ALLAH TEALA ÇARPMIŞ MI?


Bulunduğunuz yerleşim yerinde oldukça zengin, bir çok çocuğa sahip, sağlığı sıhhati yerinde, itibarlı bir kişiyi düşünün.
Bu kişinin, zaman içerisinde malı-mülkü kalmıyor, iflas ediyor, çevresi ve itibarı azalıyor, hanımından başka tüm yakınları vefat ediyor, derken ağır bir hastalığa yakalanıyor. Uzun süre evinden çıkamıyor.
Şimdi size soru.
Bu kişiyle ilgili neler düşünürdünüz?
Çevrenizdeki insanlar bu kişiyle ilgili neler söylerler?
Benim yaşadığım yerdeki insanların bir çoğunun muhtemelen görüşleri  şöyle olur:
1-    Eğer sevdiği kişilerden birisiyse: “Allah bu kişiyi imtihan ediyor galiba” derler.
2-     Çok fazla tanımadığı kimseyse:  “Allah bu adamı çarptı galiba. Her şeyini elinden aldı.” derler.
3-    Sevmediği bir kimse ise:  “Allah belasını verdi” gibi cümleler kurarlar.
 Yukarıda bahsettiğim kimsenin hayatı Kur'an-ı Kerim’de bize örnek olarak anlatılan Hz. Eyyüb (AS)ın hayatına benzer bir hayattır.
Kur’an-ı Kerim’de Hz. Eyyüp (AS) ile ilgili ayetlerin bazıları şöyledir:
"Eyyüb'ü de (an). Hani Rabbine: «Başıma bu dert geldi. Sen, merhametlilerin en merhametlisisin» diye niyaz etmişti.” (Enbiyâ/ 83)
"Biz de onun duasını kabul edip kendisinde dert namına ne varsa gidermiştik. Tarafımızdan bir rahmet ve kullukta bulunanlar için de bir ibret olmak üzere ona ailesini ve onlarla beraber bir mislini daha vermiştik." (Enbiyâ/ 84)
“Ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içilecek soğuk bir su (dedik)”( Sâd / 42)
Bizden bir rahmet ve olgun akıl sahipleri için de bir ibret olmak üzere ona hem ailesini hem de onlarla beraber bir mislini bağışladık.”( Sâd /43)
“… Gerçekten biz Eyyub'u sabırlı (bir kul) bulmuştuk. O, ne iyi kuldu! Daima Allah'a yönelirdi.”( Sâd /44)
“Kavmine peygamber olarak görevlendirilen Hz. Eyyûb (a.s.), tefsirlerde ve diğer kaynaklarda anlatıldığına göre büyük bir zengindi. Geniş topraklar, bağlar, bahçeler ve kalabalık sürüler sahibiydi. Son derece sağlıklı bir bünyeye sahip olup çok sayıda çocuğu vardı. Ömrünün bolluk ve sağlık içinde geçirdiği yıllarında, varlıklı ve sağlıklı bir kulun yapabileceği en güzel kulluk şeklini göstermişti. Son derece muttaki, Allah'ın verdiği nimetlere şükreden ve muhtaçlara yardımcı olan bir kul olmuştu. Dünya malı hiçbir şekilde onu tuzağına düşürememişti. Bunlarla alâkalı olmalı ki, Yüce Allah, onu kendisine bol bol verdiği bu nimetlerle, çocuklarının çokluğu ve bedeninin sıhhatiyle imtihan etmek istedi. Onu malını mülkünü ve ardından yakınlarını elinden almakla imtihan etti. Bütün mal varlığını ve çocuklarını kaybeden Hz. Eyyûb (a.s.), aynı zamanda ağır bir hastalığa yakalandı. Bu durumda ise o, hasta ve muhtaç sâlih kullar için örnek bir hayat yaşadı. Başına gelen bu sıkıntılara karşı sabır zırhına bürünerek Allah'a hamdine ve yoğun ibâdetine devam etti. Asla kırgınlık göstermedi, büyük bir tevekkülle Allah'tan gelen her şeye razı olduğunu gösterebilmek için elinden geleni yaptı. Bolluk zamanında olduğu gibi, darlık hallerinde nasıl olunması gerektiği hususunda sâlih kullar için güzel bir örnek oldu. Hatta neticede, Allah Teâlâ tarafından "sabırlı, güzel bir kul olarak tanıtılma" yanında, sabırlı kişiler hakkında en önemli örnek hâline geldi. Rivayete göre sâliha bir hatun olan hanımı da, bollukta ve darlıkta ondan farksızdı. Nimetlere şükretmesini bilen bu bahtiyar kadın, sıkıntı ve ağır hastalık günlerinde, kocasını terk etmedi, onu yalnız bırakmamak için elinden geleni yaptı ve her türlü hizmetini yürütmeye çalıştı” ( Prof. Dr. İsmail Yiğit, Peygamberler Tarihi, Kayıhan Yayınları)
BAŞIMIZA GELEN OLUMSUZLUKLARIN SEBEPLERİ:
Başımıza gelen olumsuzlukların çeşitli sebepleri olabilir.
1-Yaptıklarımız yüzünden olabilir. Bu gerekli tedbirleri almadığımız için olabileceği gibi, günahlarımız yüzünden de olabilir.
“Başınıza gelen herhangi bir musibet, kendi ellerinizle işledikleriniz yüzündendir. (Bununla beraber) Allah çoğunu affeder.”(Şûrâ : 30)
2-İmtihanımız olabilir.
“Andolsun ki sizi biraz korku ve açlık; mallardan, canlardan ve ürünlerden biraz azaltma (fakirlik) ile deneriz. (Ey Peygamber!) Sabredenleri müjdele!”( Bakara : 155)
 “Her nefis ölümü tadacaktır. Sizi bir imtihan olarak hayır ile de şer ile de deniyoruz. Ancak bize döndürüleceksiniz.” (Enbiyâ : 35)
3-Günahlarımızın affı ve sevaplarımızın artması için olabilir.
Peygamber  Efendimizin şu iki Hadis-i Şerifi bize bu konuda ışık tutar:
“Bir Müslüman’a herhangi bir musibet, bir sıkıntı, bir keder, bir üzüntü, bir eziyet, bir gam dokunursa, hatta kendisine bir diken bile batarsa, mutlaka Allah bunları onun günahlarına kefaret yapar.” (Buharî, Marda,1; Müslim, Bir, 52)
“Mü’minin hayranlık verici bir hali vardır ki, başka hiç kimsede bulunmaz. O’nun her işi hayırdır. Eğer bir genişliğe (nimete) kavuşursa şükreder ve bu onun için bir hayır olur. Eğer bir darlığa (musibete) uğrarsa sabreder ve bu da onun için bir hayır olur.” (Müslim, Zühd, 64)
“ Hadis-i şerifimizde görüldüğü üzere Peygamber Efendimiz’i hayrete düşüren şey, kulun nâil olduğu nimetleri verene şükredince de, şer gibi görünen dertlere, sıkıntılara ve hastalıklara sabredince de sevap kazanmasıdır.”(Prof Yaşar KANDEMİR/Son Peygamber/ info)
TAVSİYE:
Kendimizin ve yakınlarımızın başına olumsuzluklar geldiğinde 1. Maddeyi düşünüp
 “Acaba bir yanlışımın veya bir günahımın neticesi olarak bu iş başıma gelmiş olabilir mi? Bu bana bir ceza olabilir mi?” diye düşünürsek; Varsa hatalarımızın farkına varıp, hatalarımızı düzeltebiliriz ve Rabbimizden af dileriz.
   Başkalarının başına olumsuz şeyler geldiğinde ise 2. Ve 3. Maddeleri  hatırlayıp “Belki Rabbimiz Onu imtihan ediyordur.” Veya “Rabbimiz bu sebeple günahlarını  affetmek  ya da  derecesini yükseltmek istiyordur” diye düşünürsek  su-i zandan  ve gıybetten korunmuş oluruz.
Diğer yazılarımız için
www.aliuslu.net



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

MANŞET!

RÖPORTAJ

 https://youtu.be/Wo_cX-JKGWU?si=O2IpQY7RbOpsRdhV