GOCA GAVUR

 GOCA GAVUR

Rahmetli babam, ABD, Rusya, İngiltere gibi emperyalist devletlerden bahsederken "goca gavur" derdi.

Evet, her zaman yaptığı gibi goca gavur yine gavurluğunu yapıyor.

Bunların müdahale / işgal için her zaman bir bahaneleri vardır;

Özgürlük, insan hakları, demokrasi... gibi.

Allah Teâlâ zulümlerini kendi sonlarına vesile kılsın..

Ali USLU

AKIL PAMUK İPLİĞİ İLE BAĞLIYMIŞ

 Kim olduğunu unuttum, fakültedeki hocalarımızdan birisi "Aklınıza fazla güvenmeyin. İnsanın aklı pamuk ipliği ile bağlıdır" demişti. Bu söz hep aklımda kaldı.

Malum pamuk ipliği pek sağlam değildir, zora geldiğinde kopma ihtimali oldukça fazladır.
Ne zaman bir intihar vak'ası duysam bu söz aklıma gelir. Allah Teâlâ aklımızı almasın.
Yakın çevresinde psikolojik problemi olanlar lütfen daha dikkatli olsunlar. Çünkü onların pamuk ipliği biraz daha hassas ve biraz daha yıpranmış oluyor.
Bir de çevremizdekilerin, maiyetimizdekilerin psikolojisini olumsuz anlamda etkileyecek, bozacak söz ve davranışlardan uzak duralım.
Bazen bir söz, bir tavır insanı hayata bağlarken bazen de ters bir söz, ters bir tavır kişiyi hayattan koparır.
Öfkenin belli dozajdan sonrası da aklı gideren bir durumdur. Öfke sebebiyle kişiler hem kendilerine hem çevresine zarar verebilirler. Onun için öfkemizi kontrol etmek ve çevremizdekileri öfkelendirecek şeylerden uzak durmak da önemlidir.
24/02/2026 Ali USLU - TAVŞANLI

CAN-U GÖNÜLDEN ŞÜKÜR

 Mahallemizde camiye gelip giderken tanıştığımız bir abi var, bir kaç senedir kanser hastalığı ile imtihan oluyor. Hastalığı bazen ilerliyor, bazen iyiye yakın oluyor. Camiye gelebilecek duruma geldiğinde namazlarını camide kılmaya çalışıyor.

Dün yatsı namazında yan yanaydık. Maske ile gelmişti. Ezan okunmaya başlayınca ellerini kaldırdı (çok yüksek olmayan bir sesle fakat ben duyabiliyordum) Ramazana kavuşturduğu için Allah Teala'ya (gerek duruşuyla, gerek ses tonuyla, söyleme biçimiyle) öyle can-u gönülden şükür etti ki, hayran kaldım.

Yatsıyı kılıp teravihe geçiş esnasında da aynı şekilde teravih namazını kılmasını nasip ettiği için şükür etti.

Düşündüm de, psikolojik olarak kendisini ölüme çok yakın hissetmek, acaba "önümüzdeki Ramazana kavuşur muyum" diye düşünmek, sonra o güzel günlere camiye gelebilecek kadar da olsa sağlıklı olarak ulaşmak ne kadar farklı bir duygudur... Rabbimiz abimize hayırlı şifalar ihsan eylesin.

Kendimize verilen nimetler konusunda ne kadar gaflette olduğumuzu bir kez daha anladım.

Rabbimiz cümlemizi gafletten uyandırsın. Nimetlerin farkına varmayı, bize verilen fırsatları en güzel biçimde (rızasına uygun olarak) değerlendirmeyi nasip eylesin.

19/02/2026   Ali USLU - TAVŞANLI



KAÇ YANLIŞ KAÇ DOĞRUYU GÖTÜRÜR ?

4 YANLIŞ BİR DOĞRUYU GÖTÜRÜR MÜ? 

Testli sınavlarında  4 yanlış veya 3 yanlış 1 doğruyu götürür. 

Bu durum sınavlarda böyle olsa da, günlük hayatta böyle değildir. 

Yaptığımız yanlışın büyüklüğüne ve muhatapların algılama durumlarına göre, bazen bir yanlış dört doğruyu, bazen kırk doğruyu, bazen daha fazlasını götürür. 

Dinimizin amele taalluk eden meselelerinde yapılan yanlışlar da bazı doğruları götürebilir.(Bakınız Hucurat suresi 1 ve 2. ayetler)

İtikadi manadaki yanlışların bazıları ise (mesela şirke girmek, veya  küfre /inkara girmek gibi) Allah  katındaki doğruluk namına yaptığımız ne varsa hepsini götürebilir.

Ve'l- hasıl çok dikkat etmek gerekir.

07/02/2026   Ali USLU

İYİ TARAFLARI DA VARDI

 Derviş, son vazifesini yapmak üzere tanışık olduğu, az da olsa aralarında hukukun bulunduğu bir kişinin cenaze namazına katılmıştı.

Namazdan sonra imam efendi cemaate sordu:

-Ey cemaat-i müslimin merhumu hal-i hayatında nasıl bilirdiniz?

Cemaatten bazıları "iyi biliriz" derken, bazıları sessiz kalmayı tercih ettiler. Derviş ise "Allah Teâlâ rahmet deylesin" dedi.

 İmam efendi bu sefer:

-İyiliğine şahitlik edermisiniz? diye sordu.

Cemaatten bazıları sessiz kalırken bazıları "iyi biliriz" diye cevap verdiler.

Derviş kendi duyacağı bir sesle "iyi tarafları da vardı" diye cevap verdi.

İmam efendi aynı soruları üç kez tekrarladı.

Her defasında derviş de aynı sözlerle karşılık verdi.

İmam efendi "merhuma hakkınızı helal edermisiniz?" diye sorduğunda cemaatten çoğu kimseler "helal olsun" diye cevap verirken derviş de kısık bir sesle "helal olsun" dedi.  Fakat bunu söylerken içinde tuhaf bir burukluk oluşmuştu.

BEN ŞÖYLE DÜŞÜNÜYORUM

 *-Hocam ben şu konuda şöyle düşünüyorum.

-Düşünebilirsin kardeşim, herkes istediğini düşünebilir. Kimsenin düşüncesine pranga vurulamaz. Fakat bunu bana niye anlatıyorsun?

*-Acaba yanlış mı düşünüyorum?

-Kardeşim anladığım kadarıyla sen karını vermişsin ve benden de onay almak istiyorsun. Zaten soru soranların pek çoğu da maalesef kendi düşüncesine destek bulmak maksadıyla soruyorlar.

 

EVLENEMEYEN ERKEKLER VE KIZLAR

 EVLENEMEYEN ERKEKLER VE KIZLAR

Son yıllarda sohbet ettiğimiz değişik çevrelerde duyduğum şikayetlerden / serzenişlerden bir tanesi de çocuklarının evlenmeyişi veya evlenememesi meselesi. Bu meseleyi iki grup halinde ele alalım:

1. Grup: Evlenmeyenler veya evlenmek istemeyenler.

Bu gruptakiler henüz evlenmek istemeyenler ve evliliği  hiç düşünmeyenler olarak ikiye ayrılıyor. Evlenmek istemeyenlerin bu tercihlerinin arkasında hangi sebepler/düşünceler var bu konuda kapsamlı bir araştırma yapılıp (belki de araştırma vardır da bizim haberimiz yoktur)  en azından yapılabilecek konularda önlemlerin alınması gerekir.

2.Grup: Evlenmek istedikleri halde evlenemeyenler.

a- Maddi sebeplerle evlenemeyenler. 

b- Çevresinde gördüğü kötü örnekler sebebiyle, evlenmek istediği halde bu işe cesaret edemeyenler.

c- Kafa dengi birisini bulamadığı için evlenemeyenler.

d- Evlenmek istediği halde ne istediğini tam bilemediği için evlenemeyenler. 

Yukarıda bahsettiğim ailelerin şikayetleri genellikle maddi sebepler sebebiyle evlenemeyenler hariç diğer tüm maddelerle alakalı. Çünkü bu durum için çocuklarından değil başka şeylerden şikayet ediyorlar. 

Benim üzerinde durduğum ve kafa yorduğum elimden geldiğince yardımcı olmaya çalıştığım kişiler ise "ne istediğini bildiği halde uygun adayı bulamayanlar."

Önceleri akrabalık bağları daha sıkı olduğundan, yerleşim merkezindeki insanlar çevresindeki kişileri  daha iyi tanıdıklarından uygun adayı ya aileler kendisi bulurlar, ya da yakınları tarafından evlenme çağına gelmiş kişilere veya ailelerine tavsiye edilirdi. yerleşim yerlerinin kalabalıklaşması, akrabalık bağlarının zayıflaması, bireyselliğin artması ve başka sebeplerle evlenmek istediği halde uygun adayı bulamama konusu giderek artan bir problem olarak karşımıza çıkmaktadır.

"Bu konuda neler yapılabilir?" Bilmiyorum. Fakat bir şeyler yapılması gerektiğinin çok elzem olduğuna inanıyorum.

18/01/2026     Ali USLU - TAVŞANLI

MANŞET!

İNSANI ÖZGÜRLEŞTİREN İKİ CÜMLE.

  Allahu Ekber" - Allah en büyüktür, Allah tek büyüktür" Sözüne iman etmiş kimseler için artık diğer tüm büyükler(!) (büyüklük tas...