Son yıllarda, okullardaki öğrencilerin, okul dışındaki gençlerin, hatta bazı orta yaş grubundaki kimselerin bir kısmında gördüğüm problemlerden birisi de
magandalığı özgüven zannetmeleridir.
Ali USLU
Son yıllarda, okullardaki öğrencilerin, okul dışındaki gençlerin, hatta bazı orta yaş grubundaki kimselerin bir kısmında gördüğüm problemlerden birisi de
magandalığı özgüven zannetmeleridir.
Ali USLU
Geçimsiz kimseler, çok basit şeylerden, hatta normal şeylerden bile problem üretirler. Küçük problemleri ise büyütür de büyütürler. Bir de bunların affetme özellikleri pek yok gibidir. Kendilerine yapılan en küçük hataları, yanlışları yıllarca anlatırlar. Kendileri hata yaptığında ise özür dilemek yerine suçu karşı tarafa yükleme eğilimi gösterirler.
Geçim ehli kimseler ise, küçük şeyleri problem yapmazlar, büyük problemleri ise küçültme yolunu tercih ederler. Kendileri hata/ yanlış yaptıklarında özür dilerler, kendisine yapılanları ise affetmeye çalışırlar. Af etmeseler veya edemeseler bile sık sık gündeme getirmezler. Peygamber Efendimiz:
"Mü'min başkalarıyla iyi geçinir , kendisiyle de iyi geçinilir. İnsanlarla güzel geçinmeyen, kendisiyle güzel geçinilmeyen kimsede hayır yoktur." buyurmuşlardır. (Ahmet bin Hanbel/ Müsned)
Ali USLU - 01/04/2026 - TAVŞANLI
Düşündüm de, iyi ki Ramazanlar ve bayramlarımız var. Çünkü:
Toplumumuzun önemli bir kesiminin din ile ilgili bağlantıları sene içerisinde git gide zayıflıyor, tâki Ramazan ayı gelene kadar.
Her Ramazan ayı geldiğinde ise büyük çoğunluğumuzun dinimiz ile irtibatı (kişiden kişiye oranlar değişmekle birlikte) önemli oranda artıyor. Bayramlarda ise toplumumuzun tamamına yakınında bu irtibat sağlanıyor. Ramazanda kurulan bu bağ bazılarında kalıcı hale gelip daha sonraki zamanlarda da devam edebiliyor.
Şayet Ramazanlar ve bayramlar olmasaydı, belki de zaman içerisinde zayıflayan dini hayat öbür sene daha azalacak, öbür sene daha az, daha az derken bazıları için dinimizin sadece adı kalacaktı.
Bizlere Ramazan aylarını ve bayramlarımızı ikram eden Rabbimize sonsuz hamdolsun
Zaman zaman çevremizden, tanıdıklarımızdan bize dini içerikli soru soranlar olur.
Soru soranların bir kısmı alacağı cevaba göre hareket etmek için sorarlar. Bunlar gerçekten iyi niyetli ve gerçeği öğrenmek isteyen kişilerdir.
Bir kısmının ise o konuda zihninde bir düşünce oluşmuş ve kararını vermiştir. Bu görüşüne dini yönden de bir dayanak bir fetva bulmak isterler ve bunun için sorarlar.
Araştırdığınızda bu tür kişilerin çoğunlukla aynı soruyu daha önce de farklı kişilere sorduklarını öğrenirsiniz.. Fakat kendi düşüncelerine uygun cevap alamadıklarından, alabilmek maksadıyla farklı kişilere sormaya devam ederler. Bunların maksadı hakikati öğrenerek ona göre davranmak değildir. Maksat kafalarında oluşan düşünceyi birilerine onaylatarak vebali onun omuzlarına artmak ve kendisini psikolojik olarak rahatlatmaktır.
Rabbim heva ve hevesimize göre davranmaktan muhafaza eylesin.
Ali USLU - 18/03/2026 - TAVŞANLI
“Mallarınızı zekâtla koruyun, hastalarınızı sadaka ile tedavi edin, belaya da dua hazırlayın.” (Taberani)
"...Hastalarınızı sadaka ile tedavi ediniz" Bölümünü "hastalıklarınızı sadaka ile tedavi ediniz " şeklinde de anlamak hadis-i şerifin maksadına aykırı düşmez.
Bu hadis tıbbî tedaviyi reddetmez ve ona engel de değildir. Belki onlara bir destektir.
Demek ki sadakanın Rabbimiz katındaki tecellilerinden birisi de hastalıklardan korunma ve tedavisinde faydalarının olmasıdır.
Aynı hastalığa aynı derecede yakalanmış kişilerin tedavisinde uygulanan aynı tedavi metotlarından bazılarının istifade ettiği bazılarının etmediği malumdur. Bunların çok değişik sebepleri vardır. Sadaka vermek de bu sebeplerden birisi olabilir.
Bir de psikolojik kökenli hastalıklar vardır ki bir çoğunun sebebi tam olarak bilinmemektedir. Sadaka tedavisinin bu tür sıkıntılarda daha etkili olacağını düşünüyorum.
Peki sadakanın miktarı ne olmalıdır?
-Bu kişinin maddi gücüne göre değişir. Yük trenlerinin taşıyabildiği yük miktarı farklıdır. TIR larınki farklı, kamyonetlerin ki farklıdır. Sadakanın miktarı meselesi de bunun gibidir.
Bir de ciddi hastalıklarda ilaçların kullanımı nasıl ki devamlılık arz ediyorsa, sadakanın da bir kez değil devamlılık göstermesi gerekir diye düşünüyorum. Bir de sadaka verirken -hastanın veya hastalığın - şifası niyetiyle vermek daha isabetli olur diye düşünüyorum.
Allahu e'lemü bissavap (en doğrusunu Allah bilir)
Ali USLU
Görevi ülkemizi karıştırmak ve mümkün olduğunca zayıflatmak, güçsüz duruma düşürmek olan,Türkçeyi ve Türkiyeyi çok iyi bilen bir ajan sizce neler yapar?
Ben biraz düşündüm, ülkemizin hassas, kırılgan yerleri nerelerse oralar üzerinde yoğunlaşır oraları kaşır? Mesela:
*Türk- Kürt meselesi kaşınabilir
*Alevi - sünni meselesi kaşınabilir.
*Dindar- sekülerler, dindarlık- laiklik meselesi kaşınabilir.
Bunlar üzerinde çalışmak bu meseleleri kaşımak için muhtemelen önce şunları yapar:
* Önce gerek yurt içinde gerek yurt dışında pek çok sahte sosyal medya hesapları açar. Sonra faaliyet yapacağı hedef kitleye uygun profil resmi ve takma isimler oluşturur. Mesela:
Bir tanesine PKK lıların kullandığı yüzünün bir kısmı kapalı fotoğraf koyar. Oradan Kürtlerin haklarıyla ilgili, onlara haksızlık yapıldığıyla ilgili yalan yanlış paylaşımlar yapar. Bu arada devlete ve Türklere de hakaretler eder.
Bir tanesine Türk bayrağı fotoğrafı koyarak Türk milliyetçisiymiş gibi görünüp Kürtlere hakaretler paylaşır.
Bir tanesine sarıklı bir fotoğraf veya kelime-i tevhid yazılı bayrak koyar. Dini paylaşımlar yapar. Özellikle dindar olmayanları tahrik edecek, onları dindarlardan nefret ettirecek paylaşımlar yapar. Onlara hakaretler eder.
Bir tanesine laikliği temsil eden fotoğraf koyar dindarlara, dine , dince kutsal sayılan değerlere hakaretler eder.
Bir tanesine aleviliğin simgelerinden ucu çatal kılıç resmi veya Hz. Ali'nin sonradan çizilmiş hayali resmini koyar, oradan sünnilere hakaretler eder. Alevilerin haklarının yendiğine dair paylaşımlar yapar.
Bir tanesine yine dindarlığın simgelerinden bir fotoğraf koyup alevilere, şiilere hakaretler eder. Yine sahte hesaplarla paylaşımlarının altına ortalığı kızıştıracak mahiyette yorumlar yapar.
Sonra gülerek seyreder. Çünkü her kesimden heyecanlı tipler bu paylaşımların altına lehte veya aleyhte yorumlar yazar, karşı tarafa hakaretler eder. Bu durum içten içe toplumdaki bazı kişileri diğerlerine karşı keskinleştirir. Onlara karşı olumsuz duygu beslemekten nefrete kadar varan bir ruh hali oluşturur.
Bir de ne kadar fazla yorum olursa o kadar fazla kişiye ulaşır.
Bu arada bir not düşeyim: Benim paylaşımlarım istatistiklerine baktığımda genelde 1500 ile 6000 arasında "görüntü" alır. Geçenlerde bir mevzu sormuştum, iş tartışmaya döndü yorumlar, yorumlar... kısa zamanda 210 000 görüntülenmiş. Hiç tanımadığım kişilerin ilginç yorumları, su-i zanda bulunmalar falan. Hemen paylaşımı kaldırdım. Demem o ki, tartışmalı paylaşımlar hiç tahmin edemeyeceğimiz yerlere kadar ulaşıyor.
Elbette ajanların çok karmaşık faaliyetleri de vardır yukarıda saydığımız muhtemel şeyler hiç risk taşımayan, masraf istemeyen en basit ajanlık faaliyetleridir.
Başka neler yapabilirler?
Nasıl ki binanın sağlamlılığı binanın direklerinin ve kolonlarının sağlamlığına bağlıdır. Toplumun sağlamlılığı da onu ayakta tutan milli ve manevi değerlerimizin gücüne bağlıdır. Çeşitli bahanelerle milli ve manevi değerlerimizi itibarsızlaştırma için yapılan faaliyetler binanın direk ve kolonlarına yapılan müdahale gibidir.
Bizler sosyal medyadaki paylaşımlara hemen inanır ve altına yorumlar yaparken dikkat etmezsek ajanların yaktığı ateşe odun taşımış olabiliriz.
09,03,2026 Ali USLU - TAVŞANLI
Allahu Ekber" - Allah en büyüktür, Allah tek büyüktür" Sözüne iman etmiş kimseler için artık diğer tüm büyükler(!) (büyüklük tas...