19 yıl evveldi. Stockholm'e gitmiştim. Bir otele indim. Geceydi. Sabahleyin, tıraş olmak için lavaboya gittiğimde, aynanın yanında ilginç bir yazı gördüm. Lütfen diyordu tıraştan sonra jiletinizi çöpe atmayın yanında bir kutu var, oraya bırakın. Bir tek jiletle dahi olsa İsveç çelik sanayiine yardımcı olun.
Doğrusu
hayretler içinde kaldım. Çocukluğumdan beri çelik eşya denince akla İsveç
çeliği gelir. Birçok eşya üzerinde "İsveç çeliğinden yapılmıştır"
diye yazardı. İşte o ülke, kullanılmış bir tek ufacık jiletin bile çöpe
gitmesini istemiyor, ona sahip çıkıyor gelen turistlere rica yollu uyarıda
bulunuyordu
(Sabri
TANDOĞAN/ GÖNÜL SOHBETLERİ / ll. CİLT)
--------
"...Teyzem,
evladım tuz lazım oldu, büfeden alır mısın dedi. Bir büfe vardı. Aynı zamanda
bakkal görevi yapıyordu. Gittim. Kuyrukta birkaç kişi vardı. Sıraya girdim,
benden önce yaşlı bir beyefendi vardı. Sırası geldi. Büfeye yaklaştı,
"bana şu parayı lütfen bozar mısınız" dedi. Çok edepli, saygılı bir
kimse olduğu her halinden belli oluyordu.
Büfeci
birden parladı. "Bugün herkes para bozdurmaya geliyor, burası banka
mı" dedi daha bir takım sözler söyledi hırçın ve asabi idi. Cümleleri
kurşun gibi çıkıyordu ağzından. Bir yandan parayı bozuyor bir yandan acı acı
söyleniyordu.
Yaşlı zat
tedirgin olmuş rengi sararmıştı. Birden müdahale etti. "Lütfen" dedi
"paramı verin ben vazgeçtim bozulmaktan... " Bu kez büfeci iyice
parladı hem bozdur hem bütünle derler bu ne biçim iş anlayamadım gitti türünden
yine bir yığın laf etti. Onun üzerine yaşlı zat, 40 yıldır aklımdan çıkmayan şu
sözlerle tartışmayı kapattı.
"Bozduğun
paraya içinin bütün zehrini akıttın. Ben o parayı ağız tadıyla harcayamam.
Güzellikle edep ile yapılmayan hiçbir işten hayır gelmez" dedi.
(Sabri TANDOĞAN/ GÖNÜL SOHBETLERİ /CİLT-2)
------------
Bir zamanlar Ankara'nın meşhur şekercisi Ali uzun'un bir helvacı ustası vardı. O helvayı yemeğe doyum olmazdı. Ağzınızda eriyiverir, dağılıverirdi... Bir gün kendisine bu kadar güzel helva yapmanın sırrını sordum. Tevazu ile başını önüne eğdi konuşmak istemedi. Sonra ısrar edince anlattı.
Helva yapmazdan önce gusül abdesti alır,
secdeye varır, başarılı olması için Allah'a niyazda bulunurmuş. Sonra
imalathaneye girerken santrale haber bırakırmış, beni kim ararsa arasın,
bağlamayın. Bu gün imalat günü dermiş. Helvanın yapılması bitinceye kadar
kimseyle konuşmaz, ayetler, hadisler okurmuş. Helva bittikten sonra da iki
rekat Şükür namazı kılarmış.
(Sabri
TANDOĞAN/ GÖNÜL SOHBETLERİ Vl. CİLT)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder