DERVİŞİN GÖRÜŞÜ
İNSAN ÇOK ENTERESAN BİR VARLIK KARDEŞİM.
CAM KIRIKLARI
Derviş, yolda yürürken şayet acele bir işi yoksa, yolda gördüğü şişe, şişe kırıkları, çivi gibi zararlı şeyleri alıp uygun yere bırakırdı. Bunu uzun zamandan beri alışkanlık haline getirmişti.
Yine bir gün yolda yürürken, yol
kenarında kırılıp bir kaç parçaya bölünmüş maden suyu şişesi gördü. Küçük
parçaları şişenin kırılmayan bölümüne koydu. Etrafına bakındı atacak çöp
konteyneri bulamayınca şişe elinde olduğu halde yürüdü. "Önüme gelen
konteynere atarım" diye düşünmüştü.
Derviş'in yaptıklarını gören bir
tanıdığı arkasından yetişerek selam verdi.
"Ve aleykümselam" dedi derviş.
Adam istihzâ karışık bir espriyle dervişe takıldı:
"Arkadaş! gördüğüm kadarıyla
temizlik işçilerine iş bırakmıyorsun. Söyleyelim de belediyeden maaş
bağlasınlar bari..."
Derviş espriye gülmedi. Yumuşak bir ses
tonuyla cevap verdi:
"Peygamber Efendimiz, yoldan
geçenlere zarar verecek şeyleri yoldan kaldırmanın sadaka olduğunu söylemişler
ve müminleri buna teşvik etmişlerdir. Peygamber Efendimizin tavsiyesini
uygulamak ne zamandan beri istihza ve espri konusu oldu acaba? "
Sonra devam etti:
"Bak arkadaş! Birisi içtiği maden
suyu şişesini çöpe atmak yerine buraya bırakmış. Belki burada kırmış, belki
başka birisi onu kırmış. Yapılanlar hoş şeyler değil. Keşke, boş şişelerin
buraya bırakılmayacağını veya yoldaki şişelerin kırılmayacağını çocuklarımıza /
insanımıza öğretebilseydik...
Bu kırık cam parçaları buradan geçen bir
hayvanın ayağını kesebilir. Üzerine düşen bir çocuğun dizini veya kolunu
kesebilir. Bu çocuk senin bir yakının da olabilir... Bu sebeple bunları
zararsız hale getirmek bizim bir insanlık görevimiz olsa gerektir. Elbette
bunları temizlik görevlileri alırlar. Ya onlar almadan birileri bundan zarar
görürse bundan biz rahatsız olmaz mıyız?
Adam hiç bu şekilde düşünmemişti. Söylediği şeyden dolayı pişman olmuştu. Dervişe teşekkür ederek ayrıldı. Giderken kendi kendine "Bu günkü dersimizi almış olduk elhamdülillah" diye mırıldanıyordu.
PROF. İSMAİL CERRAHOĞLU HOCAMIZIN ŞAHİT OLDUĞU BİR OLAY
Hocaların hocası Prof. İsmail Cerrahoğlu hocamız bir kaç gün önce 93 yaşında vefat ettiler. Allah Teala rahmet eylesin. Ankara İlahiyat Fakültesinde öğrenci iken Tefsir Usulü dersimize girmişti. Öğrencilerin sevdiği ilmi ile amil bir hocamız idi.
Derste anlattığı bir anısını sizlerle paylaşmak istedim. Anlattığı olay özet olarak şöyleydi:
Hocamız, Medine-i Münevvere'de bir caddede yürürken birbirleriyle tartışan (Arapça konuşan) iki kişiye rastlamış. Tartışanların ses tonları git gide yükselmiş ve birbirlerine bağımaya başlamışlar. Bu arada yumruklar sıkılmış.Tartışma kavgaya dönmek üzere iken oradan geçen bir kişi yüksek sesle "Sallû alâ Rasûlinâ Muhammed" demiş. Bu sözü duyan o iki kişinin ikisi de bir anda 180 derece dönüp "Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed" diyerek hızla birbirlerinden uzaklaşmışlar. Bu durum hocamızın çok dikkatini çekmiş.
Hocamız demişti ki: "Sallû alâ Rasûlinâ Muhammed" diyen şahıs, muhtemelen "Siz Peygamberimizin huzurundasınız, veya Onun beldesindesiniz, utanmıyormusunuz Onun huzurunda sesinizi yükseltmeye ve kavga etmeye" demek istedi" Bunu duyan iki mümin de Peygamberimizin hatırına tartışmayı ve kavgayı bırakıp oradan hızla uzaklaştılar"
Peygamber Efendimize olan sevgi ve saygı müminlerin davranışlarına ne kadar etki ediyor diye bu olay benim de çok dikkatimi çekmiş ve etkilemişti.
Allah Teala Hocamıza rahmet eylesin. Ahirette Peygamber Efendimize komşu eylesin. Bizlere de Peygamber Efendimizi layıkıyla sevmeyi ve yolundan gitmeyi nasip eylesin.
NASİHATLER-1
NASİHAT-1
*-Hocam! Bana nasihat edermisiniz?
-Estağfirullah kardeşim.Madem böyle bir talebiniz oldu başta kendi nefsime olmak üzere şunları diyebilirim; Hiç bir zaman büyük konuşmayasın!...
*-Başka bir öğüdünüz???
-Daha önceki bilerek veya bilmeden de (farkında olmadan) olsa yaptığın (bildiğin-bilmediğin) tüm büyük konuşmaların ve kibir sayılacak davranışların için tevbe et.
İnsanın başına dert açan en önemli şeylerden birisi büyük konuşmalarıdır.
Bu gün yaptığın böyle bir hata belki kırk sene sonra başına dert açabilir.
***
-Hocam! Bana nasihatte bulunur musunuz?
-Estağfirullah kardeşim. Ben size nasihatte bulunmak yerine, Peygamber Efendimizin bizlere yaptığı nasihati özet olarak, hem kendime hem de size hatırlatmış olayım:
"Ya hayır konuş(iyi/güzel şeyler söyle); ya da sus"
Eğer bu nasihate uyarsak dünyada ve ahirette bir çok problemden emin oluruz inşaallah.
***
*-Bizlere hem dünyada hem de Ahirette kazandıracak en karlı işlerden birisi nedir biliyor musun kardeşim?
- Nedir hocam?
*- (İmkanı olanlar için) Ana- baba duası almaktır.
***
NASİHAT-4
*-Çare nedir biliyor musun kardeşim?
-.....
*-Gönülden tevbe etmek ve istiğfara devam etmek...
-Neyin çaresi bu hocam?
*-Maddi ve manevi bir çok problemin çaresi...
***
-Hocam!
Bana, kısa ve öz, nasihat verebilir misiniz? Uzun öğütler aklımda pek kalmıyor da....
*-Ahirete inanıyor musun?
- Tabii ki inanıyorum...
*- O halde Ahirette hesabını vereceğini düşünerek hareket et.
***
-Hocam!
Çekindiğiniz en önemli şeyler nelerdir?
-Çok var kardeşim. Ama bir tanesini söyleyeyim. BÜYÜK KONUŞMAK...
Büyük konuşmalar kişinin başına büyük badireler açarlar. Hatta düşüncesi bile olumsuz yönde etkiler bazılarını. Mütevazilik ve istiğfara devam etmek bir çok belayı önleyebilir.
***
Bak kardeşim.
Yaptığımız şeyler (sözlerimiz, yazılarımız, davranışlarımız, tavırlarımız, derslerimiz, yardımlarımız, işlerimiz, vb.) çok güzel ve çok faydalı bile olsa, eğer "sâlih amel" kapsamına girmiyorsa ahirette bir faydası olmaz.
NASİHATLER-2
-Hocam bana nasihat eder misiniz?
-Hocam! bana nasihat eder misin?
*-Değerli öğrencim, sana akılda kolaylıkla kalacak bir şey söyleyeyim, hayatın boyunca bunu uygulamaya çalış.
Malından, infak et, ikram et, fakat israf etme.
İnfak ve ikram Allah Teala'nın hoşlandığı, israf ise hoşlanmadığı bir davranıştır.
İnfak ve ikram kişiyi cennete yaklaştırırken israf cennetten uzaklaştırıp cehenneme yaklaştırır.
***
-Hocam! Bana nasihat eder misiniz?
*-Ölüm var kardeşim. Hem de hiç kimseyi ıskalamayan, yüzde yüz herkesin karşılaşacağı ölüm var... Sonra da hesap var.
-Biliyorum hocam...
*-Gerçekten biliyor musun?
-Evet hocam, biliyorum.
*-Gerçekten bir gün öleceğini ve sonra da hesap vereceğini biliyor musun? Bunun idrakinde misin? Bunun bilincinde misin?
"Bunun idrâkinde olanların ayrı bir nasihate ihtiyacı olmaz" diye düşünmüştüm.
TİCARİ NAMUS NEDİR? VEYA NE KADARDIR?
MANŞET!
İNSANI ÖZGÜRLEŞTİREN İKİ CÜMLE.
Allahu Ekber" - Allah en büyüktür, Allah tek büyüktür" Sözüne iman etmiş kimseler için artık diğer tüm büyükler(!) (büyüklük tas...
