet-i kerimesi geldi aklına.
Sonra yeniden düşünmeye başladı, kiraz çekirdeğinin toprakla buluşmasından sonraki aşamaları düşündü önce. Fide olarak bitmesini ,büyümesini, dallanmasını, kök salmasını, köklerinin ağaç için önemini.
Bu çiçekler gerek kokusuyla gerek şekliyle geçenlerin dikkatini celb ediyor ve sanki yakın zamana kadar kütük gibi bir şey olan ağacın bu hale gelmesini tefekküre davet ediyordu. Onun üzerinde kudret sahibi olan zatı düşünmeye davet ediyordu.

Sonra yeniden düşünmeye başladı, kiraz çekirdeğinin toprakla buluşmasından sonraki aşamaları düşündü önce. Fide olarak bitmesini ,büyümesini, dallanmasını, kök salmasını, köklerinin ağaç için önemini.
Sonra
yapraklarının renginin ve şeklinin oluşmasını düşündü, çiçeklerinin kokusunun ve
şeklinin oluşumunu, Sonra meyveye dönüşümünü, meyvenin olgunlaşmasını, meyvelerinin
şeklini, rengini tadını, kokusunu.

Bu evrelerin herbirisi mükemmel şeylerdi ve her bir evre mükemmel tasarımların eseriydi. Değil bir ağacın, botanik proflarının bile yapabileceği şeyler değildi bütün bunlar.
Bir an kafası duracak gibi oldu. İşte o an bütün benliğiyle “sübhanallah” dedi. Bütün bunların her şeye gücü yeten Yaratıcının eseri olduğunu itiraf etti. Zihninin berraklaştığını, ruhunun dinlendiğini hissetti.
Diğer yazılarımız için: www.aliuslu.net
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder