KISKANÇLIĞIN MANTIĞI

KISKANÇLIK ÜZERİNE-3
- Hocam kıskançlığın mantığı nedir?
-Kardeşim kıskançlığın mantığı falan yoktur. Başkasının elindekinin yok olmasını istemenin mantığı olamaz. Bu durum bence patolojik bir durumdur.
Bir de şunu söyleyeyim; Sadece yoksun olanlar kıskanmaz.
"Benim yok onun da olmasın" düşüncesi yoksun olanların kıskançlığıdır.
"Yalnız benim olsun, başkasının olmasın" düşüncesi de değişik bir kıskançlık türüdür ve nimetlere sahip olanların kıskançlığıdır. Bu tür kıskançlıklar da az değildir.
Bir öğrencinin sınıfta sadece ben yüksek puan alayım, başkası yüksek almasın düşüncesi buna örnektir.
Bu elbiseden ilçede sadece bende olsun, başkasında olmasın düşüncesi de bu türden bir kıskançlıktır.

"DİN" İLE "DİN KÜLTÜRÜ" FARKI


Fakültede öğrenci iken, bir hocamız tahtaya bir daire çizdi. Ortasına "DİN" diye yazdı. Altına da açıklama mahiyetinde "Kuran-ı Kerim ve Peygamber Efendimizin sahih sünneti" yazdı.
Sonra, önceki daireyi de içine alan daha büyük bir daire çizdi. Ona da "DİN KÜLTÜRÜ" yazdı. Altına da "Din ile ilgili, yapılan yorumlar, fetvalar, vb." yazdı.
Sonra da açıklama yaptı. "Dinin kendisinde kesinlikle yanlışlık hata olamaz. Çünkü o her şeyi bilen Allah Teala ya aittir. Fakat dinin yorumlarında hatalar olabilir çünkü bunlar müslümanların (özellikle alimlerin) dinden anladıklarıdır. İnsanlar da hatadan münezzeh değildirler"
Mesela tefsirler dinin yorumudur. Müfessirler (Allah Teala Onlardan razı olsun) belli bir usul çerçevesinde o ayetten anladıklarını yazmış ve söylemişlerdir. Bazen aynı ayetin açıklaması değişik müfessirler tarafından farklı biçimlerde yapılmıştır. Bizler bu farklı görüşleri okuyarak ayetin ne demek istediği noktasında fikir sahibi oluruz.
Mezhepler de dinin yorumudur. Bu sebeple aynı mesele hakkında mezheplerin görüşleri bazen farklı olabilmektedir. Mezhepler bizim için dinimizin uygulama noktasındaki kolaylıklardır.
Yanlış anlaşılmasın bunlar din dışı şeyler değildir. Fakat dinin kendisi de değildir. Mezhep imamlarımız (Allah Teala onlardan razı olsun) belli usuller çerçevesinde fetvalar vermişler, bunun için gayret göstermişler ve bundan sevap da kazanmışlardır. Bu fetvalar bizim hayatımızı oldukça kolaylaştırmıştır.
Tarikatler, cemaatlerin din anlayışı, tecrübeleri ve uygulamaları da dinin yorumudur.
Vaazlarda, hutbelerde, din sohbetlerin çoğunda dinin yorumu vardır.
Müslüman toplulukların ve bireylerin dini anlama ve yaşama biçimleri de dinin yorumudur. Dinin kendisi değildir. Bunlarda veya uygulamalarında az da olsa hata ihtimali vardır. Bu hatalar dinimizin kendisine nisbet edilemez. Hata, hata sahibine aittir.
Kısaca Ali Uslu'nun okuduğu ayette hata olamaz ama açıklamasında hata olabilir.ve bu hata Ali Uslu'ya aittir.

KISKANÇLIK KİMLER ARASINDA DAHA FAZLA OLUR.

-Peki hocam kıskançlık (çekememezlik) daha çok kimler arasında olur?
-Kardeşim! kıskançlığın tamamına yakını birbirlerini tanıyan hatta aynı ortamı paylaşan kişiler arasında olur.
Mesela kıskanç öğrenci kendisinden daha yüksek not alan sınıf ve okul arkadaşını kıskanırken başka okuldaki daha yüksek puan alan öğrenciyi kıskanmaz.
Kıskançlık genelde aynı meslek grupları içerisinde daha fazla olur. En çok ta aynı kurumdakilerin arasında olur.
Aynı köyde yaşayan kişiler arasında da kıskançlık daha fazladır.
Bir de maalesef akrabalar arasında bu durum yaygındır.

KISKANÇ KİŞİLERİ NASIL TANIYABİLİRİZ?

Hocam kıskanç (çekemeyen) kişileri nasıl tanıyabiliriz?
-Kardeşim çocuklar kıskandığını davranışlarıyla belli ederler fakat büyükler bunu ustalıkla gizleyebilirler. Tesbitlerime göre gizleyemeyenlerin veya ara sıra açık verenlerin bu konudaki davranışları şöyledir.
1- Çevresindeki, özellikle yakın çevresindeki güzellikleri, başarıları görmezden gelirler, tebrik etmezler.
Mesela kıskanç bir öğrencinin arkadaşına güzel bir ayakkabı alındı diyelim. Kıskanç öğrenci onu görmezlikten gelir. "Güle güle kullan" gibi sözler söyleyemez.
Öğrenciyi örnek olarak verdim. Öğretim üyesi bile olsa güzel bir makale yayınlamış arkadaşını tebrik etmez, görmezden gelir.
2- Kusur bulmaya, küçümsemeye veya kulp takmaya çalışırlar.
Ayakkabı örneğine devam edelim; Diğer arkadaşları ayakkabıyı görüp arkadaşlarına "güle güle kullan, çok yakışmış" gibi sözler söylediklerinde orada bulunan ve ayakkabıları fark etmek zorunda kalan kıskanç öğrenci hemen kusur bulmaya veya küçümsemeye çalışarak.
"Cuma pazarından mı aldınız?
Pazarın gözünü çıkarmışsın?
Daha iyi bir renk bulamadın mı?
O markanın imitasyonu galiba vb." gibi cümleler söyleyerek ayakkabının değerini kendince düşürmeye çalışırlar.
Bir örnek de kulp takmak için vereyim. Diyelim ki, kıskanç bir kişinin komşusunun kızı nişanlanmış. Bu haberi duyduğunda normal bir kişi: "iyi olmuş Rabbim mübarek eylesin" gibi hayır duada bulunması gerekirken, kıskanç kişi hemen kulp takmaya çalışır.
Mesela: "ee elinde telefon sokak sokak gezerken bulmuş demek ki birisini" gibi ipe sapa gelmez cümleler kurarlar.
Komşunun veya akrabasının oğlu işe girmiş diyelim. Normal kişi bu haberi duyduğunda sevinmesi gerekirken kıskanç kişi:
"ee babası gibi sen de siyasilerin yalakalığını yapsan senin oğlun da bir işe girerdi."
Komşunun veya akrabanın çocuğu üniversite sınavında yüksek bir başarı elde etmiş diyelim. Kıskanç kişi buna sevinmez hemen küçümseme ve kulp takma sözlerini söyler:
"Bir de kazanmasaydı bari, özel dersler, özel hocalar, dersaneler... tabi ki kazanacak..."
3- Çevresinde bir güzellik olduğunda bir mutlulukları olduğunda kıskanç kişiler o gün çok gergin olurlar. Normalde problem olmayan küçük şeyleri bile problem yapmaya başlarlar.O gün çevresinin burnundan getirirler.
4- Kıskandıklarının başına bir olumsuzluk gelmesi onları mutlu eder. Bir de adalet duygusunun arkasına gizlenirler.
Mesela : Kıskandığı kişilerden birisini arabasının kaza haberini alsa mutluluğunu ilk anda gizleyemez. Sonra da "ee haramlar bi şekilde çıkacak tabii. İyi ki canlarına gelmemiş." gibi suçlayıcı dil kullanırlar.
Rabbim nefsimizi ve neslimizi başkalarının elindeki nimetleri, başarılarını, mutluluklarını kıskanmaktan muhafaza eylesin.
Kıskanç kişilerin maddi ve manevi şerlerinden muhafaza eylesin.

DUYMADIK, BİLMİYORDUK DİYEMEYİZ ARTIK...

 PEYGAMBER EFENDİMİZİN VERDİĞİ HABERİ BEN DE DUYDUM SİZLER DE DUYDUNUZ...

"İman eden kullarıma söyle: Namazlarını dosdoğru kılsınlar, kendisinde ne alış-veriş, ne de dostluk bulunan bir gün gelmeden önce, kendilerine verdiğimiz rızıklardan (Allah için) gizli-açık harcasınlar. "(İbrâhîm Suresi : 31. ayet)

ENGELLİLERE BAKIŞ

 Dün Engelliler Günüydü.

Öğrencilerimin engelli arkadaşlarına bakışını düşündüm.
Bu konuda öğrencilerde bilinç düzeyinin git gide arttığını müşahede etmiştim.
Öğretmenliğe başladığım yıllarda az da olsa bazı öğrencilerin özellikle zihinsel engelli (saf dediğimiz) ve konuşma zorluğu çeken çocuklarla eğlendiklerini (dalga geçtiklerini) görürdüm. Öğretmenliğimin son yıllarında ise böyle durumlara hiç rastlamadım diyebilirim.
Hani "bu gençler çocuklar nereye gidiyor böyle" diye sık sık şikayet duyarız ya. En azından bu konuda iyiye gidildiğini söyleyebilirim.
Aslında hepimiz bir engelli adayıyız. Mesela rahmetli annem son yıllarını önce tek değnekle, sonra çift değnekle son on ayını da yatağa bağımlı halde geçirmişti.
Rabbim engelli kardeşlerimize ve ailelerine kolaylıklar ve sabırlar versin.
Çektikleri sıkıntıları Ahiret mükafatı olarak karşılarına çıkartsın.
ALİ USLU

YOUTUBE KANALIMIZ

 Kısa videolarımızın yayınlanacağı YouTube kanalımızın linki aşağıdadır:

https://youtube.com/@aliusluhayat

MANŞET!

İNSANI ÖZGÜRLEŞTİREN İKİ CÜMLE.

  Allahu Ekber" - Allah en büyüktür, Allah tek büyüktür" Sözüne iman etmiş kimseler için artık diğer tüm büyükler(!) (büyüklük tas...