Liseye gittiğim yıllardı. Uzun zamandır çocukları olmayan komşumuz Tavşanlı'nın uzak köylerinin birinden evlatlık olarak 5-6 yaşlarında bir erkek çocuk getirmişlerdi. Anlatıldığına göre henüz küçük olan beş kardeş, anneleri vefat edince bakacak kimseleri de olmadığından babaları tarafından hepsi evlatlık olarak verilmişti.
Komşumuz olan aile çocuğa iyi bakıyor ve üzerinde titriyorlardı. Çocuk ta mutlu görünüyordu. Kim bilir annelerinin vefatından sonraki günlerde ne gibi sıkıntılar çekmişti.
Çocuk ilkokul 1. sınıfa başladığında ben lise son sınıfa gidiyordum. Öğretmeni verdiği fişleri çalışması için ödev vermiş. Anne-babanın ikisi de okuma yazma bilmediğinden, annesi yardımcı olmam için çocukla bizim eve gelmişlerdi. Fişin birisi "ALİ ELİNİ YIKADI" biçimindeydi. Fakat çocuk bunu "ALİ ELİNİ YAYKADI." şeklinde okuyordu.
Aramızda şöyle bir diyolog geçti:
-Önce ben okuyayım sonra sen tekrar et tamam mı?
-Tamam.
*-Ali elini yıkadı.
-Ali elini yaykadı.
*-Yaykadı değil kardeşim yıkadı... Haydi tekrar söyle bakalım; Yıkadı.
-Yaykadı.
*-O zaman kelime kelime okuyalım. Haydi başlıyoruz.
*-Ali
-Ali
*-Elini
-Elini
*-Yıkadı
-Yaykadı.
*-Yine olmadı. Bir de hece hece okuyalım bakalım.
*-Ali
-Ali
*-Elini
-Elini
*-yı
-yı
*-ka
-ka
*-dı
-dı
*-yıkadı
-yaykadı.
*-Yine olmadı bir de şöyle deneyelim.
*-yı
-yı
*-kadı
-kadı
*-yıkadı
-yaykadı.
Belki bir saat "yıkadı" kelimesini değişik hecelerde okuttum. Hece hece doğru okuyordu. Fakat ne zaman yıkadı diye heceleri birleştirsem "yaykadı" diyordu. Baktım olmuyor, vazgeçtim. "Bu çocuk geri zekalı mı? acaba" diye düşündüm. Fakat çocuk tabiri caizse cin gibiydi.
Aradan yıllar geçti. Biraz psikoloji ilmine merak sardım, bilinçaltını anlamaya çalıştım. Sonraki zamanlardan birinde bu çocuğa fiş öğretirken yaşadıklarım aklıma geldi. Bu olayı tekrar değerlendirdim. Zihnimde oluşan şey gözlerimi yaşarattı.
Çocuğun bizim köyde kullandığı kelimeler ile kendi köyünde kullandığı kelimeler aynı şekilde söyleniyordu onlarda bir sorun yoktu. Fakat yıkadı kelimesini annesi YAYKADI şeklinde öğretmişti. Mesela annesi ona "elini yüzünü yıka" demeyip "elini yüzünü YAYKA" demişti. Belli ki çocuğun bilinçaltı annesinden kalan bu özel hatırayı değiştirmek istemiyordu. Belki de çocuk bunu bilinçli olarak yapıyor annesinin öğretisine ihanet etmek istemiyordu.
Anne özleminin ne olduğunu o gün (bunu farkettiğim gün) farklı biçimde öğrenmiş oldum.
Yaş ilerleyince insanın gözleri de
pek sulu mu oluyor ne... bak yine gözlerimi siliyorum.
Rabbim hiç bir çocuğu annesiz babasız bırakmasın
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder