
Günlerden bir gün, bir siyasi partinin mitinginde yankesicilik yaparken yakalanan bir kişi de cezaevine geldi. Meğer bu kişiler, mitinglerin devamlı müşterileri olduğundan mitingleri takip ederlermiş.
Bu yankesicilikten cezaevine düşen Gaziantepli Mehmetti. Mehmet derslerimi dikkatle dinleyenler arasındaydı. Koğuşa girdiğimde hemen yanıma gelir, hoşbeşten sonra, “ hocam ben bi çay koyayım” derdi. Gel zaman git zaman Mehmet'le samimiyetimiz arttı. Bir gün dedim ki:
“ Mehmet, sen bu işlere nasıl bulaştın.”

Ne yapacağımı kara kara düşünürken bir arkadaş beni birileriyle tanıştırdı. Tanıştığımız kişiler cepçilermiş(yankesici).”Sen bunlara biraz takıl. Paranı denkleştirince halıcılığa geri dönersin” dedi. Bu fikir cazip geldi. İşin inceliklerini öğrendim ve onlara takıldım. Hocam o başlayış, başlayış oldu ve bir daha da bırakamadık. Sonunda yakalanıp buraya geldik.
Mehmet! Dedim .Çocukların var mı?
- Ellerinden öperler hocam dört tane.,
-Peki senin burada olduğunu biliyorlar mı?

Kur’an'daki şu ayet geldi gözlerimin önüne “Şüphesiz ki, içki, kumar, tapılmak için dikilmiş taşlar ve fal okları şeytan işi pisliklerdir. Onlardan uzak durunuz."
Ayetteki vurguya dikkat ettiniz mi? “Uzak durunuz."
Demek bu tür şeylerin yakınında bulunmak tehlikeli bir uçurumun yanında bulunmak gibi bir şeymiş, ne zaman içine düşeceğin hiç belli olmazmış.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder