ELEŞTİRMEK


1-ELEŞTİRMEK VE İCRA ETMEK
Bir şeyleri eleştirmek çok kolaydır.
Hiç yerinizden kalkmadan bir kaç dakika içerisinde epeyce eleştiri yapabilirsiniz.
Hatta eleştiri yapmak için konunun uzmanı da olmayabilirsiniz.
Fakat yapmak, icra etmek, o kadar kolay değildir.
En küçük şeyleri yapmak için bile yerinizden kalkmanız, bir yerlere gitmeniz, birileriyle muhatap olmanız gerekebilir. En azından zaman gerekir. Bazen maddi fedakarlık gerekir. Her şeyden önemlisi yaptığınız şeylerden anlamanız gerekir.
Bir de şunları dikkate almak gerekiyor:
1- Eleştirdiğimiz şeyleri kendimiz yapmaya kalksak acaba ne kadar başarılı oluruz?
2-Bir işe giriştiğimizde daha önce bilmediğimiz hatta öngörüde bulunmadığımız bir çok şeyle karşılaşma ihtimalimiz vardır. Belki de eleştirdiğimiz şeylerde de iç yüzünü bilmediğimiz, ön göremediğimiz şeyler vardır.
Netice olarak, bir şeyleri eleştirmek kolaydır, fakat o şeyleri icra etmek, eleştirmek kadar kolay değildir.
Eleştirirken biraz daha insaflı olmalıyız.
2-ELEŞTİRMEK VE ÖVMEK ÜZERİNE
Yaptığınız bazı şeyleri eleştirenler, hasmınız veya muhalifiniz olmayabilir. Belki sizin iyiliğinizi isteyen dostunuzdur.
Yaptığınız şeyleri öven ve destekleyen kişiler de dostunuz olmayabilir. Belki menfaatçidir. Belki de daha kötü olmanızı isteyen bir hasmınızdır.
Hz Ömer efendimizin "Benim yanlışımı bulup düzeltenden Allah razı olsun" dediği rivayet edilir.
Hatalarımız dostlarımız tarafından uygun bir şekilde düzeltilmezse, bizi uyarmazlarsa hatalarımızı erdem olarak görmeye başlayabiliriz.

DERVİŞ'İN DERTLİ ARKADAŞI .


   Derviş epey dertli olan arkadaşını uzun süre sözünü hiç kesmeden dinledi. Çünkü O, iyi bir dinleyici olmanın muhatabını rahatlattığını, sıkıntısı olanlara psikoterapi etkisi yaptığını öğrendiğinden beri böyle yapar, muhatabının sıkıntılarını anlatmasına imkan tanırdı.
   Muhatabı konuşurken dikkatle dinler, dinlediğini bakışlarıyla ve mimikleriyle hissettirir ve  sözünü kesmemeye özen gösterirdi.
   Arkadaşı, dervişin dikkatli bir şekilde dinlemesinden de cesaret alarak, büyük-küçük tüm dertlerini, sıkıntılarını detaylarına kadar anlattı. Anlatacakları bittiğinde epeyce rahatlamıştı.
   Derviş, arkadaşının omuzunu şefkatle tutarak yumuşak bir ses tonuyla konuşmaya başladı:
-Allah Teala sabırlar ve güç-kuvvet versin kardeşim. Biliyorsun ki imtihan dünyasındayız ve imtihanımızın neticesine göre Ahirette karşılık göreceğiz. Sonra devam etti:
-Çevrende gördüğün insanları dertsiz mi zannediyorsun? Kim bilir onların ne tür dert ve sıkıntıları var. Herkes kapısını kapattığında kim bilir hangi dertleriyle baş başa kalıyorlar?
Herkesin imtihanı farklı farklı. Kimi sağlığıyla imtihan oluyor, kimisi maddiyatla.
Kimisi eşiyle imtihan oluyor kimisi anne-babasıyla.
Kimisinin çocuğu olmuyor onunla imtihan olurken kimisi çocuklarının sağlığıyla veya davranışlarıyla imtihan oluyor. Mesela geçenlerde çok temiz bir aile geldi. Liseye giden uyuşturucu müptelası çocukları için çaresiz kalmışlar.
    Bazen bize danışmaya geldiklerinden biliyorum. Çevresinin onun gibi olmak istedikleri nice insanlar biliyorum. Kimseye açamadıkları dertleri var.
Rabbimiz çekemeyeceğimiz dert vermesin. İmtihanımızı kolaylaştırsın ve sabredip kazananlardan eylesin.
   Arkadaşı Dervişi dikkatle dinledi. O'nun duasına kendi işiteceği bir sesle "amin" dedi. Müsaade isteyip ayrılırken altında ezildiğini sıkıntılarının sanki azaldığını hissediyordu.

SAKIN SÖYLEME!

SAKIN SÖYLEME!

Bazen muhatabın seni incitici şeyler söyler ve kendince rahatlar ya...

O kızgınlıkla veya incinmişlik ruh haliyle sen de bir şeyler söylemek istersin. Dilinin ucuna kadar gelir cümleler.
Sakın söyleme, yut o sözü.
Seni her gördüğünde o kişi mahcup olsun artık. Utanma duygusu varsa tabii.
Utanma duygusu yoksa, muhatap almaya da değmez, söz söylemeye de.

DERVİŞE GÖRE HUZURSUZ İNSAN...

     EN HUZURSUZ İNSANLAR KİMLERDİR?
   Dervişe, en huzursuz insanların kimler olduğunu sordular.
Derviş biraz düşündükten sonra cevapladı:
-Kanaatim odur ki, en huzursuz insanlar hayatı hakkında kafası net olmayan ne yöne gideceğini bilemeyip bocalayan kişilerdir.
   İkinci olarak da, inandıklarıyla yaptıkları birbirini desteklemeyen kişilerdir.

BİR ORGANIMIZ HASTALANDIĞINDA...


BİR ORGANIMIZ HASTALANDIĞINDA..
Bir organımız hastalandığında ilk yaptığımız şey onu tedaviye çalışmaktır değil mi?
Tedavi uzun sürse de tedaviye devam ederiz.

Allah göstermesin kangren hariç uzuvlarımızdan vazgeçmeyiz.
Dostlarımız, kardeşlerimiz ve akrabalarımız da organlarımız gibidir. Bir problemimiz olduğunda onlardan vazgeçemeyiz. Tolere etmeye çalışırız. Sabrederiz, tedaviye çalışırız. Fakat kesip atmayız.

Daha doğrusu (ilişkilerimizi) kesip atmamalıyız.

İNFAK / İSRAF

İnfak, tohumu toprağa atmak (ekmek) gibidir.

İsraf, tohumu çöpe atmak gibidir.
Gösteriş için yapılan infak ise kaya üzerine tohum atmak gibidir.

DERVİŞİN GENCE NASİHATİ

    Derviş, kendisini ziyarete gelen enerji dolu, hayatı siyah ve beyaz olarak gören, her şeyi çok basit tedbirlerle düzelteceğine inanan genci uzun süre dinledi. Dinlerken biraz da kendi ilk gençlik yıllarını gördü o gençte. Sonra dedi ki:  
   Bak evlat! Dibini görmediğin bulanık suya girmeyesin. Çünkü suyun altında senin için hangi tehlikeler vardır bilmiyorsun. Timsahların avlarını bulanık suda avladıklarını aklından çıkarma.
   Güvenli az sularda yüzmek; riskli, bol sularda yüzmekten daha iyidir.
    Maceraya atılanlar hayellerindekine ulaşmak bir yana bazen hayal kuracak yerlerini bile kaybetmişlerdir.

MANŞET!

İNSANI ÖZGÜRLEŞTİREN İKİ CÜMLE.

  Allahu Ekber" - Allah en büyüktür, Allah tek büyüktür" Sözüne iman etmiş kimseler için artık diğer tüm büyükler(!) (büyüklük tas...