Bir Ramazan günü böyle bir tatbikat için bir-kaç öğrenciyle
birlikte ilçeye yaklaşık 15 km uzaklıktaki o zamanlar köy olan Gürağaç’a
gittik. Bir öğrencimiz namazdan önce camiide vaaz edecek, bir öğrencimiz
teravih kıldıracak, iki öğrencimiz ezan
okuyup kamet getirecek. Bir-kaç öğrencimiz de teravih namazının aralarında
ilahiler-ümniyyeler okuyacak, biz de onlara rehberlik edecektik.
Okul idaresi daha önceden gerekli mercilere
haber veriyorlardı. Bu sefer de verilmişti. O köyün güzel bir gelenekleri varmış. Ramazan
ayında her gün bir ev görevlendirilir, o aile o gün evini misafir gelecek
biçimde hazırlar ve yemeğini ona göre yaparmış. vakitli-vakitsiz köye bir
misafir gelirse o eve yönlendirilirmiş.
Biz akşama yakın köye vardığımızda o
günkü nöbetçi eve götürdüler.Daha once haber verildiği için de ev sahibi
sağolsun daha bir hazırlanmış. Biz iftarı beklerken 10 dakika kala bir şahıs
daha getirdiler. Bu şahsın iki gözü de kördü, kulakları sağırdı ve
konuşamıyordu. dilsizdi yani.
O zamana kadar görme engelliler görmüştüm. Hatta fakülte dördüncü sınıfa giderken on kadar arkadaş bir vakıf evinde kalmıştık ve arkadaşımızın birisi görme engelliydi. Onların gözü görmüyordu ama işitiyor ve konuşuyorlardı.
İşitme engellileri de görmüştüm ortaokul yıllarında mahallemizde böyle bir arkadaş vardı ve bizimle gayet iyi anlaşırdı. Onlar da duyamıyorlar ve duyamadıkları için de konuşamıyorlardı. Ama görüyorlar ve işaretlerle anlaşıyorlardı.
Fakat bu yeni gördüğümüz şahsın durumu çok zordu. Ayrı bir yere tepside yemek getirdi ev sahibi. Dış dünya ile ilişkisini sadece dokunma yoluyla sağlıyabiliyordu. Ben de bir yandan yemeğimi yerken diğer taraftan o şahsı gözlemledim. O kadar zor bir hayatı vardı ki anlatamam.
O zamana kadar görme engelliler görmüştüm. Hatta fakülte dördüncü sınıfa giderken on kadar arkadaş bir vakıf evinde kalmıştık ve arkadaşımızın birisi görme engelliydi. Onların gözü görmüyordu ama işitiyor ve konuşuyorlardı.
İşitme engellileri de görmüştüm ortaokul yıllarında mahallemizde böyle bir arkadaş vardı ve bizimle gayet iyi anlaşırdı. Onlar da duyamıyorlar ve duyamadıkları için de konuşamıyorlardı. Ama görüyorlar ve işaretlerle anlaşıyorlardı.
Fakat bu yeni gördüğümüz şahsın durumu çok zordu. Ayrı bir yere tepside yemek getirdi ev sahibi. Dış dünya ile ilişkisini sadece dokunma yoluyla sağlıyabiliyordu. Ben de bir yandan yemeğimi yerken diğer taraftan o şahsı gözlemledim. O kadar zor bir hayatı vardı ki anlatamam.
İsra suresi 97. ayet geldi aklıma…
"Allah kimi
doğru yola iletirse işte o, doğru yolu bulmuştur. Kimi de saptırırsa böyleleri
için O'nun dışında dostlar bulamazsın. Onları kıyamet günü körler, dilsizler ve
sağırlar olarak yüzüstü haşredeceğiz. Varacakları yer cehennemdir. Cehennemin
ateşi dindikçe, onlara çılgın ateşi artırırız."(1)
Bu ayeti düşündüm. Mahşerde kör, sağır dilsiz olarak haşrolan bir de yüzükoyon yürümeye çalışan insanları...
Bu ayeti düşündüm. Mahşerde kör, sağır dilsiz olarak haşrolan bir de yüzükoyon yürümeye çalışan insanları...
Bu Ayet-i Kerimeyi düşünürken şöyle bir manzara canlandı gözümde:
Sur'a ikinci kez üflenmiş ve bütün insanlar tekrar dirilmişler. Her yer insan…
Sur'a ikinci kez üflenmiş ve bütün insanlar tekrar dirilmişler. Her yer insan…
iğne atsan
yere düşmeyecek. Ve yukarıda bahsedilen biçimde haşrolan insanlar.
Nereye gideceğini göremiyor, bilemiyor, soramıyor, konuşamıyor, Konuşulanı duyamıyor. İnsanların ayakları altında eziliyor ve üzerine basan kişilere bir şey diyemiyorlar. Rabbim böyle duruma düşmekten muhafaza buyursun.
Taha/125. ayette ise bazı insanların kör olarak dirileceği bildirilir.
”Rabbim! beni niçin kör olarak dirillttin .Halbuki ben dünyada görüyor idim“
(Allah) buyurur ki: İşte böyle. Çünkü sana âyetlerimiz geldi; ama sen onları unuttun. Bugün de aynı şekilde sen unutuluyorsun!"(Tâhâ : 126)
Furkan suresinde Rabbimizin has kullarından bahsedilir ve bir bölümünde “O (has kullar ki) kendilerine Rablerinin ayetleri hatırlatıldığında onlara karşı kör ve sağır davranmazlar” Yani ayetleri duymamış görmemiş gibi olmazlar gerekli öğütleri alıp gereğini yaparlar.
Nereye gideceğini göremiyor, bilemiyor, soramıyor, konuşamıyor, Konuşulanı duyamıyor. İnsanların ayakları altında eziliyor ve üzerine basan kişilere bir şey diyemiyorlar. Rabbim böyle duruma düşmekten muhafaza buyursun.
Taha/125. ayette ise bazı insanların kör olarak dirileceği bildirilir.
”Rabbim! beni niçin kör olarak dirillttin .Halbuki ben dünyada görüyor idim“
(Allah) buyurur ki: İşte böyle. Çünkü sana âyetlerimiz geldi; ama sen onları unuttun. Bugün de aynı şekilde sen unutuluyorsun!"(Tâhâ : 126)
Furkan suresinde Rabbimizin has kullarından bahsedilir ve bir bölümünde “O (has kullar ki) kendilerine Rablerinin ayetleri hatırlatıldığında onlara karşı kör ve sağır davranmazlar” Yani ayetleri duymamış görmemiş gibi olmazlar gerekli öğütleri alıp gereğini yaparlar.
Rabbim
bizleri de bu has kullarından eylesin.
_________________________________________________________
(1) Allah Teala'nın dilediğini doğru yola iletmesi, dilediğini saptırması hakkında linkteki yazımızı okuyabilirsiniz: http://www.aliuslu.net/2017/12/cok-sorulan-bir-soru.html
Diğer yazılarımız için: www.aliuslu.net
_________________________________________________________
(1) Allah Teala'nın dilediğini doğru yola iletmesi, dilediğini saptırması hakkında linkteki yazımızı okuyabilirsiniz: http://www.aliuslu.net/2017/12/cok-sorulan-bir-soru.html
Diğer yazılarımız için: www.aliuslu.net
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder