YER YÜZÜNÜN BEŞİK OLMASI

 Bu ayeti bu gün farklı düşündüm. Okuyunca siz de aynı düşüneceksiniz muhtemelen.

"Yeryüzünü sizin için bir beşik yapan, onda size yollar açan ve gökten su indiren O’dur. Onunla her çeşitten çift çift bitkiler çıkardık." (Tâhâ : 53) 
Dikkatimi çeken "Yer yüzünün beşik yapılması" bölümü,
Zaman zaman beşik gibi sallanan yeryüzüne yapılması gereken binalar konusunda bu ayetin bizlere ilham vermesi gerekirdi diye düşündüm...

NOT:Bakara suresi 22. ayette de "yer yüzünü döşek yaptık..." diye geçer. Müfessirler bu iki ayeti beraber düşünerek yeryüzünün yaşamaya uygun şekilde olduğunu bildirmişlerdir ki doğrudur. Fakat Taha 53. ayetteki beşik kelimesinden zaman zaman sallanabileceği işaretinin olabileceğini de düşünmek ayete aykırı değildir.
ALİ USLU- TAVŞANLI.

HİÇ BİR ŞEY BİZE AİT DEĞİLMİŞ...

Depremden önce de her şeyin Allah Teala'ya ait olduğunu biliyor ve iman ediyordum.
Depremden sonra bunu gözlerimle görerek (ayne'l-yakin) iman ettim.
Bizim zannettiğimiz hiç bir şey bize ait değilmiş. Malımız, mülkümüz, ailemiz, hatta bedenimiz bile... Sanki geçici süre için bize ödünç verilmiş gibi.
Ceketimiz bile bize ait değilmiş. Adam can havliyle pijamasıyla çıkabilmiş ve "benim .....m" diye bahsettiği her şeyini kaybetmiş.
Geriye sadece şimdiye kadar biriktirilen sevaplar ve günahlar kalmış.
Evet, bize ait gerçek şeyler sadece onlar. Bunlar Ahirette değişik mekanlara ve meta'lara dönüşerek karşımıza gelecek.
Dünyaya ve dünyadaki her şeye daha farklı bakıyorum artık.

OKUMA YAZMA BİLMEYEN PSİKOLOG ÇOBAN...

Diyelim ki siz, gezmek veya mantar toplamak için bir dağa gittiniz. Gezerken yönünüzü şaşırıp kayboldunuz. Aradan saatler geçtiği halde bir türlü yolunuzu bulamıyorsunuz. Yiyecekleriniz ve suyunuz da arabanızda kaldığı için iyice acıktınız susadınız ve yoruldunuz, paniklemeye başladınız...

Hava kararmaya başladı, endişeleriniz ve korkularınız daha da fazlalaştı.

Aklınıza psikolog arkadaşınız geldi telefonla irtibat kurdunuz. Sizin endişenizi azaltacak bazı şeyler söylüyor... Fakat hava iyice karardı, etraftan da bazı vahşi hayvan sesleri duyuyorsunuz.. Önünüzdeki bir patikadan bilinçsizce yürüyorsunuz.

Giderken koyunların seslerini duydunuz. Bunların çobanı vardır diyerek seslendiniz. çoban sesinize cevap verip biraz sonra yanınıza geldi. Bu gördüğünüz belki okuma yazması olmayan çoban sizin psikolojinizin düzelmesi açısından on tane psikoloji profösöründen daha etkilidir değil mi?

Bunu şunun için yazdım.:

Siyasi partilerden birisinin başkanı Diyanetin deprem bölgesine gönderdiği din görevlilerini eleştiriyor. Diyor ki:

"Diyanet oraya din adamı göndermiş. İmam ne yapacak orada psikolog gönder psikolog ..."

Bir defa bu mevzuda sapla saman karıştırılmış. Bu görevlilerin orada olması psikolog gitmesine engel değil. Sosyal medyadan gördüğüm kadarıyla psikologlar da görev alıyorlar. Kaldı ki psikologlara ileride daha fazla iş düşecek diye düşünüyorum.

Şu durumda oradakilerin psikolojisini olumlu yönde etkileyecek şeylerden bazılarını sayayım:

Enkazda yakını olan birisinin psikolojisini en fazla etkileyen oraya gelen kurtarma ekibidir.

Başını sokacak yer arayan kişinin o anki psikolojisini etkileyen şey ona en az o gün için bir barınma ihtiyacını karşılamaktır.

Soğuktan kendisi ve çocuğu titreyen endişeli kişinin psikolojisine en iyi gelen şey onu ısıtacak şeyler yapmaktır. (Giysi, soba v.b.)

Karnı aç olan kişiye sıcak bir çorba bir psikologtan daha tesirlidir.

Gelelim diğer mevzuya...

Benim bildiğim, şimdiye kadar yaklaşık elli bin din görevlisi orada dönüşümlü olarak görev aldılar. Bunlar oraya din hizmetlerini yerine getirmek için gittiler, fakat bilerek veya bilmeyerek psikolojik destek de oldular

Konuyu maddeler halinde izaha çalışalım:

1-Oradaki kişilerin bir çoğunun yakını vefat etmiş. Vefat eden ve defnedilmesi gereken kişi sayısı çok fazla... Bunların yıkanması, kefenlenmesi, defnedilmesi gibi görevler var. Bunları kim yapacak??? Vatandaş o kadar acının arasında bir de kefen bulmaya kalksa cenazelerini defnedecek kimse aramaya kalksa psikolojisi ne hale gelirdi?

2- Bazı din görevlileri oraya giden eşyaların taşınmasında, dağıtımında, yemek dağıtımında görev aldılar. Bunun kime zararı olabilir. Orada devletin bir görevlisini yanında gören depremzede, kendisinin yalnız ve çaresiz olmadığını bir nebze de hissederse bu onun psikolojisinde olumlu bir etki yapmaz mı?

3- Çocuğunu kaybetmiş bir anne- babaya bir din görevlisinin gidip. "Geçmiş olsun kardeşim. Allah Teala sabırlar versin. Bildiğiniz gibi Peygamber efendimiz depremde vefat eden müminlerin şehit olduğunu bizlere haber vermiş. Çocuğunuz şehittir. Şimdi Cennette mutlu bir şekilde yaşıyordur... (Bebekse oradaki melekler onlarla bizzat ilgileniyorlardır) İnşaallah sabrınıza karşılık Cennette beraber olursunuz" sözünü söylemesi mümin bir anne -babaya bir psikoloji profesöründen daha etkili değil midir?

Bir şeyleri eleştirirken dikkat etmek gerekir. O görevliler doğru dürüst yatacak yer olmayan yerlerde, affedersiniz tuvalet yapacak yerin zor bulunduğu yerlerde görev alacak, siz de buna teşekkür etmeyi bırakın bir de eleştireceksiniz.

Bakın oradaki görevlilerin ilgilendikleri cenazelerin pek çoğu normal cenaze değildi. Kimisinin yarısı ezik, kimisinin organları kopmuş veya dağılmış, bir kaç gün geçtiği için bozulmuş veya bozulmaya yüz tutmuş cesetleri kefenleleyip defnettiler. Yani onların bir çoğunun da psikolojisi olumsuz yönde bundan etkilenmiştir. Şimdi siz bu fedakarlığı yapan kişileri eleştirerek onların psikolojilerini bozuyorsunuz.

Bu görevlilerin bir kısmı canı sıkılıp "Allah seni ıslah etsin, veya Allah seni bildiği gibi yapsın" diyorlarsa da bazılarının iyice kızıp daha farklı sözlerle psikolojik olarak rahatlamaya çalıştığını tahmin edebiliyorum.

Lütfen emeğe saygılı olun. Destek olmuyorsanız, bari köstek olmayın.

16-02-2023 ALİ USLU- TAVŞANLI


BAZI OLUMSUZLUKLAR ÜZERİNE...

 Hepimiz biliriz ki, çiğ sütün içerisinde çeşitli bakteriler de vardır. Bu bakteriler belirli bir orana kadar tolere edilir ve sütü bozamaz. Fakat çeşitli sebeplerle bakteri oranı fazlalaşırsa işte o zaman süt bozulur.


Toplumlar da böyledir. En ideal toplumlarda bile sahtekar, hırsız, gaspçı, fırsatçı v.b. kişiler bulunur. Bunların oranı çok fazla olmadıkça toplum bunların hakkından gelir ve bunlar toplum yapısına fazla zarar veremezler. Fakat belirli oranı aşarlarsa işte o zaman tehlike başlar.
Son olaylarda gördüğümüz milyonlarca insanın "ben bir yaraya acaba nasıl merhem olabilirim?" anlayışı ve tavırları toplumumuzun güçlü tarafını gösterdi.
Köylü teyzemizin en kıymetli ineğini bağışlaması...
Köydeki ablaların ev ekmeği yapıp yardım ekibine teslim etmeleri...
Umreye gidecek bazı vatandaşlarımızın biriktirdiği umre paralarını bağışlaması...
Zengin-fakir tüm insanlarımızın elini cebine atıp en cömert tavırlar sergilemesi...
Gençlerimizin yardım toplama, paketleme işinde gönüllü olarak çalışmaları...
Oralara yardım götüren lojistik firmaları, şöförleri...
STK larımızın canla başla çalışmaları...
Devletimizin bu konuda elinden gelen her türlü gayreti ve fedakarlığı göstermesi...
Gönüllü veya görevli olarak deprem bölgesine gidip oradaki işlere yardımcı olan on binler.. (Arama kurtarma ekipleri, sağlıkçılar, güvenlik güçlerimiz, eşya indirme ve dağıtımında görev yapanlar, yemek organizesi yapanlar, oraların altyapı problemlerini gidermeye çalışan teknik eleman ve işçiler, oralardaki cenazeleri kaldıran din görevlileri. vb) Bütün bunlar hele bu hava şartlarında büyük fedakarlıklar...

Bütün bu güzelliklerin yanında (belki organizeli belki bireysel) yağma ve hırsızlık faaliyetleri...
Gelen yardımlardan haksız bir şekilde istifade etmeye çalışanlar...
İşte bunlar zararlı bakteriler gibi şeyler... Çok şükür ki bunlar yüzde bir değil, binde bir değil, belki onbinde bir mesabesindeler...
Bunlara önlem almak önemlidir. Fakat çok da kafaya takmamak gerekir. Bu tipler dün vardı, bu gün de varlar, yarın da olacaklardır.
Allah Teala devletimize zeval vermesin. Düşmanımıza fırsat vermesin.
12/02/2023 ALİ USLU - TAVŞANLI.

DEPREMLE İLGİLİ DÜŞÜNEMEDİĞİM ŞEYLER...

Bu gün okuduğum bir yazı hiç düşünemediğim şeyleri düşündürdü bana.

Bir prof. doktor deprem bölgesinde yaşayan tanıdığı doktoru arayıp hastanelerin durumunu soruyor. Cevap: "Hocam hastaneler sağlam fakat biz yıkıldık. Bir çok doktor ve sağlıkçı vefat ettiler, yaralı olanlar var bazılarının da enkazda yakınları var. Onlar da görev yapacak durumda değiller."
Bu cevap beni çok düşündürdü. Aynı durum diğer görevliler için de geçerlidir özellikle yıkımın fazla olduğu illerde.
O şehirlerdeki organize olması ve halkı organize etmesi gerekenler de bu durumdadır muhtemelen; AFAD görevlileri, polisler, karayollarında görevli şahıslar, Belediye görevlileri, Valilik ve kaymakamlıktaki görevliler, STK temsilcileri. vb.
Bu şahısların da bir kısmı vefat etmiş bir kısmının yakını enkaz altında kalmıştır. kendisi ve yakınları sağ salim kurtulmuş olanlar işlerinin başına geçebilmişlerdir. Onlar da ailelerini güvenli bir yere yerleştirebildikten sonra... Bir de ilk gün telefonların çekmediğini düşündüğümüzde işler iyice zorlaşmıştır.
O günden beri ben bile depresyondayım. Elim kolum hoşaf gibi. Bir de onları düşünelim.
Rabbim oralarda görev yapanların ve oralarda yaşayanların yardımcısı olsun.
Her kes elinden geleni yapmaya çalışıyor. Buna devam edelim inşaallah. Yaralarımız daha çabuk sarılsın.

GÜNAHI BENİM OLSUN...

Çevremizden bazen "sen şunu yap günahı bana yazılsın" gibi sözler duyarız.

Aşağıdaki ayetler buna benzer örneklerdir. Böyle söylemekle kimse kimsenin günahını yüklenemez. Şu var ki herkes kendi işlediğinin günahını kendisi yüklenir artı o günaha sebep olanlar ayrıca bir günah yüklenirler.
"Kâfirler, iman edenlere: Bizim yolumuza uyun, sizin günahlarınızı biz yüklenelim, derler. Halbuki onların hiçbir günahını yüklenecek değillerdir. Gerçekte onlar, kesinlikle yalan söylemektedirler.
(Fakat gerçek şu ki) elbette kendi yüklerini (veballerini), kendi yükleriyle birlikte nice yükleri taşıyacaklar ve uydurup durdukları şeylerden kıyamet günü mutlaka sorguya çekileceklerdir." (Ankebût : 12-13)

YAĞAN KAR VE YAĞMUR TANELERİ BİZİM RIZKIMIZDIR.

(Bildiğimiz şeyleri hatırlatma kabilinden bir yazı. Şükre vesile olması niyazıyla…)
"Size âyetlerini gösteren, sizin için gökten rızık indiren O'dur. Allah'a yönelenden başkası ibret almaz." (Mü'min suresi : 13. ayet)
Yağan yağmur ve kar taneleri ya bizim rızkımızdır ya da rızkımıza vesiledir. Şöyle ki:
Yağan yağmur ve kar sularının bir kısmı yeraltı depolarında, bir kısmı barajlarda ve göllerde vb. toplanırlar. Çeşitli yollarla bizlere ulaşan bu suların bir kısmını içeriz işte bu içtiğimiz sular bizim için hayati öneme sahip rızkımızdır.
Bu suların bir kısmıyla meyve, sebze ve ürünlerimizi sularız. Veya direkt olarak yağmur ve kar sularıyla tarlalarımız, bahçelerimiz sulanırlar. Orada yetişen meyve, sebze ve tahılları (veya tahıl ürünlerini) bizler yeriz işte bunlar da bizim rızkımızdır.
"(O öyle lütufkâr) Allah'tır ki, gökleri ve yeri yarattı, gökten suyu indirip onunla rızık olarak size türlü meyveler çıkardı..." (İbrâhîm suresi: 32)
Bu suların bir kısmını hayvanlar içerler. Yine bu sular (yağmur, kar) vasıtasıyla yetişen otlar ve diğer hayvan yemlerini hayvanlar yerler.Bizler, bu hayvanların etinden, sütünden (süt ürünlerinden) yumurtasından,(arıların balından) faydalanırız işte bunlar da bizim rızkımızdır.
"İnsan, yediğine bir baksın! Şöyle ki: Yağmurlar yağdırdık. Sonra toprağı göz göz yardık da oradan ekinler, üzüm bağları, sebzeler, zeytin ve hurma ağaçları, iri ve sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve çayırlar bitirdik. (Bütün bunlar) sizi ve hayvanlarınızı yararlandırmak içindir." (Abese suresi : 24-32)
Hayvancılık ve ziraatle uğraşan kimseler için bütün bunlar ayrıca bir rızık kapısıdır. Yağmur ve kar yeteri kadar yağmadığında ürünler, mahsüller azalır. Bundan sadece üreticiler değil herkes etkilenir.

YAĞAN KAR VE YAĞMUR TANELERİ SAĞLIKTIR.

Sağlığımızın başı temizliktir.
Yukarıda saydığım yerlerde biriken suları bir şekilde evimize getiririz.
Banyoda, tuvalette, bulaşıkta, çamaşır yıkamada kullandığımız sular işte bu sulardır. (Yaz günlerinde iki hafta suların akmadığını düşündüğümüzde durumun vahametini ve kullanma suyunun önemini daha iyi idrak edebiliriz.)
Ayrıca yağan yağmur ve kar suları doğayı temizler, sokak ve caddeleri temizler.

DUAMIZ
Ey bizleri yaratan ve yaşatan Rabbimiz! Lutfettiğin her yağmur ve kar tanesi adedince sana hamd ve şükür ediyoruz.
Bizleri verdiğin nimetlerin farkına varan, onların kıymetini bilen ve şükreden mümin kullarından eyle.
Ey merhametlilerin en merhametlisi olan Rabbimiz! Bizi bağışla, bize merhamet eyle. Bizlere afetsiz yağışlar ihsan eyle. Topraklarımızı suya doyuracak, çeşmelerimizi gürül gürül akıtacak kar ve yağmurlar ihsan eyle. Yaptığımız hatalar yüzünden veya başka sebeplerle nimetlerinden bizleri mahrum eyleme.
Tüm ifade

MANŞET!

İNSANI ÖZGÜRLEŞTİREN İKİ CÜMLE.

  Allahu Ekber" - Allah en büyüktür, Allah tek büyüktür" Sözüne iman etmiş kimseler için artık diğer tüm büyükler(!) (büyüklük tas...