YARATILIŞ VİDEOLARI

 Ali Uslu: "doga.mp4" dosyasını görüntüle veya indir

 https://disk.yandex.com.tr/i/5cXAlgw9sTcEiw

"... Yaratanların en güzeli olan Allah’ın şânı ne yücedir!" (Müminun : 14)



ATEİZMDEN DÖNEN BİR ÖĞRETMEN ARKADAŞIMIN SERÜVENİ.

   Tarsus’a öğretmen olarak bir liseye atandığımda, göreve başlamamdan kısa bir süre sonra Ramazan ayı başlamıştı.

Yeni tanıştığım yirmi yıllık bir öğretmen, ilk kez o yıl oruç tuttuğunu, önceden ateist olduğunu söylemişti. Tabi hem hayret ettim, hem de merak ettim hikayesini.

   Bu öğretmenin hikayesi özet olarak şöyle:

Uzun yıllar ateist olarak yaşıyor ve propagandasını yapıyor. Benim göreve başlamamdan bir yıl kadar önce, ikinci çocukları olan altı yaşlarındaki oğlu, arkadaşlarıyla çomakla oynanan bir oyun oynarken çocuğun gözüne çomak isabet ediyor. Tedavi sürecinin neticesinde çocuğun gözü çevreyi ancak silüet şeklinde görebiliyor.

Üniversite hastanesine gidiyorlar. Çocuğun normal görmesi için göz zarının değişmesi gerektiği söyleniyor. “Tamam değiştirin o halde ne gerekirse yapalım” diyorlar.

Göz profesörü hoca izah ediyor: “Bizim bu göz zarını değiştirebilmemiz için bu yaşlardaki bir çocuğun göz zarı gerekli ayrıca dokularının da uyuşması gerekir. Onu bulduğumuzda nakil yapabiliriz. Bunun için de ölen çocuğun ailesinin çocuğun organlarını bağışlaması gerek.

   Öğretmen arkadaşın kafası allak- bullak oluyor. Birden bir boşlukta hissediyor kendisini. Çünkü dinin yerine bilimi koymuş o zamana kadar.

Şöyle düşünüyor: ”Hayatının büyük bölümünü gözün yapısını öğrenerek ve öğreterek geçirmiş göz profesörleri bile, elinde örnek bir göz ve göz zarı olduğu halde, tıp ilminin ve laboratuvarların çok geliştiği bir çağda, gözün zarını yapamıyorlarsa bu işte bir yanlışlık var.”

Bilime olan inancı azalıyor. Bu profesörlerin yapamadığı göz zarının, anne karnında gözler ve diğer organlarla birlikte annelerin hiç bir müdahalesi olmadan oluşmasını düşünüyor.  Ve daha bir çok şeyler düşünüyor...

   Bir de âciz kaldığı, yardım beklediği bir zamanda her şeye gücü yeten bir varlığa sığınmanın ve dua etmenin Ondan yardım istemenin insan psikolojisi için ne kadar önemli olduğunu fark ediyor.

Neticede Allah Teala'yı buluyor. İslâm'ın hak din olduğunu kavrıyor ve yeni bir hayata başlıyor.

 

TORUNLA TERAPİ


   TRT Belgeselde yaşlılarla ilgili bir belgesel izledim.

İngiltere'de, yaşlıların kaldığı bir huzur evindeki gönüllülerle aynı sayıda dört yaş grubu çocuklar üç aylık bir sürede gündüzleri beraber oluyorlar.

Beraber etkinlik yapıp, beraber öğle yemeği yiyorlar .Kısa sürede çocuklar ile büyükler kaynaşıyorlar, birbirlerini seviyorlar.

   Üç ayın sonunda yaşlıların fiziksel ve ruhsal durumlarında gözle görülür biçimde iyileşmeler oluşuyor. Ayrıca çocuklarda da empati duygularının artması,sosyalleşmeleri, kendine güvenlerinin artması gibi olumlu gelişmeler tesbit edildi.

Programı izlediğimde eski aile yapımızı düşündüm. Üç-dört neslin aynı ortamı paylaştığı evlerimizi.

Kuşakların tecrübe aktarımının olduğu, çocukların bakıcıya bırakılmadığı, dede ve ninelerin torunlarıyla mutlu olduğu kültürümüzü.

