
Ebabil, sürü
halinde uçan, küçük kuş topluluklarına deniliyordu.
Bu kırlangıç kadar küçük kuşların silah olarak da gagalarında taşıdıkları minnacık taşlar vardı. Taşları çok yukarıdan ordunun üzerine bırakınca, ordu hem psikolojik olarak yılgınlığa uğramış, hem kaçışırken birbirlerini ezmiş hem de taşların etkisiyle bizzat yaralanmışlardı veya ölmüşlerdi.
Bu kırlangıç kadar küçük kuşların silah olarak da gagalarında taşıdıkları minnacık taşlar vardı. Taşları çok yukarıdan ordunun üzerine bırakınca, ordu hem psikolojik olarak yılgınlığa uğramış, hem kaçışırken birbirlerini ezmiş hem de taşların etkisiyle bizzat yaralanmışlardı veya ölmüşlerdi.
Zihninde şöyle bir soru oluştu:

Yüzlerce büyük kuş ,ayaklarında taşıdıkları yumruk
gibi, hatta kafa gibi taşları yukarıdan bırakabilirlerdi. Veya yukarıdan hızla
dalıp pençeleriyle çarpıp havalanabilirlerdi. Acaba neden büyük kuş ve büyük taşlar
yerine küçük kuşlar- minnacık taşlar kullanıldı?"
Zihninde cevap niteliğindeki düşünceler şunlar oldu:
"Burada kibir ordusuyla, alay ederek helak etmek var.
Normalde küçük bir çocuğun bile eliyle sıktığında öldürebileceği küçük kuşlarla
bile Cenab-ı Hakk en güçlü orduyu helak ediyorsa büyük kuşları siz düşünün
artık, der gibi."
Derviş, bu gün Fil suresi üzerinde düşündüğünde, bu olayı,
“ Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır...” (Fetih /7) ayetinin yaşanmış bir tefsiri olarak düşündü.
Derviş, bu gün Fil suresi üzerinde düşündüğünde, bu olayı,
“ Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır...” (Fetih /7) ayetinin yaşanmış bir tefsiri olarak düşündü.
Diğer yazılarımız için: www.aliuslu.net
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder