KİM NE KAZANDI

İ₺rail'in H@MAS ı bahane ederek iki yıldır Gazze'lilere yönelik uyguladığı soykırım neticesinde kimler ne kazandı ne kaybetti bunlar medyada tartışılıyor.
Kesin olan şey ise:
İ₺rail kuruluşundan bu yana ilk kez bu kadar yaygın biçimde bütün dünya halklarından tepkiler aldı, on binlerce, yüz binlerce kişi tarafından protesto edildi. Dünyadaki pek çok medya ve basın yayın kuruluşu siyonistler tarafından kontrol edildikleri halde İlk kez bu kadar yalnızlaştılar. Medya gücü ve kara propagandaları etkisiz kaldı.
Dünyadaki pek çok insan artık siyonistlerden nefret ediyorlar.
Gazze'ye gelince... Dünyanın pek çok yerinde insanlar gönüllü olarak Gazze'lilerin destekçisi oldular.

SUMUD FİLOSU

 Allah Teâlâ'nın izniyle SUMUD FİLOSU amacına ulaştı.

Belki yardımları ulaştıramadılar fakat,

dünyanın dikkatini GAZZE üzerine çekmeyi başardılar.(46 ülkeden aktivistlerin olması, bazı meşhur kişilerin de bunların olması etkiyi artırdı.)

* İ₺railin hukuksuz bir biçimde filodaki gemilere el koyması ve aktivistlere uyguladıkları kötü muameleler sebebiyle dünyanın çeşitli yerlerinde i₺raile karşı büyük tepkiler oluştu. Gösteriler ve bazı eylemler yapıldı.

* İ₺rail biraz daha yalnızlaşmış oldu. İ₺raili destekleyen devletlerin halkları bile terör devletinden daha fazla nefret etmeye başladılar. Ve yöneticilerine bu konuda baskıyı artırdılar.

* Gazze'deki insanlara moral desteği vermiş oldular ki azıcık moralin bile bu gibi durumlarda büyük etkisi olur.

* Halklar nezdinde az da olsa Gazze için birşeyler yapılabileceğini göstererek bir çok kişide umutların yeşermesine sebeb oldular. Muhtemelen bir dahaki iyilik filosuna bir çok kişi gönüllü olacaktır.

* Aktivistler ülkelerine döndüğünde yapacakları röportaj ve paylaşımlarla halkların i₺railin zulümlerini daha doğru biçimde anlamasını sağlayacak ve onların para / medya gücüyle yaptıkları kara propakandanın etkisini azaltacaklardır.

Filoya katılan ve onlara destek veren herkese teşekkür ediyorum.

Ali USLU

POZİTİF AYRIMCILIK

 POZİTİF AYRIMCILIK YAPTIM

Pozitif ayrımcılık bazen iyidir, hatta gereklidir. 

Konumu itibariyle negatif durumda olan bazı kişiler vardır. Böyle olan kişilerin bazılarına normal prosedür uyguladığınızda o kişiyi kaybedersiniz. 

Bu durumu bir örnekle açıklamaya çalışayım.

Öğretmenlik hayatımda bazen, derslerle ilgisi olmayan, derse odaklanamayan, verdiğimiz ödevleri yapmayan öğrencilerle karşılaştık. 

Bunların özel durumunu araştırdığımızda bazılarının konum olarak negatif durumda olduğunu tespit ettik. 

Mesela üvey anne veya üvey baba yanında kalıp bunlarla ilgili problem yaşayan çocuklar.

Baba hapishaneye girmiş, evinin bakımı çocuğun üzerinde kalmış,  gece 10'a 11'e' kadar biryerlerde çalışan çocuklar.

Veya buna benzer problemlerle boğuşan çocuklar. 

Şimdi bu çocuklara normal prosedürü uygulamaya kalksak büyük ihtimalle çocuk okulu bırakacak. Okulu bıraktıktan sonra da artık nasıl bir hayata başlayacak, kimlerle arkadaşlık edecek, belli değil.

Gözümüzün önünde olduğunda en azından bazı şeylerden uzak tutuyoruz,  nasihat ediyoruz.

İşte böyle çocuklara ben pozitif ayrımcılık yaptım. Not konusunda, ödevler konusunda veya yaptıkları yanlışlara tavır koyma /disiplin  konusunda bunlara pozitif ayrımcılık yaptım ve nazımın geçtiği arkadaşlara da bu yönde tavsiyelerde bulundum.

İyi ki böyle yapmışım. Uzun yıllar sonra bazıları ile karşılaşıyorum. Karşılaştıklarımın hemen hepsi bir yerlerde çalışıyorlar. Sorumluk almışlar. Az da olsa bir gelirleri var. Kimisi lise mezunu olarak bir devlet kurumuna yerleşmişler. 

Bunlara pozitif ayrımcılık yapmasaydık, kim bilir belki de devlete problem olan kişilerin arasında olacaklardı. 

Pozitif ayrımcılık başka konularda da olmalıdır. 

Mesela bir kişi bir iş yeri açmış. İşlerinin tadı yok. Zar zor ayakta duruyor. Bu tür kişiler zaten belli olur. Bu tür kişilere normal esnafa davranıldığı gibi prosedürler tam uygulanırsa bu adam ayakta duramaz. Dükkanını kapatır. Önceden kendi kendine yeterken artık toplumdaki problemli kişilere ve ailelere bir tane daha ilave edilmiş olur. Çünkü ekonomik problemler aile problemlerini de ortaya çıkabiliyorlar. Bu sefer devlet onların problemleri ile de uğraşmak zorunda kalır.

Demem o ki kurallar normal durumlardaki kişiler baz alınarak konulur. 

Negatif pozisyondaki kişileri (bilerek ve bularak) kuralları uygulayanlar  idare etmelidirler.

Ali USLU.   06.09.2025. TAVŞANLI

DOKTORDA...

 Fakülte yıllarımızda Mustafa isimli bir arkadaşım gülerek başından geçen bir olayı anlatmıştı. Dedi ki:

"Geçen hafta mide şikayetimden dolayı hastaneye gittim. Doktor şikayetimi sorunca dedim ki: "Doktor bey, üşüttüğümde midem ağrıyor"

 Doktor ciddiyetle yüzüme bakıp dedi ki: "O zaman üşütmeyeceksin..."  Başka da bir şey  söylemedi.

Hem anlatan hem dinleyen arkadaşlar  bu duruma epeyce gülmüştük. 

Aslında ( yukarıdaki olayda olduğu gibi) pek çoğumuz, maddi ve manevi sıkıntılarımızın, problemlerimizin sebeplerini ve çözüm yollarını çoğu kez biliyoruz. Fakat gerekeni yapmak veya kaçınılması gereken şeylerden kaçınmak biraz zor geldiğinden  (tembelliğimizden, gafletimizden veya işimize gelmediğinden de olabilir) olsa gerek daha basit çözümler arıyoruz.

Ali USLU - 05/09/ 2025  -TAVŞANLI

ANADOLU İRFANI

 ANADOLU İRFANI

Geçen salı günü çok hürmet ettiğim, ağzı dualı bir yakınımız (Havva teyze diye hitap ettiğimiz yaşlı muhtereme bir büyüğümüz) vefat etti.
Onu ne zaman görsem (İnsani ihtiyaçlar haricinde) ya namaz kılarken, ya Kur'an okurken, ya da tesbih çekerken bulurdum.
"Havva teyze nasılsın" diye hatırını sorduğumda, yüzüme bakar, gülümseyen bir çehreyle "çook şükür Allah'ıma" derken "çok" kelimesine özel bir vurgu yapardı. Çok küçük iyiliklere bile büyük dualarla mukabele ederdi. Bu sebeple olsa gerek çocukları ve torunları tarafından çok sevilirdi.
Küçük oğluyla annesi hakkında konuşurken dedi ki:
"Annem bize biz küçükken hep şunu tembih ederdi:
"Sakın ha komşuların veya başkasının ağaçlarından dişlerinizi kurcalamak için bile olsa bir şey almayın."
Bu sözleri bize o kadar tesir etti ki, gerek küçüklüğümüzde gerek gençliğimizde başkasına ait en küçük şeyleri bile almadık."
Anlattığı başka bir şey de şuydu:
"Çocukluğumuzda "Keşke bizim de şunlarımız olsa" dediğimde derdi ki:
Oğlum, Allah elimizdekilerini kullanmayı nasip etsin."
Evet bu büyüğümüzün tahsili çok azdı. Dini tahsili de ailesinden, köy hocasından öğrendiği kadardı. Yani ilmi fazla yoktu, fakat konuşmaları, tavırları ve öğretim metodu tam bir irfan kokuyordu.
Biz buna Anadolu irfanı diyoruz. Bu, mekteplerde öğrenilen bir şey değil, kuşaktan kuşağa yaşayarak aktarılan bir kültürdür.
Allah Teala Havva teyzemize ve tüm geçmişlerimize rahmet eylesin.
Ali USLU - 31 Ağustos 2025 - TAVŞANLI

PEYGAMBER EFENDİMİZİN KONUŞMASI

 PEYGAMBER EFENDİMİZİN KONUŞMASI (MEVLİD-İ NEBİ VESİLESİYLE...)

Peygamber Efendimiz, (sallallâhu aleyhi ve sellem) kendi terbiyesiyle alakalı “Beni Rabbim terbiye etti ve terbiyemi, en güzel şekilde yaptı.” buyuruyorlar.

Rabbimiz, Peygamberimizi nasıl terbiye etmiş olabilir?

Cebrail (ASM) ile terbiye etmiş olabilir. Kalbine ilham vermiş olabilir. vs... Ama esas terbiyeyi Kur’anla yapmıştır. Çünkü Hz. Aişe annemiz, Peygamberimizin ahlakını soran sahabiye “O’nun ahlakı Kurandı” buyurmuşlardır. Bu çalışmamızda Peygamber efendimizin konuşmasını ele alıp, O’nun konuşma konusunda referans aldığı Kuran ayetlerini zikretmeye çalışacağım.

Peygamber Efendimizin konuşma adabı, ashab-ı kiram tarafından aktarılmış ve bizlere kadar ulaşmıştır.

Peygamber Efendimiz her zaman doğru konuşurdu.

“Ey iman edenler Allaha karşı gelmekten sakının (takva sahibi olun) ve doğru söz söyleyin.”(Ahzap/70)

“… Emrolunduğun gibi dosdoğru ol…”(Hud/112)

Peygamber Efendimiz yalan söylemezdi.

“… Ve yalan sözden sakının.” (Hac/30)

Peygamber Efendimiz söz verince mutlaka yerine getirirdi.

“ Ey iman edenler akitlerinizi yerine getirin…”(Maide/1)

"Antlaşma yaptığınız zaman, Allah'a karşı verdiğiniz sözü yerine getirin. Allah'ı kendinize kefil kılarak pekiştirdikten sonra yeminlerinizi bozmayın. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızı bilir." (Nahl 91. âyet)

“ … Ve verdiğiniz sözü yerine getirin. Çünkü verilen söz sorumluluğu gerektirir.” (İsra/34)

“ Hayır! Kim sözünü yerine getirir ve (günahtan ) korunursa, şüphesiz ki Allah müttakileri sever.(Al-i İmran/76)

Peygamber Efendimiz kırıcı konuşmazdı. Hakaret etmezdi. İltifat ederdi.

“Kullarıma söyle en güzel şekilde konuşsunlar. Yoksa şeytan aralarını bozar…” (İsra/53)

Peygamber Efendimiz boş konuşmazdı.

“Müminler kurtuluşa ermişlerdir….. ki onlar boş ve yararsız şeylerden uzak dururlar.”(Müminun/3)

“ Onlar ki, yalan yere şahitlik etmezler ve boş ve yararsız konuşulan yere uğradıklarında oradan vakarla uzaklaşırlar.”(Furkan/72)

Peygamberimiz, konuşurken hak ve adaleti gözetirdi, kimseyi kayırmazdı.

“… Ve söz söylediğiniz zaman yakınlarınız dahi olsa adaletli olun.”(En'am/152)

Peygamberimiz çirkin şeyler konuşmazdı.

“ Allah çirkin sözün açıkça söylenmesini sevmez…” (Nisa/148)

Peygamberimiz dedi kodu yapmazdı.

“… ve birbirinizin gıybetini yapmayın.” (Hucurat/12)

Peygamberimiz alaycı konuşmazdı.

“Hümeze ve lümezeye yazıklar olsun” (Hümeze suresi /1)

“Bir topluluk diğerini alaya almasın…” (Hucurat / 11)

Peygamberimizin konuşmalarında su-i zan ( kötü zan) olmazdı.

“ Ey inananlar zannın çoğundan sakının zira zannın bir kısmı günahtır…” (Hucurat /12)

Peygamber efendimiz kendisine konuşanı dikkatle dinerdi.

“Onlar ki sözü dinleyip en güzeline uyarlar.”(Zümer/18)

Peygamberimiz kızdığı zaman da sözlerine dikkat eder, kendini kaybetmezdi.

“O müttakiler… öfkelerini yutarlar (öfkelerine hakim olurlar).(Al-i İmran/133)

Ayetlerden de anlaşılacağı gibi peygamberimizin bize kadar ulaşan konuşma adabının tamamı Kur’anda bahsedilmiştir. Belki Cebrail (ASM) Bu ayetlerin en güzel uygulama biçimlerini öğretmiştir.

Peki bu ayetler Peygamber efendimizi terbiye ettiği halde birçoğumuzu niçin tam terbiye etmemiştir?

Peygamber efendimiz, her ayeti çok önemsemiş, üzerinde düşünmüş, ayetin kendisinden istediği şeyi kavrayıp gereğini yerine getirmiştir.

Bizler ise okuduğumuz ayetlerin üzerinde tam düşünmediğimiz için, ayetlerin bizden istediğini de tam kavrayamamış olmamızdan, veya gerektiği gibi önemsemeyip gaflet gösterdiğimizden kaynaklanmaktadır.

Bizler de peygamberimizin dikkat edip önemsediği şekilde bu ayetleri önemseyip gereğini yerine getirmek için gayret gösterirsek, bu ayetler bizi de güzel terbiye ederler Allah Teâlâ'nın izniyle.

ALİ USLU / TAVŞANLI

SALI PAZARINDA.

 SALI PAZARINDA

Bugün salı pazarına çıktım. 

Köyden gelen üretici kardeşlerimiz yetiştirdikleri ürünlerini taze taze satışa sunmuşlar. 

Sebze alırken üreticiye teşekkür ettim. 

"Siz bu ürünleri yetiştirip ayağımıza kadar getiriyorsunuz. Biz de hazır satın alıyoruz çok teşekkür ederim. İyi ki varsınız" gibi şeyler söyledim. Üretici / satıcı bey biraz şaşırdı.

"Ne yani bedavaya mı veriyor, ürünlerin karşılığında parasını alıyor" diyenler çıkabilir. 

Fakat o ürünler pazara gelmese, paran olsa dahi taze sebzeyi / meyveyi nereden bulacaksın? Nereden alacaksın? 

Üreticilerimize minnettarız. İyii ki varlar.

26 Ağustos 2025 - Ali USLU - TAVŞANLI

MANŞET!

İNSANI ÖZGÜRLEŞTİREN İKİ CÜMLE.

  Allahu Ekber" - Allah en büyüktür, Allah tek büyüktür" Sözüne iman etmiş kimseler için artık diğer tüm büyükler(!) (büyüklük tas...