Yaşlılarla beraber olmak torunları mutlu ederken, onlar farkına varmadan torunlar da yaşlıları terapi ediyorlarmış meğer.

   Geldiğimiz noktada eskiye dönüş imkansız. Zaten gerek de yok. Çünkü o yapının da bazı sorunları vardı. Fakat dede-nine ile torunların sıkça beraber olabileceği, birlikte vakit geçirebilecekleri formüller bulmalıyız. (En azından imkanı olanlar için)

İNCİTMEMEK VE İNCİNMEMEK ÜZERİNE...

 Birkaç gün önce arabada Erkam Radyo dinliyordum.

Osman Nuri efendi tatlı tatlı anlatıyor, manevi yolculuktan bahsediyor. Diyor ki:

"Bu yolun başı incitmemek sonu incinmemektir".
Bu cümle çok dikkatimi çekti ve üzerinde epeyce düşündüm. Ne kadar derin anlamı var...
İncitmemek kolay. Gerçekten kolay. İnsanlarla ilişkilerinize biraz dikkat ettiğinizde mesele halloluyor.
Fakat incinmemek öyle değil.
Bugün tecrübeyle anladım ki incinmemek hiç de kolay değil.
"Muhatabın ağzı torba değil ki büzesin!"
İnşallah bir gün bizler de incinmeyenlerden oluruz.

EŞLER ARASINDAKİ ANLAŞMAZLIKLARDA KUR'AN-I KERİMİN TAVSİYESİ

 Eşler arasındaki problemler büyüyüp iş ayrılmaya doğru gittiğinde Kitabımız bize aşağıdaki ayete göre hareket etmeyi tavsiye eder :

"Eğer karı-kocanın arasının açılmasından endişe ederseniz, erkeğin ailesinden bir hakem, kadının ailesinden bir hakem gönderin. İki taraf (arayı) düzeltmek isterlerse, Allah da onları uzlaştırır. Şüphesiz, Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdardır." (Nisâ : 35)

Bu ayetten bazı çıkarımlarım şunlardır:
1- Karı-kocanın aralarındaki problemler büyümüşse karı-koca kendi aralarında çözmeye çalışsalar da büyük ihtimalle çözemezler.(Zaten çözebilecek olsalar iş bu kadar büyümeden çözerlerdi.)
2-Taraflar (karı-koca) bu durumlarda mantıklı değil duygusal yaklaşırlar ve büyük ihtimalle her kes kendinin haklı olduğunu düşünür. Veya geri adım atmak nefislerine ağır gelebilir.
3- İki tarafın da güvendiği aklı başında hakemler işe el attıklarında ise duygusal değil mantıkla yaklaşırlar, hataların nerelerde olduğunu ve çözüm yollarını tesbit edebilirler. Tavsiyelerde bulunurlar, yol gösterirler, ara formüller bulabilirler. Bu durumda karı-kocanın geri adım atması nefislerine ağır gelmez.

KISA KISA

Tövbe edip günahlardan arınmak ve salih amel işleyip sevaplarını çoğaltmak için, her yeni gün, hayattaki insanoğlu için yeni bir fırsattır.

***

Keşke, uygulamak da öğrenmek kadar kolay olsaydı.

***

Ey nefsim, tefekkür et!

Niçin yazıyorsun?

Niçin okuyorsun?

Niçin takip ediyorsun?

Niçin konuşuyorsun?

Niçin dinliyorsun?

Şayet bunlar "salih amel" kapsamına girmiyorsa ziyandasın, unutma!.

(Asr suresinin düşündürdüklerinden)

***

Öğrendiğimiz dini bilgiler, bizdeki Allah sevgisini ve ibadet şevkimizi artırmıyorsa, ahlakımızı güzelleştirmiyor, haramlardan uzaklaştırmıyorsa, sadece bir bilgi yüküdür.

***

Yaptığımız şeyler (sözlerimiz, yazılarımız, davranışlarımız, tavırlarımız, derslerimiz, yardımlarımız, işlerimiz, vb.) çok güzel ve çok faydalı bile olsa, eğer "sâlih amel" kapsamına girmiyorsa ahirette bir faydası olmaz.

***

Dikkat ediniz!

Zeki olanların sorumluluğu daha fazladır.

Zengin olanların sorumluluğu daha fazladır.

Makam-mevki sahibi olanların sorumluluğu daha fazladır.

Hangi konuda imkan fazlaysa, sorumluluk da o derece fazladır

Her nimetin külfeti vardır.

***

Dinin temel kaynaklarını ulu orta tartışmak ve din alimlerinin televizyonlarda ve sosyal medyada birbirlerini suçlaması o tartışanların istedikleri sonucu meydana getirmez.

Aksine bazı gençlerin dinden uzaklaşmasına hatta deizme kaymasına sebep olur.

***

Düşünülmeden söylenilmiş sözler, rastgele yakılmış ateşe benzerler. Bu sebeple çıkan yangınlarda nice ocaklar sönmüş, nice yiğitler toprağa düşmüşlerdir.

***

GERÇEKTEN ÖYLE DEĞİL Mİ?

Ayetlere kulak verelim:

"Fakat siz (ey insanlar!) ahiret daha hayırlı ve daha devamlı olduğu halde dünya hayatını tercih ediyorsunuz." (A'lâ : 16-17)

***

AHİRET KURTULUŞU VE DÜNYA HUZURU İÇİN ATILACAK ÖNEMLİ ADIMLARDAN...

"Doğrusu (günahlardan) arınan ve rabbinin adını anıp namaz kılan kurtuluşa ermiştir." (A'lâ : 14-15)

***
EN KISA İFADEYLE CENNETLİK VE CEHENNEMLİKLER...
"Azana ve dünya hayatını ahirete tercih edene, şüphesiz cehennem tek barınaktır."( Naziât : 37-39)
"Kim de, Rabbinin huzurunda duracağından korkar ve nefsini kötü arzularından alıkoyarsa, şüphesiz, cennet onun sığınağıdır." (Naziât : 40-41)
***

Bak evlat!
İki tip insan vardır.
1-İlkelerine göre davrananlar.
2-Çıkarlarına göre davrananlar.
1. gurptan arkadaşların varsa onlara güvenebilirsin. Seninle aynı düşüncede olmasalar bile onlardan korkma. onlara karşı tedbirini alman yeterlidir.
2. gruptakiler seninle aynı düşüncede! olsa bile, onlara karşı mesafeli ol. Onlara dikkat et. Sakın sırtını onlara dayama. Çünkü onlar mercimek tanesine benzerler. Hangi tarafının ön, hangi tarafının arka olduğunu bilemezsin. Ne zaman sana karşı tavır alacağını da bilemezsin.
***
ZİRVEYE ÇIKMAK İSTERMİSİNİZ? (BELED SURESİNDEN)
11-Fakat o, sarp yokuşu göze alamadı.
12-O sarp yokuş nedir, bilir misin?
13-Köle âzat etmektir.
14-16. Veya bir kıtlık gününde yakını olan bir yetimi yahut aç açık bir yoksulu doyurmaktır.
17-Sonra iman edip birbirlerine sabrı tavsiye edenlerden ve merhameti öğütleyenlerden olmaktır.
***
DİKKAT, DİKKAT! LÜTFEN, AYETE DİKKAT!
Allah ve Rasûlü bir işe hüküm verdiği zaman, inanmış bir erkek ve inanmış bir kadına o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Her kim Allah ve Rasûlüne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur. (Ahzâb : 36)
***

“Evladım, deli dolu yağan yağmur ekine fayda vermediği gibi, tarlayı da harap eder. Hâlbuki sağanak sağanak yağan yağmur ise toprağın içine işler. Ekine faydalı olur..."
(Osman Hulusi Efendi)
***
Mübarek bir ihtiyarın genç imama (çok dikkatimi çeken) bir tavsiyesi:
"Evladım! Namaz kıldırırken cemaate göre değil de, mihrabın sâhibine göre kıldır."
***
KIRGINLIKLAR VE KIZGINLIKLAR KONTROL ALTINA ALINMADIĞINDA
Bir şeylere veya birilerinize kırgın veya kızgın olanlar, bu duygularını kontrol altında tutamadıklarında, zamanla öyle bir savruluyorlar ki çok farklı bir ortamda buluveriyorlar kendilerini. Zamanla farklı bir kimlik ve kişiliğe bürünebiliyorlar.
***

BU AYET ÜZERİNDE HİÇ DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ?
"Ey iman edenler! Allah'tan, O'na yaraşır şekilde korkun ve ancak müslümanlar olarak can verin."
(Âl-i İmrân : 102)
Bu ayeti hiç düşündünüz mü?
Hem "ey iman edenler" diye başlıyor, hem de "ancak müslümanlar olarak can verin" diyor.
***
ŞAYTAN ALİMLERLE DAHA ÇOK UĞRAŞIR

Şeytan alimlerle daha çok uğraşır.

Çünkü onları kandırmak üzümü salkımlarından tutup çekmek gibidir.

Ayağı kayan alim bir de kanaat önderlerinden ise, pek çok takipçisi varsa, üzümü küfesiyle götürmek gibidir.

Bu sebeple alimlerin ayağının kaymaması için de dua etmeliyiz.

***

*- Hocam! Hayattaki en kolay iş nedir?

- Eleştirmektir, kardeşim.

Ne uzmanlık ister, ne bilgi...

Hiçbir çaba hiçbir gayret gerektirmez.

Taşın altına elini koyman da gerekmez.

Üstelik (hakaret yoksa) hiçbir cezası da olmaz, hesap soran da olmaz.

Tek yapman gereken usûlüne uygun cümleler kurmak veya klavyenin tuşlarına basmak. Mutlaka alıcısı bulunur.

***

ÜZÜM ÜZÜME BAKARAK KARARI MI?

"Üzüm üzüme bakarak kararır mı? bilmiyorum.

Fakat çürük bir üzüm tanesinin, çevresinde bulunan bir çok üzümü zamanla çürüttüğünü biliyorum.

***

USLÛP ÖNEMLİDİR...

"Doha vardır öküz durdurur; Doha vardır saban kırdırır."

***

İZMİR DEPREMİ ÜZERİNE

Milyonlarca insanın hayallerinin, hayatının 30 saniyede allak-bullak

olmasına

ve önceliklerin bir anda yer değiştirmesine sebep oldu deprem.

Ölümün bize ne kadar yakın olduğunu hatırlattı...

Hayata pamuk ipliğiyle bağlı olduğumuzu hatırlattı...

Öyleyse haydi Ali, bildiğin ve bilmediğin günahların ve hataların için

tevbe et....

Yârın geç olabilir. 

***

-Hocam! Kur'an'da "Çalıştı, fakat boşa yoruldu"(Ğâşiye/ 3) ayetinin kapsamına hangi davranışlar girer?

-Kardeşim! genel bir ifade ile, salih amel sayılmayan her eylemimiz için düşünebiliriz

***

"Allah razı olsun" cümlesi ne güzel bir duadır.

Keşke söyleyen ve söylenen herkes bilincine varsa...

Düşünsenize... O razı olduktan sonra geriye ne kalıyor ki.

***

DİKKAT EDELİM!...

Konuştuklarımızdan sorumluyuz.

Yazdıklarımızdan sorumluyuz.

Paylaştıklarımızdan sorumluyuz.

Dinlediklerimizden sorumluyuz.

Bakışlarımızdan sorumluyuz.

 

BU YOLUN SONU DEİZME ÇIKAR

1400 küsür yıldır kabul görmüş ve uygulanagelen İslam Dininin sabiteleriyle (iyi niyetle de olsa) oynayanların varacağı ve götüreceği yer deizmdir. Görünen köy kılavuz istemez. 

Deizme doğru hızla yol alanları ibretle seyrediyorum. 

Peygamber Efendimizin şu duasının maksadını  şimdi daha iyi anlıyorum.

"...Allah’ım sapmaktan ve saptırılmaktan, doğru yoldan kaymak ve kaydırılmış olmaktan sana sığınırız." (Ebu Davut/Daavat)

Rabbim savrulmaktan muhafaza buyursun.

MANŞET!

İNSANI ÖZGÜRLEŞTİREN İKİ CÜMLE.

  Allahu Ekber" - Allah en büyüktür, Allah tek büyüktür" Sözüne iman etmiş kimseler için artık diğer tüm büyükler(!) (büyüklük tas...