İRONİ

  Değerli kardeşim! Akşam yemeği  fotoğrafınızı paylaşmışsınız. Fakat bazı yemeklerin ne olduğu konusunda tereddüt ettim. Lütfen daha ayrıntılı paylaşıp bizleri merakta bırakmayınız.

  Her akşam yediği yemeği paylaşan kardeşim! Dün akşam yemeğinizi paylaşmayı unutmuşsunuz. Takipçileriniz merakta kaldılar. Hatta bazıları geç saate kadar uyuyamadılar.

    Değerli dostum! Tatilde gezdiğin yerleri tüm yerleri paylaşmışsın ama oradan oraya nasıl, ne ile ve kimlerle gittiğini paylaşmamışsın. Bu bizde çok büyük merak uyandırdı.

     Sık sık aile fotoğrafı paylaşan kardeşim! Aile fertlerini sima olarak tanıdık. Fakat sağdan sola isimleri, yaşları, tahsilleri hatta hobileri v.b. hakkında bilgi verirseniz memnun oluruz. İnsan merakta kalıyor.

   Her saat neler yaptığını, o anki psikolojik durumunu paylaşan kardeşim! Geceleyin kaç kez uyandığınızı, rüyanızda neler gördüğünüzü yazmıyorsunuz. Fakat takipçileriniz sizin her halinizi merak etmekteler. 


BU İŞİN LİMİTİ YOK.

 Sosyal medyadaki paylaşımlardan ve çevreyi( şehir, ülke, dünya) gözlemleyebildiklerimden çıkardığım sonuç:

İnsanoğlu için alçalmada ve yükselmede sınır yok...
 


SÖZ ÜZERİNE

Dervişe dediler ki :

-Derviş! sözü nasıl söylemeliyiz?

Derviş biraz düşündü ve:

-Size söyleyeceğim şeylerin bir çoğu bu konuda daha önce söylenmiş  sözleridir. Lakin hangi sözün kime ait olduğunu bilemem. Yani bu konuda aktardığım sözlerin çoğu bana ait değildir. Bu böyle biline." dedikten sonra devam etti.

Efendim, Araplarda bir atasözü vardır "el-lisanü mizanul akl." Yani dil aklın ölçüsüdür diye.

Bir kişinin düşüncesi, hayata bakışı, bilgi düzeyi, karakteri, zaafları, zekası gibi çoğu şeyi konuşmasından anlaşılır.

 Kuran-ı Kerim'de Rabbimiz sözle ilgili şöyle buyuruyor:

"Kullarıma söyle, sözün en güzelini söylesinler. Yoksa şeytan aralarını bozar..." (İsrâ : 53)

Bu ayetten sözlerimizi seçerek ve dikkatli bir biçimde konuşmamız gerektiğini anlıyoruz.

Yine Rabbimiz Ahzap:70. ayette " doğru söz söyleyin" diye emrederken, Hacc :30 da "yalan sözden kaçının" buyurur

Nisa 148 de ise "Allah çirkin sözün açıkça söylenmesini sevmez..." Buyurarak herşeyi konuşmamamız, bu konuda seçici davranmamız konusunda bizi uyarır.

Yine K.Kerimde Hz. Musa'ya Firavuna gidip yumuşak söz söylemesi tembihlenmiştir ki Firavuna bile yumuşak söz söylenmesi gerekiyorsa birbirimize nasıl konuşmamız hemen anlaşılabilir. 

 Peygamber efendimizin konu ile ilgili tavsiyelerinden birisi şöyledir:

 Mealen:"Ya hayır söyle ya da sus."

Çünkü her sözümüz amel defterimize kaydediliyor. Yarın ya lehimizde ya da aleyhimizde delil olacaktır.

 Meşhur bir atasözümüzde

"Söz gümüşse sukut altındır." denilmiştir.

 Uzak doğuya ait bir söz var aklımda:

"Konuştuğunda bildiklerini tekrara etmiş olursun. Ama dinlersen yeni şeyler öğrenebilirsin."

 Efendim, söz:

*Uygun zamanda, uygun yerde ve uygun muhataba söylendiğinde değerlidir.

*Meramımızı ifade edecek en uygun kelimeler seçilmelidir. Kısa öz ve net olmalıdır.

*Söz de  muhatap da yorulmamalıdır.

*Söz muhatabın doğru anlayacağı kadar açık ve net olmalıdır.

*Konuşurken dinleyenleri gözlemek gerekir.

Eğer hatır için dinliyorlarsa derhal konuşma bırakılmalıdır.

*"Sözün tamamı ahmaka anlatılır" diye bir atasözümüz vardır. Bu durum herkesin anlayabileceği mevzular içindir. Bazı özel mevzular en ince detayına kadar anlatılması gerekebilir.

*Allah Teala iki kulak bir ağız vermiş; ki iki kez dinleyip bir kez konuşmak lazım.

Fakat dilimizi de etten ve kemikten iki duvar arkasına hapsetmiş ki rastgele konuşulmasın."

**Rastgele söylenmiş sözler rastgele yakılmış ateşe benzerler. Nasıl ki dikkatsizce yakılan ateşler bazen büyük yangınlara sebep olabiliyorsa. Dikkatsizce söylenmiş bazı sözler de büyük facialara sebep olmuş; nice ocaklar sönmüş, nice yiğitler toprağa düşmüştür.

 Atalarımız sözün nasıl söyleneceğini dair bir deyim bırakmışlar bize:

"Doha vardır öküz durdurur, doha vardır saban kırdırır"

 *Yunus Emre ne güzel demiş:

Söz ola götüre başı,

söz ola bitire savaşı,

söz ola ağulu aşı

yağ ile bal ede bir söz."

Yunus Emre'nin bu şiiri halk arasında

"söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı" şeklinde meşhur olmuştur.

 *Söz namustur" sözünü de iyi anlamak gerekir.

Efendim biz de sözü fazla uzatmayalım ki kendimizle çelişkiye düşmeyelim.

12/08/2020.  Ali USLU  - TAVŞANLI

AH BİR ANLAYABİLSEM!..

 Gözlerini sabit bir noktaya dikmiş, "ah bir anlayabilsem" diyor ve kısık sesle tekrar ediyordu derviş.

Oradan geçmekte olan bir dostu, dervişin yanına yaklaştığı halde, derviş, geleni fark etmeden söylenmeye devam ediyordu:

"Ah bir anlayabilsem..."

"Anlayamadığın şey nedir derviş?" diye seslendi arkadaşı.

Derviş toparlandı, arkadaşına baktı ve cevap verdi.

Çok özel şeyleri (mahrem şeyler dahil) sosyal medyada herkese açık hale getirmenin  ne ile alakalı olduğu meselesini bir türlü anlayamıyorum.

 Bu durum:

Psikolojinin konusu mudur?

Sosyolojinin konusu mudur?

Psikiyatrinin konusu mudur.?

Ahlak biliminin konusu mudur. ?

Adabı muaşeretin konusu mudur.?

Veya başka bir şeylerin konusu mudur?

Bir türlü anlayamıyorum. Hem de mahremiyete çok önem verilen bir geleneğimiz olduğu halde. 

Sonra arkadaşına ciddi bir yüz ifadesiyle sordu:

“ Sen anlayabiliyor musun.?” 


SAĞLAM KARAKTER (ile ilgili değişik zamanlardaki yazılarım)

 Karakteri sağlam bir kişi,

Üstlerine dalkavukluk, astlarına despotluk yapmaz.

***

Sağlam karakterli kişi,

Zengine farklı, yoksula farklı muamelede bulunmaz.

***

Karakteri sağlam  kişi, 

Kimsenin hatırı için "hee", veya "yoo" demez.

Duruma göre belki susma hakkını kullanabilir.

O, hakkın ve haklının yanındadır.

***

"Bazı insanlar köle ruhludurlar (köle tabiatlıdırlar)

Ellerine imkan fırsat geçtiği zaman despot kesilirler, zulmederler.

Ellerinden imkan alınınca bu sefer de yalaka olurlar el-etek öperler."

Bu düşüncenin, kelime kelime olmasa bile anlam olarak Sokrat'a ait olduğunu okumuştum.

***

Hz Yusuf ne güzel bir insandır.

Köleyken de, zindanda kalırken de, vezirlik yaptığı zaman içerisinde de kişiliğinde bir değişiklik olmamıştır.

***

TAŞLARIN KARAKTERİ

Taşlar da çeşit çeşittir. Kuru yerde ve gölgede hepsi de uzun süre özelliklerini muhafaza ederler.

Ne zaman su ile temas ederler bazıları dağılmaya başlarlar. Bazı taşlar az bir su ile yapıları bozulurken bazıları yıllarca nehirlerde , göllerde bozulmadan kalabilirler.

 Bazı taşlar da hava şartlarına göre (güneş, nem, yağmur, rüzgar gibi) değişim gösterirlerken, bazıları bunlardan etkilenmezler.

  İnsanlar da karakter yönünden taşlara benzerler...

Bazılarının kişiliğini makam-mevki, zenginlik, sosyal çevre gibi faktörler bozabilirken, bazıları bunlardan pek etkilenmezler.

*********

"Güç bozar' diye yaygın bir deyiş vardır, aslında güç insanın gerçek tıynetini, iç benliğini, karakterini açığa çıkarır. Ketlenmeler, örtüler ortadan kalkar ve kişinin aslında ne olduğu, ayan beyan ortaya çıkar."

Kemal SAYAR (psikiyatri profesörü)


***

Şahsiyeti olmayanın davası da olmaz. 

(Mehmet SÜRMELİ)

SÖYLEMEK- YAPMAK

Bir kişinin bir dakikalık güzelce ellerini sabunla yıkaması, temizliğin öneminden bahseden konferans vermesi, yazılar yazmasından daha iyidir kendi bedenine fayda açısından.

Bir kişinin yarım saat temiz havada yürümesi, yürümenin,egzersiz yapmanın faydalarını saatlerce anlatması veya sahifelerce yazmasından daha yararlıdır kendi bedeni açısından.

Kişinin dengeli beslenmeye dikkat etmesi de onunla ilgili kitap yazmasından daha faydalıdır kendi bedenine yarar sağlaması bakımından.

Bu örnekleri çoğaltabiliriz. Diş sağlığı, ikili ilişkiler, ibadetler, güzel ahlak vb konularda o şeyi uygulamak anlatmaktan,çok daha değerlidir.

Haa uyguladıktan sonra başkalarının yararlanması için anlatmanın bir sakıncası yoktur diye düşünüyorum.

 


BİR GÜN BU MAKAMDAN AYRILACAĞINIZI UNUTMAYIN

    Yeni bürokrat olmuş iki öğrencisi dervişi ziyarete gelmişlerdi.

 Hal hatır sorma faslından sonra  derviş dedi ki;

Gerçi telefonda tebrik etmiştim ama tekrar yeni görevleriniz hayırlı olsun. Rabbim layıkıyla hizmet edebilmeyi nasip eylesin.

Genç bürokratlar teşekkür ettiler. Birisi müsaade alarak dedi ki:

Hocam! bizim fazla vaktimiz yok. Arkadaşımla sizi ziyaret edip hayır duanızı almak ve bu konuda nasihatiniz olursa dinlemek için geldik.

   Derviş, ziyaretten memnun olduğunu aktardı. Onların başarılı olmaları ve istikametten ayrılmamalarını Rabbü’l -Aleminden niyaz eyledi.

 Sonra dedi ki:

Gençler! Başlangıcı olan her şeyin mutlaka sonu da vardır. İnsan hayatı böyle olduğu gibi, küçük-büyük görevler, makam -mevkiler de böyledir. Bulunduğunuz makam-mevki ne olursa olsun bir gün sona ereceğini unutmayın.

Şimdi birkaç kısa hatırlatmada bulunayım.

Birincisi, makamlar birer emanettir. Sizin kendi mülkünüz değildir. Buralarda tasarrufta bulunurken bu bilinçte olursanız dünya ve ahirette bu konuda rahat edersiniz. 

İkinci olarak, makam-mevki sahibi olanlarda müşahede ettiğim durum şudur.

Bazıları makamı bir elbise olarak telakki ettiler. Görevleri bittiğinde veya ayrılmak durumunda kaldıklarında bunu elbiseyi çıkarmak olarak değerlendirdiler. Normal elbiselerini giyip hayatlarına devam ettiler.

Fakat bazıları makam-mevkiyi vücutlarının bir organı (veya vücutlarına takılmış protez bir organ) gibi gördüler. Oradan ayrılmak durumunda kaldıklarında bunu bir organlarını kaybetmek gibi algıladılar. Bu onlara çok ağır geldi.

Sizler bunun bilincinde olunuz. Bulunduğunuz makamı bir gün çıkaracağınız kıymetli bir elbise olarak düşününüz. Hatta işten mesaiden sonra o elbiseyi çıkarıp normal giysilerinizi giyiniz. Gittiğiniz her yere o giysilerle gitmeyiniz ki İleride zorluk çekmeyesiniz.

Üçüncü olarak, eski dostlarınızı ve onların uyarılarını dikkate alınız. Makamınızdan dolayı elbette çevreniz genişleyecektir. Bu yeni arkadaşlarınızın ne kadarının samimi, ne kadarının menfaat icabı dost olduğunu o makamdan ayrıldıktan sonra anlayabilirsiniz.

 Dördüncüsü sizi yüzünüze karşı övenlere karşı dikkatli olun. Bu tür övgüler nice yiğitlerin ayağını yerden kesmiş, hakikati ancak yere düştüklerinde anlayabilmişlerdir.

Son olarak, Sakın adaletten ayrılmayınız, ve makamınızı kullanarak kimseye haksızlık yapmayınız. Eğer haksızlık yapmanız yukarıdan istenirse  direniniz. Yapılan her haksızlık ahirette büyük problem olarak bize döner.

Rabbim niyetinizi ve işlerinizi düzgün eylesin. Hayırlı icraatlarınızde yardımcınız olsun. Kötülerden ve kötülüklerden korusun.

   Genç bürokratlar çok teşekkür ederek müsaade istediler. Giderlerken gözlerinde memnuniyet, zihinlerinde dervişin nasihatleri vardı 

   

 


MANŞET!

İNSANI ÖZGÜRLEŞTİREN İKİ CÜMLE.

  Allahu Ekber" - Allah en büyüktür, Allah tek büyüktür" Sözüne iman etmiş kimseler için artık diğer tüm büyükler(!) (büyüklük tas...