Derviş, Hac
ibadeti için gittiği kutsal topraklarda daha önce hiç görmediği insan
tipleriyle karşılaşıtı. Genelde aynı ülkenin insanları birbirine benziyorlardı. Fakat dikkatle bakıldığında onlar da birbirlerinden çok
farklıydı.Bu düşünce onu hayrete düşürdü. Umre yaptığı bir gün Safa- Merve arasını sa'y ettikten sonra Safa Tepesi'nde, akışa engel olmayacak bir yere oturdu ve gelen geçen insan tiplerini seyre koyuldu. Binlerce insan geldi geçti. Hiç biri birbirine benzemiyordu. Halbuki aynı cins insandaki bütün organlar diğerlerinde de vardı.
Bir ressam
hayal etti."Çok yetenekli bir ressama bin tane hayalinden insan resmi çizdirsek acaba bir birine benzetmeden kaç tane çizebilirdi?" diye düşündü.
Bir ressam için ilk kez yaptığı bir resim orijinal ve değerli olur. Fakat aynısını tekrarladığında bu taklide girer ve değeri düşerdi. Demek ki Rabbü'l- Alemin tüm insanları, tek tek özel olarak yaratmıştı. Bütün bunlar "Allah Teala'nın "El-Musavvir" isminin tecellisi." diye düşündü
Milyarlarca insanın seslerinin de birbirinden farklı olduğunu öğrenmişti. Öğrendiği bu bilgi geldi aklına. Bu, ne muazzam bir şeydi öyle..
Bu konudaki düşünceler tek tek zihnine akın ediyordu.
Tüm insanların parmak uçlarının da birbirinden farklı olduğunu ilk okuldayken öğrenmişti. Parmak uçlarına baktı.
" Evet bizim, onun parmak uçlarını bile düzenlemeye gücümüz yeter."(Kıyâmet : 4) Ayetini hatırladı. Hayreti daha da arttı.Daha yeni öğrenmiş olduğu bilgiyi hatırladı. Konunun uzmanı bir prof. bir televizyon programında tüm insanların ter kokularının da birbirinden farklı olduğunu söylemişti.
Haşr suresinde her akşam okumaya gayret ettiği ayet geldi aklına:
"O, yaratan, yoktan var eden, şekil veren Allah'tır. Güzel isimler O'nundur. Göklerdeki ve yerdeki her şey O'nu tesbih eder. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.(Haşr : 24)Derviş gözleriyle insanlara bakıyor gibiydi fakat zihni çok derinlere gitmişti.
Kendi işiteceği bir sesle "Sübhanallah" dedi önce . Bu cümle tüm hücrelerinde makes bulmuştu sanki.
Sonra "Allahu Ekber" dedi aynı içtenlikle. Tefekküre devam ediyordu. Biraz bekledikten sonra "Ve lillahil hamd" dedi.
Sonra kalktı. Altınoluk karşısına gelecek şekilde oturdu. Gözleriyle Kabe'yi seyrederken zihni farklı alemlerde geziyor, "Allahu Ekber" cümlesinin anlamını çok farklı yönleriyle düşünüp tecellilerini adeta hissediyordu.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder