1-Kendimizi, Cehennemden korumak ( uzaklaştırmak) için planlarımız var mıdır? Varsa nelerdir?
*********************************
Herkesin takdir ettiği özendiği bir başarı bile olsa;
O şey Ahirette kaybettirecek bir şeyse buna başarı denir mi?
Derviş, Hac
ibadeti için gittiği kutsal topraklarda daha önce hiç görmediği insan
tipleriyle karşılaşıtı. Genelde aynı ülkenin insanları birbirine benziyorlardı. Fakat dikkatle bakıldığında onlar da birbirlerinden çok
farklıydı.
Bir ressam
hayal etti.
" Evet bizim, onun parmak uçlarını bile düzenlemeye gücümüz yeter."(Kıyâmet : 4) Ayetini hatırladı. Hayreti daha da arttı.
"O, yaratan, yoktan var eden, şekil veren Allah'tır. Güzel isimler O'nundur. Göklerdeki ve yerdeki her şey O'nu tesbih eder. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.(Haşr : 24)
Fakültede
okuduğum yıllarda Sabiha Ünlü'nün Dilek Taşları isimli bir
kitabını okumuştum. Kitabın bir bölümünde, yazar başından geçen bir olayı anlatmış. Faydası olur
kanaatiyle aklımda kalan o bilgileri sizinle paylaşayım istedim.
Hoca hanımın! yüzü birden değişiyor. Bazı
fasulyelere dikkat kesiliyor. Yüz ifadesinde
çok iğrenç bir şey görmüş gibi bir durum oluşuyor.
Aynı filmi izlettiğiniz bir gruba daha sonra
"Filmin sizi etkileyen bölümlerini, veya daha çok dikkatinizi çeken
bölümlerini anlatınız (veya yazınız)" deseniz, muhtemelen bir kaç
farklı cevap gelecektir.
Orta okulda, çok çalıştığı halde Maun suresini çok zor ezberleyen bir öğrencimin, bir öğretmenin karikatürünü
çok güzel yaptığını gördüğümde onu bir dergiye yönlendirmiştim. Şimdi başarılı
bir mimar olarak görüyorum.
"... Ve Allah'a yaklaşmaya yollar
arayın." Ayet-i Kerimesini bu bağlamda düşündüğümüzde müminler ilgi
alanlarına veya durumlarına göre Cenab-ı Hak'ka yaklaşabilirler. Kimisi daha
çok infak yolunu kullanırken, kimileri ilim öğrenme ve öğretme yolunu tercih
edebilirler. Kimisi insanlara faydalı olmayı onların işlerini görmeyi tercih
ederken, bazıları nafile ibadetler yoluyla Allah Teala'ya yaklaşmaya
çalışabilirler. Tabi bu söylediklerimiz asgari farzları yapmak kaydıyla.
İnsan hayatı boyunca yeni yeni kimselerle tanışır. Bunlardan bazılarıyla arkadaş olurlar. Arkadaşlarından samimi olduklarıyla da dost olurlar. Her arkadaş, her dost önemlidir ama eski dostların yeri başkadır. Eski dostlar seni her yönüyle kabul etmiş kişilerdir. Beklentileri yoktur. Hesabi değil hasbidirler.Yeni arkadaş ve dostlarınız için ise iki ihtimal söz konusudur. Birinci ihtimal gerçekten samimidirler. Sizinle birçok yönden uyum sağladıkları için sizinle dost olmuşlardır. İkinci ihtimal özellikle mal- makam -mevki sahibiyseniz sizden beklentisi olup buna bağlı olarak dost olanlardır. Aslında bunlar dost değil dost görünenlerdir. Yeni dostlarınızın hangi gruba girdiğini ancak emekli olduktan sonra ya da makam- mevkiinizi kaybettikten sonra öğrenebilirsiniz.
Sosyal hayatınızdaki konumunuza göre yeni arkadaşlar edinmeniz kaçınılmazdır. Ayaklarınızın daha sağlam yere basabilmesi için tabiri caizse (pergel örneğinde olduğu gibi) ayağınızın birisi eski dostlarınızda sabit olmalı, diğeri de yenileriyle.
Eski dostlar seni daha rahat eleştirebilirler. Buna dikkat etmelisin. Eleştiriyi önemsemelisin. Kırılmamalı basit şeylerden dolayı darılmamalısın. Yeni dostlarının övgülerine iltifatlarına ise ihtiyatla yaklaşmalısın. Bu layık olduğun için de olabilir, yağcılık da olabilir.
Yaptığınız bazı şeyleri eleştirenler, hasmınız veya muhalifiniz olmayabilir. Belki sizin iyiliğinizi isteyen dostunuzdur. Yaptığınız şeyleri öven ve destekleyen kişiler de dostunuz olmayabilir. Belki menfaatçidir. Belki de daha kötü olmanızı isteyen bir hasmınızdır.
Hazreti Ömer Efendimizin; “Benim yanlışımı bulup düzeltenden Allah razı olsun” dediği rivayet edilir. Hatalarımız dostlarımız tarafından uygun bir şekilde düzeltilmezse, bizi uyarmazlarsa hatalarımızı erdem olarak görmeye başlayabiliriz.
Birçok makam- mevki sahibi kişi, eski dostlarının eleştirilerine kulak tıkayıp onlardan uzaklaştıkları, yenilerin övgülerinden hoşlanıp onlarla daha da yakınlaştıkları için maddi ve manevi anlamda uçuruma yuvarlanmışlardır. İnsanlar hata yapabilirler. Siz de hata yapabilirsiniz dostlarınız da. Dostlarınızın hatalarını onaylamayın ama hatalarından dolayı onları terk etmeyin.
Bir de eski dostlarınızın etrafı sarılıp birileri onların ayağını yerden kesmeye çalışıyorsa onlara kırılsanız bile kızmayın, küsmeyin terk etmeyin.
Bir organımız hastalandığında ilk yaptığımız şey onu tedaviye çalışmaktır değil mi? Tedavi uzun sürse de tedaviye devam ederiz. Allah göstermesin kangren hariç uzuvlarımızdan vazgeçmeyiz.
Dostlarımız, kardeşlerimiz ve akrabalarımız da organlarımız gibidir. Bir problemimiz olduğunda onlardan vazgeçemeyiz. Tolere etmeye çalışırız. Sabrederiz, tedaviye çalışırız. Fakat kesip atmayız. Daha doğrusu (ilişkilerimizi) kesip atmamalıyız.
Allahu Ekber" - Allah en büyüktür, Allah tek büyüktür" Sözüne iman etmiş kimseler için artık diğer tüm büyükler(!) (büyüklük tas...